Tarİhe damga vuran marka şehirlerin medeniyet hatırası ruhu,
yılların biriktirdiği mimarisi, yapı bloklarının, sokaklarının, caddelerinin
oluşturduğu kimlikleriyle bezenmiş özellikleri ve hepsinden önemlisi ismi bile
söylendiğinde bir anda zihninize düşen kendisine ait siluetleri vardır.
Mesela, Paris denilince aklınıza ilk gelen şey, demir yığını Eyfel Kulesi yse;
İstanbul denilince de camilerle süslenmiş ve bezenmiş muhteşem güzelliği olur.
Şehir, içinde yaşayan insanların ruhuyla ve algılarıyla şekillenir Sürekli
canlıdır Yaşadığını, hatta kalp atışlarını dinleyebilirsiniz. Şehirde yaşayan
insanların sokaklarında, caddelerinde dolaşırken, atmosfere saldıkları
nefesleri, ağızlarından çıkan güzel cümleler veya kötü sözler bile şehrin bize
sunduğu tüm değerleri, güzellikleri etkiler. Şehri muhafaza etmesi gereken, bir
sonraki nesle olduğu gibi, devraldıkları gibi devretmesi gereken yine o şehirde
yaşayan insanlardır Yetkili makamlarda bulunanlardır Şehrin idarecileri,
yerel yöneticileri, o şehirleri korumak, yağma edilmesini önlemek, talan
edilmesine fırsat vermemek zorunda olan devletin ta tepesindekilerdir.
Geçtiğimiz günlerde Başbakan Ahmet Davutoğlu, kadim
medeniyetlerin başkenti İstanbul un her köşesine bir muhteşem eserini
bırakarak, bu şehrin siluetine güzellik katan, bir ressam edasıyla bu şehre
imar fırçasını değdiren Mimar Sinan ın anma etkinliğinde birkaç kelam etti
Elbette, bu sözleri, özellikle iktidarı arkalayan medya organlarında kibrit
kutusu kadar bile yer ve değer bulmadı. Çünkü Davutoğlu, bu sözleriyle hem bir
itirafta bulunuyor, hem de yaptığı şikâyetle, kendi zihniyetlerini de
eleştirmiş oluyordu.
Davutoğlu, koca Sinan ı anma etkinliğinde, Bundan sonra bu
şehre hançer gibi saplanan hiçbir eser yapılmayacak dedi. Şehrin siluetini
bozan çarpık yapılaşmadan bahsederek, Şimdi muhasebe vaktidir arkadaşlar.
Burada isim vermekten de kaçınmayacağım. Eğer bir gemi ile İstanbul a
yaklaşıyorsanız, bir tarafta Süleymaniye diğer tarafta gök kafes denilen bir
ucube. Biz Mimar Sinan dan, bizim nesil hiç ders almamış diye insan kahrediyor,
üzülüyor, mahvoluyor. Tarihi yarım adaya şirk koşan, o yarımadayı tahakküm eden
ne eser varsa bu şehre ihanettir. Aynı şeyi Zeytinburnu kuleleri içinde
söylerim, diğer yapılar içinde ifadelerini kullanıyordu. Bu ifadelerin altına
imzamızı attık
Peki, kardeşim, Zeytinburnu ndan bir hançer gibi yükselen
ucube gökdelenler, şu güzelim İstanbul umuzun bağrına bağrına sokulurken
işbaşında ben mi vardım Rezillik, kepazelik bir daha yapılmayacak demiş
olmakla, kadim medeniyetlerin, ecdadımızın bize miras bıraktığı İstanbul un
muhteşem siluetini bozanların üzerindeki sorumluluk ve yükümlülük kalkmış
oluyor mu Lütfen, algılarımızı değiştirmeyi bırakın Bizim de katıldığımız bu
tespitler, ancak ve ancak yapılan suçu örtbas etmekten başka bir işe yaramıyor.
İktidar makamında mısınız Şikâyet makamında mısınız Şehre
hançer sokulmayacak Güzel O dönemde şehre hançer sokulurken işbaşında olan dönemin
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da demişti ki, Bu müteahhide üzüntülerimi
bildirdim Güzel, güzel de; çirkinlik bağrımızı deldi İstanbul un silueti yok
oldu gitti! Üzüntülerinizi bildirmeyeceksiniz İş işten geçtikten sonra, Şehre
hançer sokulmayacak demeyeceksiniz Madem, iktidar makamındasınız, madem
Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin zirvesindesiniz Çağıracaksınız o
müteahhitleri Kim ise Gökkafes mi Zeytinburnu 16/9 projesi mi Devletimizin
gücü, sizin o çirkin binalarınızın yıkımına da kadirdir, size o harcadığınız
paraları iade edebilmeye de kadirdir. Sizin bu şehre verdiğiniz zarar,
kazandığınız trilyonlarca liradan kat be kat daha fazladır! Değiştiriyorum
kardeşim ben bu imarı, siz İstanbul u sevmiyor musunuz deyip göstereceksiniz
devlet-i aliyenin gücünü.
Tek başınıza Anayasa değişikliği yapmaya kalkışıp, Başkanlık
için referanduma gitmeye çabalayacağınıza, Bu binalar yıkılsın mı diye
İstanbul da yaşayanlara yönelik bir referandum yapın bakalım! Bakalım ne
çıkacak