Halkımızın vay hâline!

Abone Ol

Cumhurbaşkanımız Gül ün günlük konukları ile ilgili bir haberi okuyorum:

Gül ün dünkü ilk konuğu Meclis Başkanı Köksal Toptan oldu. Çiçeği burnunda Cumhurbaşkanı, ardından sırasıyla Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, Muhtarlar Federasyonu Başkanı ve Türkiye Muhtarlar Derneği Genel Başkanı Ramazan Özünal ile Tüm İşçi Emeklileri Derneği Genel Başkanı Satılmış Çalışkan ve beraberlerindeki heyetleri ayrı ayrı kabul etti.

Ne diyelim; darısı esnaf, çiftçi, işçi, memurlarımız başta olmak üzere, halkımızın her türlü temsilcilerinin başına.

Cumhurbaşkanımız, halkımızın her kesimden temsilcileriyle sadece görüşmekle kalmaz, onların her türlü sorunlarına çare ve çözümler de üretilmesine katılıp katkıda bulunur, inşaallah

Aksi hâlde, yani bunlar sadece görüşme safhasında kalır, gereği yapılmaz, icraata geçmez, icra makamı olan hükümet tarafından uygulanmazsa;

Halkımızın vay hâline!

*

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bir araya geldiği işadamlarına, "Önümüzdeki dönemde farklı bir Türkiye olacağına inanıyorum. Çok hızlı gelişmeler yaşanacak. Geçmişte elde edilen kazanımlar artarak devam edecek. Yurtdışında bir sıkıntınız olduğunda beni arayın." demiş.

Bence; yurtdışı ile ilgili en büyük sıkıntımız "devletimizin ve özel sektörümüzün dış borçları"dır. Mevcut "faizli sistem"de kartopu misali giderek büyümekte olan dış borçlarımız ödenmemeye, tasfiye edilmemeye devam ederse; korkarım, birkaç yıl sonra cumhurbaşkanlığı makamı başta olmak üzere, o makamlarda oturanlar oturacak koltuk bulamayacaklar.

İyi bilinsin ki; böyle giderse birkaç yıl sonra bütün ülke gelirleri dış borçlarımızın ana paralarını değil, sadece faizlerini bile ödemeye yetmeyecektir. Koca Osmanlı İmparatorluğu nu yıkan borçlar, böyle giderse Türkiye Cumhuriyeti Devleti ni de yıkacaktır. Osmanlıyı çökerten ve "Duyun-u Umumiye" adı altında o dönemdeki bütün gelirlerimizin başına çöreklenen borç alacaklıları yılanının başını ezmekte geç kalıyoruz, geç Bu vesileyle bir kere daha hatırlatıyoruz;

Bu borçlarla, bu faizli borçlarla bu ülke ve bu devlet böyle gitmez, batar gider!

Edinilen bilgilere göre Gül, heyetteki üyelerin, Turgut Özal ve Süleyman Demirel in cumhurbaşkanlığı döneminde işadamları ile birlikte yurtdışına gittiğini ve birçok iş görüşmesine katkı sağladıklarını hatırlatması üzerine şu güvenceyi verdi: "Ben icra makamı değilim. Benim görevim sizlere moral desteği vermek. Yurtdışında hangi konuda sıkıntıya düşerseniz desteğim yanınızda olacak."

Sayın Cumhurbaşkanımız; daha dün icra makamında yani 58. Hükümet te başbakan ve 59. Hükümet te dışişleri bakanı ve başbakan yardımcısıydınız. Lütfen mazeret/ler üretmeyin. Artık Sezer serzenişleri gibi bir engeliniz de yok. 60. Hükümet ile uyumlu bir şekilde yapılması gerekenleri bir an önce ve kimi bazı konularda geç kalmadan icra etmeye başlayın.

Daha başta ve başlangıçta böylesine mazeretler üretilirse;

Halkımızın vay hâline!

*

Cumhurbaşkanımız Gül, Tüm İşçi Emeklileri Derneği Genel Başkanı Satılmış Çalışkan ın ziyaretinde ise emekliler için elinden geleni yapacağını söylemiş. Babası Ahmet Hamdi Gül ün de emekli olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı, "Durumunuzu biliyorum. Elimden geleni yapacağım. Gerekli girişimlerde bulunup emeklinin durumunun iyileşmesi için çalışacağım." diye konuşmuş.

Cumhurbaşkanımız konuşmasına güzel konuşmuş ama; icra makamlarında oldukları geçmiş beş yıl boyunca, başta emeklilerimiz olmak üzere esnafımız, çiftçimiz, işçimiz ve -yine geçmişte olduğu gibi son olarak bugünlerde yapılan görüşmelerde- memurlarımız için ne yapıldı ki, bu sözlerdeki vaatlere güvenip inanalım. Geçmiş beş yılda yapılanlar gelecekte yapılacakların garantisi olacaksa;

Halkımızın vay hâline!

Bu vesileyle bir hatırlatma daha yapalım. Kendilerinin de içinde oldukları Refah-Yol Hükümeti zamanında halkımızın çalışan emek sahibi her kesimine yapılan zamları ve bu zamların bugünlere kadar uzanan bereketini Cumhurbaşkanımıza Gül e -bu arada elbette hükümetteki ilgili bütün bakanlara- bir kere daha hatırlatıversek, acaba bir faydası olur mu

Bizim görevimiz hatırlatmak.

İcra makamlarında oturanların görevi yapmak.

Bu hatırlatmalara rağmen yapılması gerekenler yapılmazsa;

Halkımızın vay hâline!