Tefsir, hadis ve fıkıh bilgisiyle iyi yetiştirilmiş Alperen, Sarı Saltuk, zahid bir öğrenci Hıristiyan bir topluluğa İslâm ı tebliğ için gönderilirken hocası sorar:
- Gittiğin yerlerde seni dinlemezlerse ne yaparsın
- Dövüp kovmadıklarına şükrederim.
- Ya döverlerse
- Hapsetmediklerine şükür ederim.
- Ya hapsederlerse
- Öldürmediklerine şükrederim
- Ya öldürürlerse
- Can kuşumu ten kafesinden uçuruverdiklerine şükrederim, diye cevap verince, hocası:
- Yürü yavrum, seni hiçbir güç durduramaz, der.
- Şimdiki otel ve motellerin yerini tutan köy odalarında, hanlarda, Hıristiyanları başına toplar, tatlı dil, güler yüz, bal gibi sözlerle mesajını ulaştırmış. Bir köyden öbür köye gideceğinde köy ihtiyar heyeti onun beraberinde gider, öbür köyün ileri gelenlerine misafir ederlermiş. Bir gün yolda giderken dağın doruğunda bir havra görmüş ve yanındakilere sormuş:
- Nedir orası Yanında yürüyen Hıristiyanlar:
- Orası havradır. Bizim bir azizimiz 11 senedir orada kalır, 11 senedir ne bir kadın sevdi, ne de bir gül kokladı. O yalnız Rabbinin rızasını arar" derler. Bunun üzerine o genç Müslüman:
- Onun yanına gittiğinizde ona söyleyin, eğer o gerçekten Rabbini nin rızasını arıyorsa, insanların arasına insin, düğün evinde oynasın, ölü evinde ağlasın" demiş.
Rabbimiz de Kur an-ı Kerim inde "Gir kullarımın arasına, gir cennetime" (K.Kerim el fecr 89/39-40) buyurarak, cennetin yolunun kullarının arasından geçtiğini haber vermekte.
Peygamber Efendimiz de "İnsanların arasına karışıp onların eza ve cefalarına katlanan Müslüman, insanların arasına karışmayan, onların eza ve cefalarına katlanmayandan daha hayırlıdır." buyurmuş. (Tirmizi K.Kıyame 55. ibnu Mace K.fiten 23) buyurmuş.
Müminlerin ruhbanlığının cihatla olacağını haber vermiştir. (Müsned, Ahmed b. Hanbel 3/82-266)
Dairede, işyerinde, çarşıda, pazarda, camide, okulda, kışlada, karakolda insanın bulunduğu her yerde bulunmalıdır Müslüman ve orada onun imanı dilinde, elinde, gözünde, ayaklarında çiçek açmalıdır. İnsanlar, arıların çiçeğe koşması gibi onun etrafına koşuşmalıdırlar. Mekke feth edildikten sonra insanların gruplar halinde İslâm a girdiğini haber verir Rabbimiz. (K.Kerim en Nasr 110/2)
Çiçek yaşaması için koku verir. Bizim de yaşayabilmemiz ve yaşatabilmemiz için halk içinde Hakla beraber olup, Haktan aldığımız Kur an ın talimatını halka yansıtarak onların pisliğini kurutup, güzelliğini arttırmamız gerekir.
Parasının azlığı, elbisenin eskiliği, diplomasının küçüklüğü, bedenen zayıflığı kişiyi kötü yönde etkilememelidir.
Rabbimiz "Gevşemeyin, üzülmeyin. Eğer müminseniz en yüce sizsiniz."(K. Kerim Ali İmran 3/139) buyurmuş. İmanımızdan şüphemiz olmadığına göre imanın verdiği yücelikten de şüphemiz yok demektir.
Kadisiye meydan muharebesinde Sa d b. Ebi Vakkas ın elçi olarak İran kisrasının huzuruna çıkan o yiğit sahabe eski elbiseleri ile ipek halılar üzerinde atıyla beraber vakarla yürümüş, kadınlar gibi inciğe boncuğa, ipekliye sarılmış Kisra nın yüreğine korku salmıştır. O, çiçekler böcekler, yıldızlar, balıklar yaratılan her şey Rabbini tesbih ederken (K.Kerim 24/41) Rabbinin verdiği dille Rabbini inkar eden insanları hayvandan daha aşağı (K.Kerim A raf 7/179) görür ve üzerlerinde elbiseler ve dünyalık imkanlarla o kafirleri elbise giydirilmiş odun (K.Kerim Münafikun 63/4) olarak kabul eder de onları hayvanlık derekesinden insanlık derecesine yükseltmek için elini ve gönlünü uzatır.
Her işinde Allah a güvendiğinden Müslümanların çokluğu onu kibirlenmeye götürmez. Azlığı da ümitsizliğe götürmez. Müslüman bilir ki bu din, bir kişi aracılığıyla yayılmıştır.