Yerel seçimlerin ardından ekonominin içinde bulunduğu
olumsuz koşullar büyük ölçüde ihmal edilirken Cumhurbaşkanlığı konusu ülkemizin
gündemine ipotek koymaya başladı. Gerek kısa vadeli bakış açısı gerekse
güncelliğini tümüyle kaybetmiş varsayımlar nedeniyle evdeki hesapların çarşıya
uyma ihtimali de önemli ölçüde azaldı. İstikrarsızlaşma yönlü eğilimlerin
görmezden gelinmesi muhtemelen ciddi sıkıntılar yaratacak. İktidardaki siyasi
ira-denin kendi gündemini dayatarak gerçekçi olmaktan uzaklaşması bu olumsuzlukla
belirleyici olacak gibi görünüyor. Kimin can, kimin mal derdinde olduğunu
anlamak zorlaşıyor...
Küresel koşullar Türkiye ekonomisi için düşük kur ve
düşük faiz döneminin geride kalmış olabileceğini düşündürüyor. Yüksek kur ve
yüksek faizlerin ise tahribat gücü yüksek ciddi bir krizi dayatma olasılığı
kademeli olarak güçleniyor. Özetle söylemek gerekir ise ekonominin daralacağı,
işsizlik ve enflasyonun dalgalı bir şekilde artabileceği stagflasyonist bir
ortam bizi bekliyor olabilir. Bu koşulların kalıcı olması durumunda ne
ekonomik ne de sosyal ve siyasi
istikrarsızlığı önlemek pek mümkün olamayabilir. Bu tablo iktidardaki siyasi
iradenin kaderini de çok olumsuz şekilde etkileyebilir.
Oysa Cumhurbaşkanlığı konusuna ilişkin hesaplar ekonomide
ciddi bir sıkıntı yaşanmayacağı, iktidardaki siyasi iradenin gücünü koruyacağı
varsayımlarına dayandırılıyor. Bu aşamada sormak gerekiyor: Ciddi ve uzun
süreli bir ekonomik kriz yaşanması durumunda AKP bugünkü gücünü koruyabilir mi
Çankaya dan Yasama, Yürütme ve Yargı faaliyetlerini kontrol ederek yönlendirmek
mümkün olabilir mi Yasakları arttırarak olası olumsuzluklar kontrol altında
tutulabilir mi Duygusallığı bilinen halkımız yaşamak zorunda kalacağı amansız
olumsuzlukların faturasını kimlere keser .. Belli ki birikmiş korkular ve
geleceğe yönelik endişeler iktidardakileri de olumsuz yönde etkiliyor,
yarattığı akıl tutulması ile yanlış hesaplar yaptırıyor...
Küresel koşulların en kısa sürede düzeleceğini ve
ülkemize oluk oluk sermaye gelmeye devam edeceğini varsayarak sağlam hesap
yapılamaz. Belli ki iktidar mensupları kendi yazdıkları masallara inanma
gafletine düşerek koltuk kavgası yapmaya başlamışlar!..
Bizden söylemesi, dış finansman imkanları düzelmeyecek ve
cari açık mecburen ve süratle gerileyecek. Bu süreçte ekonomi daralacak,
işsizlik ve enflasyon artacak. Geliri azalırken borcunu hesapsızca büyüten
kesimler olumsuz şekilde sarsılacak, bu durum diğer kesimleri de aynı yönde
etkileyecek; kanaatler farklılaşacak. İç talepte yaşanacak zorunlu daralma özellikle
hizmet sektörünü çok zorlayacak. Bütçe gelirleri azaldıkça kamu harcamaları
sert bir şekilde kısılmak zorunda kalınacak; ihale hacminin çökmesi, yerel
yönetim harcamalarının kısılması, sosyal desteklerin dramatik ölçüde gerilemesi
kaçınılmaz hale gelebilecek. Tam aksi yöndeki eğilimler ile iktidara gelen ve
güçlenen siyasi irade bu kez güç kaybını önleyemeyecek...
Yine sormak gerekiyor: Genel seçimleri erkene almayan ve
Cumhurbaşkanlığı seçimine yoğunlaşan iktidar mensuplarının sağlam hesap
yaptığına emin misiniz .. İçinde bulunduğu koşullar nedeniyle dar açıdan bakıp
faizlerin düşürülmesi durumunda hasabın tutabileceğini sananlar, hayalleri
uğruna kendilerini ve kendilerine güvenenleri aldatıyor alabilir mi .. Farklı
düşünenlerin susturulmuş olması yanlış hesap olasılığını arttırmıyor mu ..
Atalarımızın dediği gibi aç tavuğun kendini darı
ambarında görmesine paralel şekilde, sıkıntısı arttığı için bunalanlar çözümü
hayal dünyasında aramaya koyulmuş olabilir. İşler iyiye gitmeyip
istikrarsızlaşma eğilimi artmaya başladığında geçmişteki olumsuzluklar çabuk
hatırlanır, hiç bir makam hiç bir kimse için güvenli olamaz!..