Hamas gitti ama tartışmaları bitmedi

Abone Ol

Haber, medyaya bomba gibi düştü. Haber hakkında türlü türlü yorumlar ve tepkiler dile getirildi. Olay bitti, grup gitti. Ortada bir şaşkınlık kaldı, bir de ülkenin ne yaptığını bilmez görüntüsü.

Hamas Olayının Perde Arkası:

Hamas, Filistin de başta meşhur FKÖ(Filistin Kurtuluş Örgütü) olmak üzere pek çok değişik grubun yapamadığını başardı. Çok yüksek oranda bir katılımla gerçekleştirilen tamamen demokratik bir seçimde en fazla oyu alan Hamas, parlamentoda çoğunluğu kazandı. Seçimler, tüm uluslararası gözlemcilerin raporlarına göre şeffaf, dürüst ve hilesiz olarak gerçekleştirildi. Hamas, son bir yıldır da ateşkese uydu. Seçim sürecinde de, barış geldiği takdirde silahları bırakacağını belirtti. Ama bu barışın ancak, İsrail in 1967 den sonra işgal ettiği Filistin topraklarını iade etmesi ile gerçekleşebileceğini de vurguladı.

Diğer taraftan Ortadoğuda ki olaylara bakıldığında, son yıllara damgasını vuran en büyük olayın, "Büyük Ortadoğu Projesi" olduğu bilinmektedir. Bush yönetimi ile birlikte Ortadoğu ülkelerine "demokrasi, demokratik yaşam tarzı ile hukuk düzenini" getirmeyi amaçladığını ifade eden bu proje hakkında yıllardır yazılıp, çizildi. Aslına bakılırsa, Filistin seçimleri tam da ABD nin tarif ettiği şekilde seçimler oldu. Uluslararası seçim gözlemcilerinin de ifadesi buydu. İsrail de demokratik yollarla gelen hükümetle çalışacağını ifade etmiş ama adını koymamıştı. Onların tercihi, yıllardır çalıştıkları FKÖ ve onun idarecileri idi ama Filistin halkının tercihi Hamas olarak tecelli etmiş oldu.

Halkın Tercih Sebebi:

Hamas halka yakın, halkın yanında duran bir parti olarak tanınmaktadır. Diğer taraftan uzun yıllardır popülerliğini koruyan FKÖ, çok geniş, karışık ve seküler bir örgüt yapısı içindedir. Bünyesinnde karma ideolojik gruplar mevcut olduğu için bir ideal birliğinden bahsetmek oldukça güçtür. Çeşitli sebeplerle FKÖ ve onun siyasi kolu El-Fetih son yıllarda hızla etkisini kaybetmeye başlamıştır.

Hamas ise değişik bir yapılanma ile sahneye çıkmıştır. İsrail idaresinden ve onunla çalışan el-Fetih örgütünden memnun kalmayan Filistin halkı, yeni bir arayış içine girmiştir. Hamas ı ortaya çıkartan işte ülke içindeki bu dinamiklerdir. Hamas, örgüt olarak halka çok yakın durmuş ve Filistinlilere gıda, eğitim ve sağlık gibi üç temel ihtiyaçları konusunda yardımcı ve destek olmuştur. Kısacası, halkın parasını yemek veya kendi kasalarına indirmek yerine, Hamas kendi ekmeğini, gayretini halkla paylaşmıştır.

Diğer taraftan, Hamas, çok daha kaynaşmış ve İslam ideolojisi etrafında birleşmiş bir gruptur. Kuruluş Beyannameleri; dini esaslar, dürüstlük ve ülke bağımsızlığı prensiplerine göre tanzim edilmiştir. İlaveten, Hamas ı güçlendiren başka bir faktör de, Filistin topraklarının "manevi bir vakfın toprakları" olduğunu ve bu vakıf topraklarından herhangi bir parçanın, kimseye verilemeyeceğini kesin ve net bir şekilde vurgulamış olmasıdır. Kısacası, Hamas, tüm olumsuzluklar karşısında Filistinlilere tutunabilecekleri bir iman gücü ve ümit kaynağı olmuştur. İşte başarılarının sırrı budur.

