Ana muhalefet partisi CHP’de yaşanan anlaşmazlık konularının başında genel merkez binasına polisin zorla girmesi olayı geliyor.
Mutlak butlan kararının açıklanmasından sonra genel merkez ekibi direniş mesajları verdi!
Direneceğiz, teslim olmayacağız türünden laflar edildi.
Ve mutlak butlan kararını aldıranları partiye sokmadılar.
Güvenlik güçleri devreye girince de işin adı “polis genel merkeze zorla girdi” olarak konuldu.
Doğrudur!
Polis CHP Genel Merkezi’ne zorla girdi!
Peki, niye böyle oldu?
İsterseniz bu sorunun cevabını mutlak butlan kararını aldıran isimlerin ağzından dinleyelim.
Diyorlar ki:
Mahkemenin görevlerini sonlandırdığı ekip CHP’ye polisin zorla girmesi için her şeyi yaptı!
Böyle bir cevabı abartılı bulanlar olabilir.
Ama bu cevabın gerçekleri yansıttığı da inkâr edilemez.
Ellerinde mahkeme kararı ile yönetimi devralmaya gelenler kapıdan içeri sokulmaz ve kapıların arkasına barikatlar kurulursa bu ne demektir?
Bu elbette polisin içeri zor kullanarak girmesi için yapılan açık bir davet demektir.
Ancak bu daveti yapanlar zaten mahkeme kararını tanımıyorlar.
Mahkeme kararı yargı operasyonu olarak tanımlanınca elbette polisin içeriye zorla girmesinden başka yol bırakılmamış demektir.
Bir taraf hakkımızda ağır suçlamalar var önce bundan arınalım diyor, diğer taraf arınmaya gerek yok yola aynen böyle devam edelim diyor. Yani birinin ak dediğine öteki kara diyor.
Görüş ayrılıklarının bu boyutlara ulaşması doğal olarak bölünmeye davetiye çıkarıyor.
Ama aralarında aman bölünmeyelim diye çırpınanlar var.
Ancak bunların yaptıkları, akıntıya karşı kürek çekmekten başka bir şey değil.