Halktan kopuktular zaten

Abone Ol

İktidar partisi, genel seçim atmosferinde geçen yerel seçimi kaybetti. Yaptıkları değerlendirmelerde “seçmenin verdiği mesajı aldık” dediler, “81 ilde de hala biz iktidarız” dediler, ikinci sıraya düştüklerini reddedip “ittifak olarak birinci çıktık” dediler, velhasıl-ı kelam sandıktan çıkan halkın mesajını aldıklarını iddia etseler de hiç de almış gibi gözükmediler.

Genel seçim atmosferinde geçen yerel seçimlere farklı bir anlam atfedilmesini eleştirirken, hükümetin tüm bakanlarının belediye seçimleri için sahaya inmesini es geçtiler. Bu atmosfere kendileri soktular, olumsuz netice çıkınca da kendi sebep oldukları durumu eleştirir oldular.

“Biz bitti demeden bitmez” şeklinde bir seçim değerlendirmesi mi olur? “Özeleştiri yapacağız” deyip yapmamak, halkın mesajını aldık deyip de almamaktır bu.. Halkın dertleri yerine kendi siyasi menfaatlerini koydukları için kaybetmelerini dahi doğru tahlil edemedikleri görülüyor.

En başta “İtibardan tasarruf olmaz” tavrı ve söyleminin artık ciddi bir rahatsızlık nedeni olduğunu göremiyorlar hala.

Halkın gündemi yerine kendi ürettikleri gündemleri dayatan, daha yakın zamanlara kadar ekonomide sıkıntı veya kriz olduğunu bile kabul etmeyip de son dönemlerde kabul etmek zorunda kalan (ama sorumluluk kabul etmeyen) siyasi iktidar, halktan zaten kopuktu. Halka yakın olmaktan anladıkları seçim dönemi yapılan mitingler ve toplumsal algıyı yönetmek maksatlı çekilen seçim reklamlarından ibaretti zaten.

Başarısızlık söz konusu olunca birdenbire halktan kopuk olduklarını fark ediverenler ve içlerinden birilerini günah keçisi seçenler, itibardan tasarruf olmayacağı umdesine nedense hiç ses etmediler bugüne kadar. Tam tersine kendilerini sürekli olarak en iyisine layık gördüler, hatta sıradan belediye başkanları bile “Passat mı çekeyim yanlarına?” sitemiyle kendisinin de en iyisine layık olduğunu söylerken kimselerden de tepki gelmemişti o zaman.

Şayet seçimde iyi netice alsalar “Maldivler tatili” veya “Monako’da ıstakoz ziyafeti” paylaşımlarına ses etmeyecekler, belki de tam tersine toplumun geri kalanına nispet yapma açısından bakacaklardı. Halktan kopmamış olsalar, insanları düşürdükleri aciz ve yoksun durumdan dolayı sorumluluk hissederlerdi. Mahçup olsalar kendi sebep oldukları krizin faturasını çalışan veya emeklilerin sırtına yıkmazlardı.

Sebepsiz zenginleşmenin adeta kitabını yazan AKP elitlerine her şeyi hak görenler zaten halktan kopalı çok oluyordu. AKP, sadece reklam filmlerinde ve seçim mitinglerinde halka yakın pozları verirken fiiliyatta ve en başından beri halktan kopuktu. Bugün bu realite kendilerince de görünür oldu.

“Bünyemizde gerekli değişimleri gerçekleştireceğiz” demek aslına bakılırsa zihniyetin değişmeyeceği, ki asıl sorun orada, sadece birtakım isimlerin değişeceği anlamına gelmiyor mu? Halktan kopmuş bir anlayış değişmedikçe isimlerin değişmesinin manası olur mu? İktidar partisi bir kadro hareketi değil, özellikle de son 10 yılda tamamen tek kişiye endeksli bir yapıda. Bugün birçok iktidar milletvekilinin adını, 5 yıllık süre içinde belki de hiç duymayacağız. Bu sistemde bakanların bile bir özgül ağırlığa sahip olup olmadıkları tartışmalıyken, birkaç isim değişse ne olacak, değişmese ne olacak?

Milyonlarca emekli, sefalet ücreti alan milyonlarca asgari ücretli, geçim sıkıntısı kıskacındaki “bitirilmiş” orta sınıf hayatta kalmaya çalışırken, her ne sebeple olursa olsun ıstakoz ziyafeti(!) görüntüsü paylaşmaktan ala halktan kopuş olabilir mi?

İnsanlar çocuklarına okulda yemesi için beslenme koyamıyor, cebine harçlık veremiyor, son birkaç yılda 2 milyon üniversite öğrencisi maddi gerekçelerle okulu bırakmış durumda.. Halka anlatılan “enflasyon düşecek, inanın” propagandası sadece insanları oyalamaya yönelikken, kendi yanlışlarının faturasını halka ödetmek halktan kopmuş değil midir?

Dünyanın hangi ülkesi olursa olsun, sandıkta ekonomik kriz nedeniyle halktan uyarı almış bir iktidar, hiçbir şey olmamış gibi yapamaz, mensupları halkın çektiği sıkıntıları yok sayarcasına zevk-u sefa görüntüsü veremez. Istakozlu ziyafet(!) fotoları da, kamudaki israf da başlı başına bir siyasi fiyaskodur.

Çalışma Bakanı’nın “Temmuz’da zam gündemimizde yok” demesi de halktan kopuştur. Halkın derdiyle dertlenseler, insanların hangi koşullarda ve hangi zorluklar altında hayatta kalmaya çalıştıklarını bilirlerdi. Öyle olsaydı, uğradıkları seçim mağlubiyetinin zorlamasıyla değil de hasbi olarak nerede yanlış yaptıklarına kafa yorarlar, kendi yanlışlarının yükünü “adı konmamış IMF programıyla” vatandaşın sırtına yüklemezlerdi.