Bu yazıları yazmak bana da ağır geliyor. Fakat yaşamakta
olduğumuz şu dünyada ve ortamda bilinç kaymaları, düşüncesizlik sınır
tanımazlıklara kadar gidiyor. Hayal ötesi durumlar söz konusu. Kimi hayaller
vardır ki insan bunlar üzerine bir dünya kurar zamanla da oraya emin adımlarla
yürümeye başlar. Hedefe, amaca varılsın ya da varılmasın bir niyet olarak
kendisini var eder o düşünüş. Bizi şaşırtan ve hayretler içinde bırakan,
iradesizliğimizin olduğu bir zamanda bazı durumları hayal ötesinde vehmetmek.
Coğrafyamız işgal altında, bölük pörçük, darmadağın.
Kendi başımıza olamadığımız gerçeği unutularak kimi durumlarla avutuluyoruz.
Aslında bu gerçeklerle uyuşmuyor ne yazık ki.
Emperyalizm Suriye yi işgale başladığı zaman benzer hamasi
duygular toplum üzerine boca edildi. Üzerinden çok geçmeden unutuldu ya da
unutturuldu. Bilinçli olarak hedef şaşırtılarak kimi olgular devreye sokuldu ya
da tezgâh oluşturuldu. İşin içinde Abede emperyalizminin yoğun olduğu bir
dönemde Suriye de bir İslâm devleti kurulacağı, şer i idare tarzının geleceği,
Türkiye den Şam a iki saatte gidileceği, Emeviye Camii nde Cuma namazı
kılınacağı hamasi demeçleri gırla gidiyordu. Bu köşede bu kalemin sahibi ta ilk
günden beri emperyalizmin asla buna müsaade etmeyeceği vurgusunu istemeden de
dile getirdi. Çünkü yaşanan gerçekler ile yaşanacaklar arasında asla bir
çelişki olmayacaktı. Suriye çok parçalı bir duruma getirildi. Geçen haftaki
yazımızda NATO Genel Sekreteri ile Netenyahu nun açıklamaları yer aldı.
Musul a asker göndermemiz elbette alkışlanacak bir durum.
Zaten bu bir fetih değil. Bunlar bizim topraklarımız. Keşke Suriye, Irak ve
Türkiye toprakları bütünleşse. Eyalet sistemi ile bölgesel özerklikler verilse.
Ne yazık böyle bir duruma emperyalizm asla izin vermez. Vermiş olsaydı bugüne
kadar Suriye olayı çoktan hallolmuş olması gerekirdi. Dahası 1974 yeniden
bağımsızlığına kavuşturduğumuz Kıbrıs gidiyor, kimse bundan söz etmiyor.
Türklerin hakları ellerinden alınıyor. Üçte bir oranında bir pay veriliyor. Kıbrıs
Rumlar lehine bütünleştirilirken Musul ve Kerkük bölgelerinin yeniden
sınırlarımıza dahil edileceği hamaseti nasıl gündeme gelebiliyor. Şaşılası bir
durum.
Hamaset öyle bir duygudur ki kimi gerçekleri görmezden
geliyor. Güneydoğumuz bir savaş alanı. Diyarbakır Sur içi ile Cizre nin
Halep ten Şam dan ne farkı var Emeviye Camii bir süre önce yakıldı. Şimdi
Diyarbakır da Kurşunlu Camii yakıldı. Dört ayaklı minarenin içler acısı halini
ne çabuk unutuyoruz. Sonra da Suriye ve Irak bölgelerinde bir kısmının Türkiye de
dâhil edileceği saçmalığını söyleyebiliyoruz. Abede emperyalizmine bağımlı
Türkiye nin büyümesi, güçlenmesi, ayaklarını üzerinde durması düşünebilir mi
Hamasi duygulara kapılanların doyumsuzlukları sınır
tanımıyor. Türkiye dört bir yandan kuşatma altında. On yıllardır terör örgütünü
besleyen güçler ile Türkiye nin yanında yer aldığını söyleyen güçler aynı. NATO
Genel Sekreteri nin ifadesiyle yerel göçlere destek verilerek Müslümanlar
vuruşturuluyor. Bunlara yaslanılarak ham hayallere kapılanlar Kıbrıs ı
unutuyor, Suriye deneyimini unutuyor. Dahası Türkiye gerçeğini unutuyor.
Emperyalizm önce kuklalarını oluşturuyor, sonra onlar
üzerinden bir oyun oynuyor. DEAŞ ya da IŞİD denilen örgütü kim oluşturdu,
büyüttü, Müslümanların başına belâ etti. PKK bundan farksız mı Karşıt
örgütleri de besleyerek Müslümanları vuruşturuyor. Biz de bu oyunun içinde
bundan kendimize ait çıkarımlar elde etmeye çabalıyoruz. Bu, ta I. Irak
işgalinden beri süregelen boş bir hamasi duygu. Ne yazık ki Müslümanlar da
kanıyor ve bundan bir sonuç çıkarmaya çalışıyor. Turgut Özal ın bir koyup beş
alma çıkarcılığının Türkiye yi nerelere getirdiği ortada. Yani Türkiye bir
koyup kaç on yitirdiğini hâlâ görmüyor. Bu ham hayallerin nelere mal olduğu
ortada. Bu büyük yangının nasıl söneceğini kimse düşünmüyor. Halimize vah ki
vah!..