SAADET Partisi, son Pazar günü Konya İl Kongresi ni
yaptı. Programda konuşan Genel Başkan Prof. Dr. Mustafa Kamalak dünya gündemi
ve cumhurbaşkanlığı seçimini değerlendirirken önemli bir gerçeğe parmak bastı:
Yaşananlar Millî Görüş ü hep haklı çıkarmıştır.
45 yıllık Millî Görüş tarihine şöyle bir göz atınız: Daha
ilk günden itibaren eğitim, dış politika, ekonomi, hukuk, siyaset gibi temel
konularda sundukları çözüm önerilerinin ne kadar isabetli olduğunu görürsünüz.
Erbakan Hoca ve Millî Görüşçüler hep haklı çıkmış, en keskin muhalifler bile bu
çözümlerin doğruluğunu kabul etmek zorunda kalmıştır.
Peki, bunun sebebi neydi, diyeceksiniz Çünkü Millî Görüş
hareketinin ayakları bu topraklar üzerine basıyordu. Millî ve yerli idi.
Milletimizi bin yıl insanlığın öncüsü yapmış değerlere sahip çıkıyor, tarihî
devamlılık prensibini benimsiyordu.
İnanç ve fikirler sağlam; kadrolar, samimi ve idealistti.
Hedefleri belliydi. Ne yapacaklarını çok iyi biliyorlardı. Kendi özümüze,
aslımıza, inancımıza, tarihimize sahip çıkıyorlardı. Geçmişimizi çok iyi
tanıyor, geleceğe emin adımlarla yürüyorlardı.
Başımıza gelenler, dışa karşı duyulan aşağılık kompleksi
ve yabancılaşmadan kaynaklanıyordu. Bu yüzden yabancılaşmaya prim
vermiyorlardı.
Diğer siyasî partiler veya fikir akımlarına dikkat
ediniz! En mâkul görünenlerin bile yabancılaşma temayülü içinde olduğunu
göreceksiniz. Onun için Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan hep
şöyle derdi: Türkiye de 61 tane parti yok. İki parti var: Saadet Partisi ve
diğerleri. Bu, diğer partileri küçümsemek değil, bir gerçeğin tespitiydi.
TEMEL ESASLAR DEĞİŞMEZ
Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan davasını
kadîm değerlerimiz üzerine kurmuştu. Onun için, Davamızın Temel Esasları
değişmez der, her Millî Görüş mensubunun Temel Esaslarımız ve Temel Uygulama
Esaslarımız derslerini iyi öğrenmesini isterdi.
Erbakan Hoca, Evrensel İslâm kardeşliğine inanmıştı. O
yüzden, Bizim davamızda kimse kendisi için yaşamaz; kardeşi için yaşar
diyordu. Müslüman olmayanların da iyiliğini isterdi: İnsanların hayırlısı,
insanlara faydalı olandır. (Hadîs-i Şerif)
Millî Görüş Lideri İslâm ı fıtrî ve zarurî olarak
görüyor, referans mercii olarak kabul ediyordu: İslâm tastamam bir dindir.
Eksiği fazlası yoktur. Baştanbaşa hayır ve iyiliktir. İslâmsız saadet olmaz.
Erbakan Hoca, geçmişimizi çok iyi bilen kuvvetli bir
tarih şuuruna sahipti. Zafer, şan ve şerefle dolu tarihimizle Millî Görüş
hareketi arasında güçlü bir köprü oluşturmuştu. Gençliğe Hitabe sinde bunu
yakından görüyoruz:
-Herhangi bir
kimse, Malazgirt te inanışının şahlanışını yaşamadan; Kosova da, Niğbolu da bir
kılıç olup parlamadan; Ulubatlı Hasan olup İstanbul u fethetmeden; Sultan Fâtih
olup atını denize sürmeden; Kanunî olup şanlı ordularıyla Avrupa nın içlerine
yürümeden; Seyit Çavuş olup 250 kiloluk mermiyi `Yâ Allah! deyip namluya
sürmeden; bir insan Sakarya nın siperlerine girmeden ve Kıbrıs ta düşman
tahkimâtının altından geçmeden Millî Görüş ün ne olduğunu anlayamaz.
Millî Görüş hareketini inceleyenler, onun ne kadar millî
ve yerli bir çözüm yolu olduğunu; yabancılaşmaya karşı kesin bir tavır ortaya
koyduğunu anlamakta zorluk çekmeyeceklerdir.
MİLLî GÖRÜŞ ÖNCÜ OLDU
Ülke aydınları, 150 sene gözünü Batı ya dikip oradan
gelecek çözümlere ümit bağlayan bir zihinsel işgal yaşarken; Millî Görüş hareketi,
milletimizin ilimlerde öncülük ettiğini, dünyada hak ve adaletin temsilciliğini
yaptığını hatırlattı. Sen hangi milletin evlâdısın; neyi bırakıp nereye
gidiyorsun Deli misin sen diyerek maymunvârî taklitçiliğin insan onurunu
rencide ettiğini anlattı. Milletimizi özüne dönmeye davet etti.
Fikir sağlam, çözüm yerinde ve denklem doğru kurulmuştu.
İşte, Millî Görüş ün çözüm önerilerinin doğru çıkmasının sebebi buydu.
Millî Görüşçüler, daha baştan itibaren eğitim, ekonomi,
sanayi gibi temel alanlarda millîliği savundular. Millî sanayimizi kurmamız,
makine yapan makineleri imal etmemiz gerektiğini anlattılar. Bunun
yapılabileceğini de uygulayarak gösterdiler. Şimdi, montajcılıkla,
başkalarından aldığımız temel ürünlerle işi sonuna kadar götürmenin mümkün
olmadığını yakından görüyoruz.
Yine Millî Görüşçüler, daha 70 li yıllarda
cumhurbaşkanını halkın seçmesi gerektiğini anlatıyorlardı. Bunu, bugün söylemek
kolaydır. Cumhurbaşkanının yalnız asker içinden seçildiği yerleşik bir
statükoya karşı bu görüşü seslendirmek yürek isterdi. Hatta, Millî Görüşçüler
bu amaçla bir miting bile düzenlemişlerdi.
Millî Görüş ün 45 senelik mücadelesinden sonra, şimdi,
dine soğuk bakan, ezan sesini hazmedemeyen CHP bile, dindar cumhurbaşkanı
imajıyla halkın karşısına çıkmak istemektedir.
Millî Görüş ün öncülük ettiği hizmetler hacimli bir kitap
oluşturacak kadar çoktur.
Ey Millî Görüşçüler! Üstlendiğiniz görevin büyüklüğünü
bilin! Can düşmanlarına özenerek yabancılaşmaya başlayan Türkiye ve İslâm
âleminin sorumluluğu sizin üzerinizdedir. Sizin çalışmalarınız sayesinde hem
uyuyan dev durumundaki İslâm dünyası ayağa kalkacak; hem de dünya huzur ve
barış iklimine yelken açacaktır.