Hal ve Gidiş Ne Durumda?

Abone Ol

Şimdiki karnelerde var mı, bilmem. Eskiden bizim zamanımızda karnelerde bir de “Hal ve Gidiş” bölümü vardı. Öğretmen o kısma öğrenci ile ilgili düşüncelerini yazardı. Bu bir nevi öğrenci velisine yazılan mektup gibi idi. Öğrencinin durumu “berbatsa”, “sakatsa”, “bozuksa” Veli ona göre tedbirini alsın, çocuğuna sahip çıksın denmek istenirdi. Hal ve Gidiş “pekiyi” ise mesele yok. Hem öğrenci, hem velisi göğsünü gere gere gezebilir.

Peki bizim vatandaşlarımızın “Hal ve Gidiş” notu nasıl? Biz “Çekirdekten yetişme” gazeteciyiz. Yani bu mesleğin her sahasında çalıştık ve yetiştik. Muhabirlik de çalışmamızın bir parçası idi. Zaman zaman sokağın, çarşı ve pazarın, işçilerin, çiftçilerin, esnafın, tüccarın, sanayicinin, elhasıl her sınıftan vatandaşın nabzını tutar, böylece ülkenin “hal ve gidişini” analiz ederdik. Meslek icabı bu alışkanlık devam ediyor. Yıllardan beri âdetimdir. Perşembe gününden ertesi günü, yani Cuma günü ikindi vaktine kadar benim tatilimdir. Ekseriyetle de çarşıya gider, esnafla hasbihal ederim. Bir yazımda öğretmenler için söylediğim gibi, esnafın da her kesimden vatandaşların da tadı-tuzu yok. Esnafın yüzü gülmez olmuş. Hani, “Akaryakıt zammı bana tesir etmiyor, ben her zaman 50 liralık alıyorum” diye espri yapan vatandaşlar var ya, artık böyle bir espri yapamaz olmuşlar. Zira 50 liralık yakıtla benzin istasyonundan şehir içindeki evlerine zor giderler. 

Şu son zamanlarda kime sorsan dertli. Elektrik, doğalgaz, akaryakıt ve gıda ürünlerine gelen zamlar ortada. Vatandaşlar neredeyse ellerine geçen paranın tamamını temel ve zarurî harcamalara ayırmakta: Elektrik, su, doğalgaz, kira, telefon, ulaşım… Bunlardan kısmak mümkün değil. İlla ki ödeyeceksin. Araban varsa benzin, mazot alacaksın. (100 liralık benzinle ancak 50 km yol gidersin) Trafik sigortası geçen seneye göre yüzde yüz artmış durumda. Senede iki defa MTV (Motorlu Taşıtlar Vergisi) var. Tamirci desen, doktordan daha pahalı. Geriye ne kalıyor? Vatandaş ancak sosyal harcamalarından, giyim harcamalarından, mutfak masraflarından kısıyor. Market, Pazar alışverişi kâbusa dönüşmüş durumda. Bunda fırsatçıların da rolü var. Yahu 25-30 liraya mercimek, 15 liraya bulgur mu olur! 5 litrelik ayçiçeği yağı ortalama 150-200 lira. Ekmeğin tanesi ortalama 3 lira. Bir mercimek çorbası yapıp ailece yemenin maliyeti ortada. Bir dostla lokantaya gidelim, bir tatlı yiyelim deseniz, maliyet ortada. Haydi Piyer Loti’de bir simit alıp bir bardak çay için bakalım… Demem o ki vatandaşın “hal ve gidiş” notu hiç iyi değil.

Vatandaş sıla-i rahim yapamaz vaziyete gelmiş. Bizim şehirden İstanbul’a otobüs bileti kişi başı 450 lira. Dört kişilik bir ailenin kaç liraya gidip geleceğini siz hesap edin. Hele o yolu hususi otomobille katetmeye kalkarsanız maliyet daha da katlanır. Yalnızca otobana vereceğiniz ücret 300-400 lira…

Hep maddiyattan konuştuk. Maneviyat, iffet, haya, iman ve İslâm’la ilgili “hal ve gidişi” hiç sormayın. Neredeyse bütün düşünceler maddiyat üzerine yoğunlaşmış vaziyette. Âhiret yurdunun ahvalini merak eden yok. Camiler öksüz vaziyette. Camilerimizde gençler ve çocuklar yok. TV’lerdeki dizi filmler, insanlarımızın temel değerlerini kurşuna dizmekte. San’at diye diye her türlü iffetsizlik hoşgörülür hale gelmiş vaziyette. “Batılı tasvir safi zihineri idlal eder” düşüncesiyle tafsilata girmek istemiyoruz. Ancak şu sözümona aile içindeki iffetsizliğin, hayasızlığın, aldatmaların ballandıra ballandıra anlatıldığı programlara ne demeli?

Ya şu sokaklarda yatak kıyafetinden de pespaye kıyafetle dolaşanlara söylenecek bir söz yok mu? Yok! Söyleyemezsiniz. Hele bir söyleyin de gününüzü görün! Galiba tuzun da koktuğu, sözün de bittiği yerdeyiz. Fatih Sultan Mehmed ve başta Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı gâzileri ve şehitleri, yani o kahraman ecdâd bizim bu halimizi ve yaşayışımızı görseler bize ne derlerdi?

Dostlar, şöyle bir etrafa bakıyorum da “hal ve gidiş” notumuzu hiç iyi görmüyorum. Bilmem memlekette kaç tane kaldıysa, “âkil adamlarımız” bu duruma ne der?..