Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.
1800’lü yıllardan itibaren İslam toplumunda kadının yeri çok tartışılmış, çeşitli çevreler ve düşünce akımları bu konuyu kendi açılarından ele almışlardır. “Geleneksel kadın”, “Türk kadını”, “Avrupai kadın”, “ev kadını”, “kamu kadını”, “çağdaş kadın”, “feminist kadın”, “hayat kadını” “özgür kadın”, “Müslüman kadın” gibi nitelemeler ile kadın, zamanımızda hiç gündemden düşmemektedir. Kadın hakkında farklı, hatta birbirine zıt görüşlerin ifade edilmesi, kavram kargaşasına yol açtığından konu, içinden çıkılmaz hale gelmektedir. Kadın konusunda hangi kesimin, neyi, kim ve ne adına, niçin ve ne maksatla savunduğunun iyi bilinmesi gerekir. Peygamberimizin şu hadisi bu konu hakkında önemlidir “Şüphesiz dünya tatlı, göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah sizi dünyada halife kılmış, ancak ne yapacağınıza ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyaya aldanmaktan korunun, kadınlar hakkında da kendinizi koruyun. Çünkü İsrailoğulları arasında ilk fitne kadınlar yüzünden çıkmıştır.” (Müslim) Kadın konusunda ileri sürülen fikirlerin, hangi maksatla üretilmiş olduğunun bilinmesi, bazı aykırı görüşlerin İslam’danmış gibi takdim edilmesini önler. Batılın en tehlikelisi, hakka en yakın olanıdır. Dünyada çeşitli toplumlarda kadın tümüyle horlanırken, din ve düzen olarak insanlık için tek çare olan İslam, kadını ümmeti yetiştiren annelik şerefine taşımıştır. Kız çocuğunun da erkek evlat gibi Allah’ın bir lütfu olduğunu, Allah’ın dilediğine kız, dilediğine erkek çocuğu vereceğini vurgulamıştır. İslam, kadını miras ile intikal eden bir eşya durumuna düşüren bu aşağılayıcı gelenek ve uygulamaları kaldırıp kadına kişilik kazandırmıştır.
Kadını özel bir şahsiyet olarak değerlendiren İslam, onun öz varlığını muhatap almıştır. Namaz, zekât, oruç, hac gibi ibadetler, erkeklere emredildiği gibi kadınlara da emredilmiştir. Helaller ve haramlar her iki cins için müşterek olarak konulmuştur. Mülk edinmek ve üzerinde tasarrufta bulunmak kadınlar için de garanti altına alınmıştır. İslam düzeninde, sosyal, iktisadi, ruhi ve bedeni zaruretler nedeniyle, birkaç konuda erkekle kadın arasında kısmi farklılıklar mevcuttur. Ancak bu farklar, birini diğeri açısından daha sorumlu veya sorumsuz kılmaz. Kadına imrenilecek bir mevki tahsis eden İslam, fiziki ve ruhi yapısı erkeğe nazaran daha hassas olan kadına, fıtratın gerektirdiği ihtimamı göstermiştir. İslam’da kadın varlığına verilen değeri kavrayabilmek için onu kız çocuğu, zevce ve anne olarak ele almak gerekir.
KIZ ÇOCUĞU
Erkek çocuğu ile kız çocuğu arasında ayrım yapan, kız çocuğunu ikinci derecede değerlendiren cahili anlayışlara karşı savaş açan İslam, kız çocuğuna farklı bir şefkat ve ilgi göstermiştir. Peygamberimiz, kız çocuğunu küçümsemeyen ve erkek çocuğunu ona tercih etmeyen kişiye büyük ecirler olduğunu bildirmiştir. Çocuğun terbiyesi üzerinde ciddi ve hassas olunmasını emreden İslam, gelecek neslin manevi mimarları olacak kız çocuklarının eğitimine dikkatimizi çekmiştir. “Bir mümin iki kızını (akıl baliğ olup evleninceye kadar) güzelce terbiye eder, ihtiyaçlarını karşılarsa, ben ve o kimse (iki parmağın birbirine yakınlığı gibi birbirimize yakın olarak) Cennette olacağız.” (Tirmizi) Bu anlayış ve kavrayış İslam’dan başka hiçbir yerde yoktur.
ZEVCE OLARAK KADIN
İslam, kız çocuğuna büyük önem verdiği gibi, zevce olarak da kadına büyük değer vermektedir. İslam tarihinin en muhteşem nutku olan veda hutbesinde, Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar, kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ediyorum. Siz kadınları, Allah’ın emaneti olarak aldınız. Onların namuslarını ve ismetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır.” (Müslim) Kadın, kurulan İslam ailesinin anası, bu ailenin reisi olan erkeğin de eşidir. Kadın için bu çok kıymetli bir şeydir. “En güzel dünya nimeti, insanın sahip olabileceği nimetlerin en hayırlısı; zikreden dil, şükreden kalp ve insanın iman doğrultusunda yaşamasına yardımcı olan kadındır.” (Tirmizi). Her Müslüman kadının bu manayı idrak etmesi ve buna göre öncelikle aile kurumunda sorumluluk üstlenmesi gerekir.
ANNE OLARAK KADIN
Allah, insanı kadının bedeni üzerinden yaratmayı takdir buyurmuştur. Ana rahmi kavramı, çok önemlim bir mefhumdur. Bunun için kadının anne olmasının önemini kelimeler ile ifade etmek kolay bir mesele değildir. Evlenip anne olmaktan kaçınan kadınlar, kadın olarak yaratılmış olmalarının hakkını vermemiş olurlar. Zira “Cennet annelerin ayakları altındadır.” (Nesei) buyrulmuştur. Anne olmak böyle bir şeydir. Ebu Hureyre(r.a)şöyle dedi: “Bir adam, Resulüllah (s.a.s)’e geldi ve: İnsanlar arasında kendisine en iyi davranmam gereken kimdir? diye sordu. Resulüllah (s.a.s) şöyle buyurdu: “Annendir.” Adam: Sonra kimdir? dedi. Resulüllah (s.a.s) şöyle buyurdu: “Annendir.” Adam: Sonra kimdir? dedi. Resulüllah (s.a.s) şöyle buyurdu: “Annendir.” Adam: Sonra kimdir? dedi. Resulüllah (s.a.s): “Babandır.” Buyurdular.” (Buhari), Bu hadise göre anne rızası gözetilecek önemli bir değerdir. İSRA 23: “Rabbin sadece Kendisine ibadet etmenize ve anne babanıza, Allah’ın sizi görmekte olduğu bilinci içinde mümkün olan en iyi şekilde davranmanıza hükmetti. Eğer onlardan biri veya her ikisi yaşlanmış olarak yanınızda bulunuyorsa sakın varlıklarından veya onlara hizmetten bıkkınlıkla kendilerine “Öf” diyecek ölçüde bile kötü söz söyleme. Onları azarlama ve daima onlara karşı tatlı dilli ve gönül alıcı ol.” Bu ayet, anne olmanın kıymetini ortaya koyan en kıymetli belgelerdendir. ZÜMER 6: “…Annelerinizin karnında üç karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yarattı…” Bir kadın için anne olmak çok önemli bir kulluk ve kadınlık görevidir. Bu bizim Milli Görüşümüzdür. Selam hidayete tabi olanlara…