Etrafınıza şöyle bir göz atınız! Çevremiz, demokrasiyi kimseye bırakmayan insanlarla dolu. Nice politikacı demokrasiyle oturup demokrasiyle kalkıyor. Hele Hükümet! Genel kabul görmüş demokrasi ile yetinmiyor, ileri demokrasi den dem vuruyor.
Bu sözlere bir diyeceğimiz yok. Bunları söyleyenler, sözlerinde ne kadar samimi Asıl işin burası önemli. Demokrasi ne demek Halkın idaresi değil mi Yöneticiler, ancak halktan aldıkları yetkileri kullanacak, önemli konularda kamuoyunun nabzını tutarak karar verecekler. Yani, millî irade yi dikkate alacaklar.
Hükümet, halkın geleceğini ilgilendiren pek çok hassas konuda kanunlar çıkardı, düzenlemeler yaptı. Meselâ, manevî direncimiz ve gelecek nesilleri ilgilendiren çok hassas bir konuda Başbakan tek başına karar verdi: 23 Eylül 2004 te, AB için müzakere takvimi almak üzere Brüksel e gitti. Orada, kendisinden zinayı suç kapsamından çıkarması nı istediler. Biraz dirense de, sonunda söz verdi. Ancak, söz verildikten sonra konu kamuoyunda tartışılmaya başlandı.
Böyle mi olmalıydı İleri demokrasi den söz edip durmadan demokrasi paketi açanlar bu sözlerinde samimi iseler, önce halka sorup Diyanet başta olmak üzere konunun uzmanlarından görüş alarak karar vermeleri gerekmez miydi Dürüstlük, samimiyet ve halka değer vermek bunu gerektirirdi. Halk da kim oluyor üslûbu ile hareket edildi.
Ortak akıl sözü ne anlama geliyordu. Halkın desteğini canlı tutabilmek için benim halkım, benim milletim, benim vatandaşım, millî irade gibi sözlerle tribünlere oynamayı demokrasi mi sanıyorsunuz AKP nin kuruluşunun 10. yılında Başbakan ın söylediği, 10 yılda halkın gazını aldık demesi ne kadar incitici idi. İcraatıyla ABD yi, sözleriyle halkı memnun etmeye çalışanları çok iyi tanımalıyız. Bu yapılanlardan hareketle, sömürgecilere halktan gizledikleri başka hangi sözleri verdiler acaba düşüncesi aklımıza geliyor.
Halka sordunuz mu
AKP, aynı yöntemle pek çok icraat yaptı. Meselâ, Patriot füzeleri, ülkemizin savunmasını amaçlamadığına göre, kimin güvenliğini amaçlıyor dersiniz
Yabancılara 300 dönüme kadar toprak satılmasını yasalaştırırken halka sordunuz mu Başka ülkelerle yapılan düzenlemelerde mütekabiliyet-karşılıklılık prensibi esas alınması gerekirken; yabancı ülkelerde yaşayan vatandaşlarımıza da benzeri hakları kazandırabildiniz mi Sizin dost dediğiniz ülkeler arasında, orada yaşayan vatandaşlarımız öldüğü zaman müstakil mezar yerini bile çok görenler var. Türkiye deki camileri Müslüman halk kendisi yaparken, siz azınlıkların mabetlerini restore edebilmek için bu milletin bütçesinden astronomik paralar tahsis ediyorsunuz. Bir anlaşma sonucu, başka ülkelerde çalışan vatandaşlarımız, kendi paralarıyla cami açmak istedikleri zaman karşılarına aşılmaz engeller koyan ülkeler var. Siz, vatandaşınızın hakkına ne zaman sahip çıkacaksınız Lütfen, önce idare etiğiniz halkın taleplerini dikkate alınız!
Böylesine menfaat üzerine kurulmuş ilişkiler sonunda, Hükümet ve bir grup arasında bu ülkeden daha çok menfaatlenebilmek amaçlı karşılıklı güç gösterisine şahit oluyoruz. Neden halkı düşünmediler dersiniz Bu ihtiraslı ve uzlaşmaz tutum Türkiye de kriz oluşturdu. Döviz zirve yaparken, borsa dibe vurdu. Hükümet, ekonomiyi dengeleyebilmek için her şeye zam yapması gerekirdi. Ama yapmıyor. Niçin Önlerinde seçim var. Türkiye yi seçim sonrası yağmur gibi yağacak zamlar bekliyor.
Türkiye, rüşvet ve yolsuzlukla anılan bir ülke haline geldi. Hükümet bu problemi hitabet gösterileri, paralel devlet iddiaları, billboard ve gazete reklamları ile örtmeye mi çalışıyor Hançerlenmek ve mağduriyet bahanesinin ardına sığınarak suç ve suçluları örtmek mi istiyor
Hükümet bağırıp çağırmaz, ağır başlı olur. O, icraatıyla konuşur. Meselâ, bir başbakan bir savcıya seninle daha işimiz var diye tehdit etmez. Mekanizmayı işletir, delilleri ortaya çıkarır, ispatını yapar, adaletin yerini bulmasını sağlar. Suçlu kimse cezasını bulur. Halkın huzuru da böyle yapmayı gerektirir.
Söz Değil, İcraat Zamanı
Son zamanlarda AKP li yöneticiler, Erbakan ın yolundayız , Erbakan ne kadar haklı, görüşleri ne kadar isabetliymiş gibi sözler etmeye başladı. Erbakan Hoca nın hassasiyetlerine sahip çıkmadıkça bu sözlerin hiçbir anlamı yok. Bunları duydukça, Erbakan Hoca nın Beni suç ve yanlışlıklarınıza ortak etmeyin sözü aklımıza geliyor.
Erbakan Hoca nın en hassas olduğu konu İslâmiyet ti. Kanal B deki bir konuşmasında Ilımlı İslâm anlayışıyla hareket edenlerin nasıl Siyonizm e hizmet ettiklerini anlatmıştı:
1897 de İslâm ı ortadan kaldıracağız, dediler ya! İslâm ortadan, ya yasaklayarak kalkar, ya da özünü değiştirerek. Dünya Siyonizm i ikisini de deniyor. Siz namaz kılacaksınız, oruç tutacaksınız, fakat Siyonizm in kurduğu düzene karışmayacaksınız. Onlar dünyanın hâkimi olacak, siz ise Siyonizm in kölesi. Müslümanlık kölelik kabul etmez. Lâ ilâhe illallah, demek, yalnız Allah a kul olunur, demektir. Müslümanlık şekil dini değil, şuur dinidir. AKP deki arkadaşlar, ben de İmam Hatip mezunuyum, ben de şunu okudum, ben de bunu okudum, ben de eski Millî Görüşçüyüm, diyorlar. Bak, bunların hiçbirisi bir şey ifade etmez. Müslümanlık bütün insanların saadeti için hakkı hâkim kılmaktır. Sen Siyonizm e hizmet ediyorsun. Tam tersine bütün insanların sömürülmesine yardımcı oluyorsun. Yarın bunların hesabı sorulur ve bu hesabı veremezsin. Bunu sana hatırlatmak ağabey olarak benim vazifem. Müslümanlık çocuk oyuncağı değil, şuur dini. Şuur, şuur, şuur Şekil değil.
Halkı ve hocasını dikkate almayan vefasızları, seçimlerde biz de dikkate almayacağız.