Eskiden Anadolu kadınının başörtü ile irtibatı üç
gerekçeye dayanırdı. Bunlardan biri, geleneksel örgünün içinde şekillenir ve
kadının kimliği ile bütünleşirdi. Bu hanımlar, büyüklerinden öyle gördükleri
için başlarını örterlerdi fakat bunun İslami bir sorumluluk olduğu konusunda
yeterli bilgi ve bilince sahip olmazlardı. Örtüyü geleneksel bir simge olarak
gören bu kimseler, düğüne derneğe gittiklerinde ya da köylerinden
uzaklaştıklarında başlarını açar ve geri döndüklerinde tekrar takarlardı. Bu
hanımların kendilerine has bir örtünme stilleri vardı. Eşarplar önden
tavşankulağı yapılır ve bir tutam saç yüzün üst kısmından aşağı doğru sarkardı.
Yıllardan beri Müslüman kadının bilinçli olarak taşıdığı örtüyü, geleneksel
kalıplara sokmaya ve aslından uzaklaştırmaya çalışan zihniyetlerin referans
verdiği örtü işte bu örtüydü.
Kadının örtünme gerekçelerinden bir diğeri ise, yaş ve
yaşa hürmetti Belli bir yaşın üstündeki hanımlar, yaşlarının verdiği olgunluğa
binaen örtünür ve bunu bir tür saygınlık ifadesi olarak görürlerdi. Bu hanımlar
da genellikle kırkımdan sonra kapanacağım diyen ve örtünün kendisini muteber
kılacağına inanan hanımlardı.
Üçüncü kategoride yer alan kimseler ise, Allah emrettiği
için örtünen ve örtüyü İslami usullere göre taşımaya gayret eden hanımlardı.
Bilinçli kadın, örtünün edep ve haya ile bir bütün olduğunu bilir, vakarlı bir
duruş sergilerdi. Yani örtü aynı zamanda, kadının iffeti ahlak ve maneviyatı
ile bütünleşir ve kendisini muteber kılardı. Örtü kadını kötü bakışlardan korur
ve özgür kılardı. Bu yönüyle başörtüsü özgürlüğün de bir simgesiydi. Onlar
Allah ın örtün emrine tabi olurken, vücutları üzerinde tasavvur haklarının
olmadığını ve her şeyin yaratıcıya ait olduğunu idrak eder Allah nasıl
örtünmelerini emrediyorsa öyle örtünürlerdi.
Onlar Allah ın emrine boyun eğmiş ve teslim olmuşlardı:
Ey Peygamber, mümin kadınlara söyle gözlerini haramdan
sakınsınlar ırzlarını korusunlar. (yüz ve el gibi) görünen kısımlar hariç
ziynet (yer) lerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine kadar
salsınlar. Ziynetlerini kocalarından yahut babalarından yahut kocalarının
abalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut erkek
kardeşlerinden yahut erkek kardeşlerinin oğullarından yahut kız kardeşlerinin
oğullarından yahut Müslüman kadınlardan yahut sahip oldukları kölelerden yahut
erkekliği kalmamış hizmetçilerden yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine
vakıf olmayan erkek çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri
ziynetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler hep birlikte
tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz ( Nur-31)
Bu gün, hangi kategoride yer aldığını anlayamadığımız bir
tesettür anlayışı daha ortaya çıktı ki, bu hanımlar özellikle gençlere
yozlaşmış bir tesettür anlayışı empoze ederek büyük zarar veriyorlar.
Sorduğunuzda hepsi inandığım için örtünüyorum diyecektirler. Fakat abartılı
makyajları, kısaltılmış etekleri, daracık pantolonları, deve hörgücünü andıran
başları ve bir de bütün bunların üstüne, edep ve haya sınırlarını aşan tutum ve
davranışları ile bu hanımlar Müslüman kadının örtüsüne ve itibarına büyük zarar
getirmektedirler.