FKÖ ise son yıllarda, çeşitli barış planları içerisinde yer aldı. Filistin halkının temsilcisi olduğu halde; zamanla politik olarak halkın ihtiyaçlarını dile getirip, çözüm üretemez duruma düştü. Sonunda, kendi halkı tarafından, İsrail in jandarması olarak görülmeye başlandı. Bütün bunlara rağmen, ne ABD yi, ne de İsrail i memnun edememiştir. Sonuçta; devam eden dengesiz düzenin, sonu gelmeyen haksızlıkların ve sürekli ezilmenin bir tepkisi olarak Filistin toplumu Hamas ı seçmiştir.

Ziyaret ve Yansımalar:

Seçimleri kazandıktan sonra bölge komşularını legal bir parti olarak ziyaret etmeye başlayan Hamas, davet üzerine Türkiye ye de gelmiştir. Bu hem Türkiye ye verdiği önemi göstermek ve hem de demokratik yollarla kazanmış olduğu durumu tanıtmak amacı ile yapılmış politik bir ziyarettir. Bunda yanlış bir şey yoktur.

Ortadoğu da en önemli ülkelerden birisi Türkiye dir. Bu yöreyi yüzlerce yıl idare etmiş bir imparatorluğun mirasçısıdır. Elbette, Ortadoğu da olup bitenlerle ilgilenecektir. Bölgenin diğer büyük komşusu Rusya ve Avrupa dan da Fransa, seçim sonrası Hamas ı davet ettiler.

Bu ziyaretin kimseyi de rahatsız etmesine lüzum yoktur. Her devletin dostu veya düşmanı olabilir ama üçüncü bir ülke kendi siyasi ilişkilerini düzenlerken, bölgedeki tüm ülkelerin birbirleri ile olan çekişme veya problemlerine bakarak karar veremez. Kararlar milli hedefler ve çıkarlar doğrultusunda verilir. Türkiye komşuları ile ve bölge içinde daima barışçı bir tutum sergilemiş ve kendi milli çıkarlarına doğrudan taciz olmadığı sürece de kimsenin işine karışmamıştır. Yalnız, ne var ki son 2-3 yıldır, Türkiye ye baskılar ve müdahaleler artmıştır. Mesela, cumhurbaşkanımızın hangi ülkeyi ziyaret edeceği bile konu olmuştur. Hangi Orta doğu ülkesi lideri bizi ziyaret edecek olsa dış müdahaleler olmuştur. Bunun iyi irdelenmesi ve bu yanlış gidişata "dur" denilmesi lazımdır. Her ülkenin ilk vazifesi; en önce kendi sınır komşuları ile sonra bölge ülkeleriyle uyum içinde olması ve iyi geçinmesidir.

Asıl rahatsız edici husus, neden bu kadar çok kişinin Türkiye nin kararlarını etkilemeye çalışmasıdır.

Neden "acaba kim ne diyecek " telaşına düşülmüştür Türkiye bir müstemleke ülkesi midir Türkiye, manda altında mıdır Bunlar "hayır" ise, neden bu kadar kıyamet kopartılmaktadır Şayet, cevap "evet" ise, o zaman milletçe nereye doğru gittiğimizi veya sürüklendiğimizi araştırmak durumundayız.

En çok dile getirilen de "aman İsrail ve ABD deki İsrail lobisi ne diyecek " olmuştur.

