Halk CHP?ye anlamadığından değil, anladığı için oy vermiyor

Abone Ol

Bir seçim kampanyası daha geride kalırken parti

yönetimlerinin muhasebe yapması, yanlış ve doğruları tespit etmesi doğaldır.

Seçimin hemen arkasından bu değerlendirmeler yapılmaya başlandı. Tespitler iki

boyutludur. Birincisi başarısızlıkta partilere ve yöneticilerine bağlı olmayan

hususlardır, ikincisi ise uygulanan stratejinin doğru ve yanlışlarının

tespitidir. Bu noktada partilerin millete ne oranda yaklaştıkları,

ihtiyaçlarına cevap verdiği, ne kadar uzaklaştığının belirlenmesi önemlidir.

Millete tepeden bakar bir tavır sergileyerek milletin kendilerini anlaması

gerektiği yaklaşımı ile sağlıklı bir değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı da

unutulmamalıdır.

CHP kurulduğu günden beri milletin taleplerini dikkate

almaktan çok milleti değiştirme yönünde söylem ve uygulamalar peşinde

koşmuştur. Bu sebeple de milletin oyları ile tek başlarına iktidar olmaları

mümkün olmadığı gibi, sırf CHP yi iktidara taşımak adına yapıldığı görüntüsü

veren darbeler bile bunu başarabilmiş değildir. Bu bakımdan son mahalli

seçimlerin ardından özellikle CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu nun bir ABD

gazetesinde verdiği beyanatta söyledikleri de gösteriyor ki, halk CHP yi değil,

CHP halkı anlamamakta inat ediyor. Kısacası, bir türlü halkın kendilerini

anlamadığından değil, bilakis anladığı için çoğunluk olarak CHP den uzak

durduğunu görmek ve anlamak istemiyorlar. Böyle olunca da CHP bir değil

yüzlerce kere araştırma yaptırsa, sosyologları devreye soksa da netice

alamayacaktır.

Sadece CHP için değil tüm siyasi partiler için öncelikli

olan tutarlı olmaktır. Olaylar karşısındaki tavırda değişkenlik milleti

tedirgin eder, bu tür partilere güveni zedelenir. Söz gelimi yıllar yılı

inançları gereği başlarını örten hanımlarımıza karşı sergiledikleri tavır tüm

toplumun hafızasındadır. Toplumun içinde bir kesim başörtüsü takılmasını kendi

inanç ve anlayışına göre gereksiz görebilir ve CHP de bunların oylarına talip

olabilir. Ama inancının gereği başını örtenlerin yıllar boyu kamudan uzaklaştırılarak

evlerine hapsedilmesi bir strateji olarak benimsenmiş ise meydanlarda hak ve

özgürlük şarkıları söylemenin inandırıcılığı kalmaz, daha doğrusu başörtüsüne

karşı mücadele veren siyasi partilerin söylediği hak ve özgürlük şarkıları

kandırmacadan öte geçmez. Böyle olunca da inancına karşı mücadele verdiğine

inandığı partilere insanımızın oy vermemesini CHP nin doğru okuması,

mesajlarını ulaştıramadığını düşünerek kendilerini kandırmaktan vazgeçmeleri

gerekiyor. Yani millet CHP nin mesajını alamadığından ve anlayamadığından

değil, oy verdiği takdirde yeniden tek partinin şeflik döneminin geleceği

korkusuyla oylarını başka partilere veriyor. Bu arada zaman zaman miting

meydanlarında bazı başörtülü hanımların yakasına CHP rozetinin takılmasını da

insanımız CHP de bir anlayış değişikliği olarak değil, topluma şirin görünmek

için takiyyeden öte gitmediğini görüyor ve düşünüyor. Çünkü insanımız Meclis

kürsüsünden Ecevit in Merve Kavakçı Meclis e başörtüsü ile geldi diye, Burası

devlete meydan okuma yeri değildir çığlıklarını unutmuş değil. Unutması da

mümkün değil. Bugün CHP yöneticileri Ecevit in o zaman bizimle ilgisi yoktu

deseler de bir işe yaramaz. Çünkü CHP olarak insanımızın inancının önündeki

engellerin kaldırılması hususunda bir çaba gösterilmediği gibi, insanımızın

inancı doğrultusunda hareket etmesi, Laiklik elden gidiyor bağırışları ile

karşılandı. Bunun ötesinde bu ülkede yıllarca CHP ile MHP anlayış olarak

birbirinin zıddı olarak bu millete takdim edildi. Ama son seçimlerde bu iki

parti kol kola girmekte bir sakınca görmemişlerse, millet, Ne oluyor Kim kimi

kandırıyor Eğer beni kandırıyorsanız ben bu oyuna gelmem demiştir. Kısacası,

gerek CHP-MHP gerek bu ikiliye Hizmet hareketinin katılmasını milletimiz

takiyye olarak, belli hesaplar uğruna yapılmış olarak görmüştür. Siyasette

samimiyet esas olmalıdır. Şartlara göre değişen tavırlar o siyasi

partiye/partilere güveni sarsar. Bu tespitimi sadece seçimlerin üç kafadarları

için söylüyor değilim. Siyaset sahnesinde kalıcı olmak isteyen tüm partiler

için tutarlılık esas olmalıdır.