Halk oylaması, bu bedeli ödemeye gerek yoktu

Abone Ol

Gezi Parkı olaylarını bitirmek için İstanbul da

referandum yapılması kararlaştırılmış. İyi de olmuş. Hemen belirteyim ki çeşitli

kereler dile getirdiğim bir sonuca ulaşılmış olmasından memnunum. Sözü Ben

demiştim e getirmek niyetinde değilim. Sadece, Akıl için yol birdir atasözü

bir kez daha gerçekleşmiş oldu. Aslında yeryüzünde söylenmemiş söz olmadığına,

ancak herkesin kendine göre söylenmiş sözleri tekrarladığına dikkat çekmek

istiyorum.

Uzun iktidar dönemleri iktidar sahiplerinde zamanla

iktidar sarhoşluğuna yol açabiliyor. Bunun sonucu olarak her şeyin en doğrusunu

düşündüklerine inanmaya başlıyorlar. Sanıyorum iktidarlar için en büyük

tehlikede bu oluyor. Çünkü giderek ayaküstü kararlar alınıyor, kısacası, Ben

yaptım oldu anlayışı yerleşmeye başlıyor. Bu ise alınan kararların hata payını

artırıyor. Zorunlu eğitimin kesintisiz 12 yıla çıkartılmasının ardından da bu hususa

dikkat çekmiştim. Kesintisiz 8 yıllık zorunlu eğitimin kesintili hale

dönüştürülmesi yaşanan sıkıntıları gidermeye yetecekti. Ne var ki, sıkıntıyı

gidermek yerine Eğitime biz daha fazla önem veriyoruz diyebilmek için zorunlu

eğitim 12 yıla çıkartıldı. Bunun sıkıntıları çok geçmeden görülecek. O zaman

sanıyorum yanlıştan dönülmeye çalışılacak. Şimdiden ustalar artık yetiştirmek

için çırak bulamaz hale geldiler. Hâlbuki bu karar alınmadan, yani zorunlu

eğitim 12 yıla çıkartılmadan mesele tartışılabilseydi, hatta bir referandum

gündeme gelmiş olsaydı bugün yaşanan sıkıntılar belki yaşanmayabilirdi. Yine

dershanelerin kaldırılacağı açıklaması ayaküstü alınmış karar olmayıp toplumda

tartışılabilmiş olsaydı sanıyorum uygulama imkânı daha fazla olurdu.

Bunlar kısa süre içinde yaşanmış olaylar. Gezi Parkı

olayları ise aslında İstanbul un tamamını bile ilgilendirmeyen bir hadise

ülkenin tümüne yansır hale geldi. Açıklanmayan niyetlerin kavgasına

dönüştürüldü, bu gizli niyetler için iktidar köşeye sıkıştırılmaya çalışıldı.

Hâlbuki daha işin başında öncelikli olarak Büyükşehir Belediyesi konuyu

İstanbullu hemşerileri ile paylaşsa, ne yapılmak istendiğini anlatabilseydi,

hatta bununla da yetinilmeyerek İstanbul un tümünde ya da belli bir bölümünde

halkın oyuna gidilebilseydi bu olaylar büyük bir ihtimalle yaşanmazdı. Bugün

gelinen noktada iktidar eylemcilere teslim oldu görüntüsü ortaya çıkmazdı.

Şahsen yanlıştan dönülmeyi teslim olmak şeklinde niteleyenlerden değilim. Hata

ve yanlış insanlar içindir. Bu bakımdan hatanın farkına varıldığında

dönebilmek, hatta özür dileyebilmek meziyettir. Ancak, hatadan dönebilmek için

ülkemizin ve insanımızın her seferinde ağır bir bedel ödememesi, iktidarların

tepkilere boyun eğdiği görüntüsü verilmemesi gerekir. Yöneticilik bunu gerektirir.

Bunun için halkoyuna müracaat yasal bir düzenlemeye kavuşturulmalıdır. Daha

öncede bu köşede ifade ettiğim gibi ister şehir, ister ülke bazında olsun belli

oranda imza toplanıp yönetime ulaştırılmasının ardından halk oylamasına

gidilebilir. Bazen de böyle bir müracaat beklenmeden yönetimler bu kararı

alabilmelidir. Böylece konu çatışma ortamına sürüklenmeden, bir takım kötü

niyetlilerin tahribatına meydan verilmeden çözüme kavuşturulmuş olur.

Buna rağmen meydanlar ve sokaklar bir takım grupların

savaş alanı olmaktan tümüyle çıkartılabilir mi Bu soruya kesin olarak evet

demek elbette mümkün değil. Bir takım terörist gruplar her fırsatta bu yola

başvurabilirler. Ancak, münferit kalır, kitleleri yanlarına alamazlar.

Gezi Parkı olayları belli grupların ülkeyi çatışma

ortamına çekmek için pusuda beklediğini, aynı zamanda artık, Ben yaptım oldu

anlayışının terk edilmesi gerektiğini, 5 yılda bir halktan vekâlet almanın

yeterli olmadığını göstermiştir.