Halife seçiminden papa seçimine

Abone Ol

Conclave Latince bir kelime ve ‘cum’ ile ‘clovis’ten teşekkül ediyor. Kapalı mekan toplantısı anlamına geliyor. Papa seçimi krizleri Vatikan’ı ve Katolik ahaliyi bıktırdıktan sonra yeni bir yöntem keşfediliyor. Bu yöntem Hazreti Ömer’in yönteminden başkası değil. Bu, Hazreti Ömer’in yüzyıllar önce uyguladığı sisteme tıpa tıp olmasa da büyük çapta benzerlik arz etmektedir. Hazreti Ömer bu yöntemi ve uygulamayı hicri 24’üncü yılda icra etmiştir. Katolik Kilisesi ise Vatikan’da bu uygulama en erken Perugia’da 1216 veya 1241 yılında Roma’da yeni papa seçilirken uygulanmıştır. İsterseniz ilk önce Hazreti Ömer’in uygulamasını hatırlatalım. Hazreti Ömer önce adaylara yönetime geldikleri takdirde kabile asabiyetinden uzak kalmalarını ve bağlı oldukları kabileyi diğerlerinin üzerine çıkarmamalarını öğütler. Muğire Bin Şube gibileri oğlu Abdullah’ı aday göstermesini isteyince onu tersler ve ağır konuşur. Bilhassa Hazreti Osman ile Hazreti Ali’ye önemli iki nasihatte bulunmuştur. Hazreti Osman’a bu göreve getirildiği veya atandığı taktirde, Emevileri veya Ümeyye ailesini Müslümanların başına musallat etmemesini istemiştir. Hazreti Ali’ye de Haşimiler için aynı nasihat veya uyarıyı yapmıştır. Seçim şurasını altı kişiden oluşturmuş ve akrabası ve aynı kabileden olan Aşere-i Mübeşşereden olan Said İbni Zeyd’in bu seçim heyetinden uzak tutmuştur. Hiçbir şekilde gelecek halife üzerine şahsi veya aile gölgesi düşürmek istememiştir. Burada şunu söylemek zorundayız: Müslümanlara en fazla zarar veren husus tarih boyunca asabiyet meselesi olmuştur. Hazreti Ebubekir ve Ömer’in başarılarının ardında kişisel meziyetleri olduğu gibi güçlü bir asabiyete dayanmamalarının da payı vardır. Böylece rekabeti kızıştırmaktan uzak kalmışlar ve yönetimde bir denge kurabilmişlerdir. İslam’ın emrettiği de budur.

*

Lakin Emeviler Hazreti Osman’ın hilafetini fırsatçılığa ve asabiyete çevirmek istemişler ve Haşimiler veya sonrasında onlar için asabiyet kuranlar da aile hanedanlığını manevi değil, siyasi bir imtiyaz olarak görmeye meyletmişlerdir. Bu da tarih içinde çekişme ve kutuplaşmayı beraberinde getirmiştir. Hazreti Ömer altı kişilik şura heyeti veya seçici kurul atamış ve lakin fiiliyatta seçim üç kişi arasında cereyan etmiştir. Bunlar, Hazreti Osman, Hazreti Ali ve Abdurrahman Bin Avf hazretleridir. Abdurrahman Bin Avf Hazretlerine de aynı şekilde nepotizm yani akraba kayırmaktan uzak durmasını yani asabiyet ve bunun rükünlerinden olan nepotizmden uzak kalmasını istemiştir.

Toplu veya örgütlü istibdadın en önemli direklerinden birisi asabiyet ve onun türevlerinden olan nepotizmdir (akrabacılıktır). Buna İslami literatürde ‘esre’ denilmektedir ve hadisler de kayırmacılığı takbih eder. Hazreti Ömer altı kişi arasından seçtiği bu şuranın görevini üç günlük bir süre tavanıyla sınırlandırır. Bu zaman zarfında yeni halifenin seçilememesi ve adayların nefsaniyet yapmaları halinde boyunlarının vurulmasını emreder. Yine çoğunluğun seçtiğine azınlığın itiraz etmesi ve seçimi kilitlemesi halinde bunu yapanların boyunlarının vurulmasını emreder. Namazlarını da Süheyb er Rumi Yani Bizanslı Süheyb kıldıracaktır.

Kapılar kapanır ve Hazreti Ömer, Ebu Talha Ensari’yi de 50 adamıyla birlikte Şura Meclisinin kapısına nöbetçi atar. Ve nöbetçilerden dışarı ile içerinin temasının kesilmesini emreder (Hulefa’ur Raşidun: Beyne’l istihlaf ve’l istişhad, Salah Abdulfettah el Halidi, Daru’l Kalem, s: 98-99).

Daha sonra bu kural veya yöntem papaların seçilmesinde de kullanılır. Bazı farklılıklarla birlikte Hazreti Ömer’in yöntemi kullanılır.

*

Katolik alemi ruhani liderini yüzlerce yıllık geleneklere bağlı kalarak tam bir törenler silsilesi içinde belirliyor. Bunun için seçme yetkisi olan kardinaller, Latince olarak“işi olmayanlar dışarı“ anlamına gelen “extra omnes“ cümlesini söyleyip SistineŞapeli’ni boşaltıyor. Ardından şapelin büyük kapısı kapanıyor ve kardinaller aday isimler üzerinde görüşmeye başlıyor. Vatikan’da 13. yüzyılda yeni papayı seçmek için toplanan kardinaller, aylar süren çabalara rağmen herhangi bir isim üzerinde uzlaşma sağlayamamışlardı. Papaların o dönemde ikamet ettiği Viterbo kenti halkı, aylar süren belirsizlikten bıkmış ve yeni papayı bir an önce seçmeleri için kardinalleri bulundukları saraya kilitlemiş. Yiyecek-içecek verilip, kapısına da asker dikilmiş. Kardinallerin toplanmasına verilen Latince isim “Conclave“ de o dönemden geliyor. Conclave “bir anahtarla kilitlendi“anlamına geliyor. Ancak kapının kilitlenmesi de kardinalleri ikna edememiş. Fakat Vitero halkı yılmamış. Kardinallerin kaldığı sarayın çatısını söken halk, rüzgâr ve yağmur altında daha çabuk bir karar verilmesini sağlamaya çalışmış. Ancak tüm bunlar da sonuç vermemiş ve daha sonra 10. Gregor adını alan Papa Tedaldo Visconti, üç yılda seçilebilmiş. Bu olay, tarihteki en uzun Papa seçimi olarak anılıyor. Şimdi ise Conclave toplantılarında kardinallere önce bir öğün yemek veriliyor ve toplantı günleri sarkarsa sadece ekmek ve su ile yetiniliyor ve dışarı ile temasları engelleniyor.