Hâlâ AB'ye benzeme sevdası sürüyor mu?

Abone Ol

AK Parti, iktidarının başından beri AB ye girme hedefini

hep tekrarladı. Öyle ki, başta Almanya olmak üzere bazı AB ülkeleri Türkiye nin

AB içinde yeri olmadığını açıklamalarına rağmen bizimkiler AB sevdasından

vazgeçmediler/ geçemediler. İçlerine almak istemediklerini söylerken,

Türkiye nin kapılarının önünden de ayrılmasını da istemediler. Netice

itibariyle AB bizi istememesine rağmen nedense özellikle yasalarımızı AB

standartlarına uydurmak adına Türkiye nin Batılılaşması hızlı bir şekilde

sürdürüldü/ sürdürülüyor. Türkiye onlara benzemeye ne kadar istekli davranırsa

davransın AB ülkelerini bugüne kadar memnun etmemiz mümkün olmadı. Her vesile

ile vurguladığımız gibi, Türkiye nin AB üyesi olabilmesi için ya tamamen

dinsizleşmesi ya da Hristiyanlaşması gerkiyor. Çünkü AB ülkelerinde sıkça

yapılan açıklamalarda birliğin bir Hristiyan ittifakı olduğu vurgulanıyor. Ama

bu gerçeği nedense ülkeyi yönetenler görmek istemiyor.

Bu noktada geçmiş iktidarlar bir kenara bırakılarak AK

Parti iktidarının birlik üyeliğinde ne kadar samimi olduğu hususunun

tartışılması gerekiyor. Her ne kadar Milli Görüş gömleğini çıkardıklarını

söyleseler de geçmişte Batılılaşmanın bayraktarlığını yapan siyesi partilerden

çok daha Batıcı ve AB yanlısı görüntü vermek ister istemez kafalarda bir takım

sorular oluşturuyor. Başlangıçta AK Parti nin AB sevdasını içeride bir takım

demokratikleşme hamlelerini yapabilmek, siyaset üzerinde asker-sivil vesayeti

kaldırabilmek olarak değerlendirmiştim. Ancak geçen zaman içinde AB den gelen

her türlü dışlayıcı açıklamalara rağmen AB ye uyum sağlamak adına özellikle

yasalarda yapılan değişikliklere bakınca olayın daha başka boyutları olduğu

akla geliyor.

Özellikle Almanya nın Türkiye yi dinlettiğinin ortaya

çıkmasının ardından Merkel in Türkiye düşmanlığının bir kez daha açığa

vurulması bardağı taşıran damla olmalı. Çünkü Merkel in, Türkiye müttefik ama

dost değil. Türk hükumetinin siyasi hedeflerine, Almanya daki dernekler

üzerinde ulaşmak istiyor şeklindeki değerlendirmesi karşısında insan, Hâlâ,

AB ye benzeme sevdası sürüyor mu diye sormadan edemiyor. Şimdiye kadar

Türkiye ye Müslüman bir ülke olduğu için karşı çıkıldığı biliniyordu, Şimdi ise

işin boyutu değişmiş, Türkiye tehlike olarak algılanıyor ve düşman ülkeler arasında

yer alıyormuş. Her halde hiçbir ülke düşmanı ile birlik oluşturmaz. Çünkü

düşmanlığın olduğu yerde güven olmaz, güvenin olmadığı yerde birliktelik olmaz.

Böyle olunca Merkel in Türkiye müttefik ama dost değil nitelendirmesi bir

çelişkiyi içeriyor. Türkiye dost değilse nasıl müttefik olunuyor. Uluslararası

ilişkiler bu kadar yozlaştı, ikiyüzlülüğe mi dönüştü

Merkel i Türkiye yi dost görmüyor diye suçlamanın fazla

bir anlamı yok.Önemli olan bu açıklamaya rağmen Türkiye nin nasıl bir tavır

sergileyeceğidir.

---------------------

İnna lillahi ve inna ileyhi raciun

Yazının sonuna gelmiştim ki Zeki Ceyhan arayarak

Abdurrahman Amcanın (Fidan) vefat ettiği acı haberini verdi. Yıllardır beraber

olduğumuz, geriye dönüp baktığımda birbirimizi hiç kırmadığımızı hatırladığım

Ankara Bürosunun Abdurrahman Amcası aramızdan ayrılmıştı. Her canlı elbet ölümü

tadacaktır. Buna rağmen bu tür haberler insanı üzüyor. Eski dostların ölüm

haberlerini alınca Ankara dan çok uzakta olmam sebebiyle son görevimi

yapamıyordum. Bunun içinde Ankara ya kesin dönüş kararı almış, eşyaları

toplamıştım. Cenaze namazına yetişemesem bile varsa hakkım helal olsun. Ama, O

da benim üzerimdeki hakkımı inşaAllah helal etmiştir. Abdurrahman Amca, mekanın

cennet olsun. Allah rahmeti ve merhameti ile muamele eylesin. Amin.