Osmanlı nın çöküşünden sonra ortaya çıkan 24 devletten bir tanesi de İsrail dir. Peki o zaman şunu sormak gerekir; 1492 den bu yana İspanya dan olsun başka yerlerden olsun, sıkıntıda olan, ezilen Yahudi gruplarını kurtaran, kendi topraklarına yerleştiren, kimdi Türklerdi. Daha sonra Dünya Savaşları sırasında yine tüm darda kalan Yahudilere kucak açan kimdi Yine Türklerdi. 1949 dan itibaren Ortadoğu da tek ülke olarak İsrail i tanıyan Türklerdi. Ortadoğu barışına katkıda bulunmak için ABD nin de desteği ile stratejik ortaklığı kabul eden de Türkler di. Bu noktaya kadar Türkler "iyi" ama yine Ortadoğu da demokratik yolla seçimleri kazanan ve meşru bir parti olarak Filistin hükümetini kuracak olan Hamas a "hoş geldin" dediği için ve onlara "aman barış için masaya oturun, silah bırakın ve kanuni olmayı devam ettirin" dediği için de kızılan, öfkelenilen yine Türkiye, öyle mi Şimdi böyle bir tabloda nereden bakarsanız bakın, bir gariplik yok mudur

Yapılan iş son derece normal diplomatik bir olaydır. Bunda dövünecek, aşırı heyecanlanacak bir şey yoktur. Hatta böyle davranmak hiç bir bağımsız ülkeye de yakışmaz.

Asıl can sıkan husus bunca telaş, karışıklık ve hatta şaşkınlığın yaşanmış olmasıdır. Yok, kim davet etti Neden fotoğraf çekilirken AKP işaret ve tabelasının üstü örtüldü Neden ev sahipleri ile tek bir fotoğraf çektirilmedi Bu kadar endişenin sebebi neydi Türkiye, her hangi bir suç mu işlemişti Yoksa normal şartlarla, demokrasi kuralları ile seçilerek gelen ve meşruluk kazanan bir teşkilatı mı ağırlamıştı Madem yaptığında hiçbir hata yoktu, neden bu kadar yalpa yapıldı ve acaip bir görüntü verildi İşte bunların tümü lüzumsuz ve yersizdi. "Aman AB ne diyecek " ,"Aman ABD ne söyleyecek " Telaşı nedendir Bazı kalemşörler "aman İsrail lobisi canımıza okuyacak" gibisinden yazılar yazmakla meşguller. Bu ne demektir Yıllar önce Amerika da aynı lobi, Yunan ve Ermeni lobisi birlikte oldu ve Türkler aleyhine çalıştı. Bunlar arşivlerde bulunan bilgilerdir. Türkiye, bütün bunlara rağmen bugün bulunduğu yerdedir. Şimdi ne yapılmak istenmektedir Bunun adına şantaj mı demek gerek yoksa hududu aşmak mı Yoksa başka bir şey mi

AB ile ilgilenmek ve aday olmak veya ABD ile stratejik ortak olmak, dünyaya ve yaşadığımız bölgeye sırtımızı dönmek demek değildir.

Tarih ile olan bağlarımızı kesmek demek değildir. Komşularımızla ilişkilerimizin fena olması demek değildir.

Bir kulübe üye olmak isteği, o devletin ve halkın daha müreffeh, daha rahat olmasını sağlama gayreti veya girişimidir. Yoksa bütün bunlar; başımızı sıkan bir mengeneye, bizleri daraltan, bunaltan bir cendereye talip olmak demek değildir.

Eğer bugün Rusya Hamas ı davet edebiliyorsa, eğer Fransa davet edebiliyorsa, İsrail hükümetinin haksız bir kararla sırf Hamas kazandı diye Filistinlilere vermediği ama Filistinliler den toplanan 50 milyon doları karşılamak için İsveç derhal ve hiçbir şart olmadan 50 milyon dolar bağış yapabiliyorsa,

Tüm bölge ülkeleri her türlü maddi yardımı yapacağız diye açıkça ilan ediyorsa,

Biz Türkiye olarak neden yaptığımız hareketin arkasında durmayalım Ve neden kendimizi ve bölgemizi düşünerek kararlar vermeyelim

Artık çok daha geniş ve daha cesur düşünme zamanı gelmiş hatta geçmiştir.