Kadın ellerini dizlerine vurarak intikam yemini ediyor ve asla onu affetmeyeceğim, en büyük kötülüğü yapacağım diyordu. Nedenini sorduğumda da evlendiğinden beri kendisine haksızlık yapan görümceyi işaret ediyor ve hep sustum ama bir gün patlayacağım diyordu. Birikmiş öfkeyi taşımakta güçlük çekiyor, patlamaya hazır vaziyette bekliyordu. Konuşamıyordu, ne olursa olsun konuşma sus ve sessiz kal denmişti ama bu nereye kadar devam edecekti. Engellenmek, maruz kalmak, haksızlığa uğramak öfke ve tepkiye neden olabilir. Ancak bizim toplumumuzda özellikle kız çocuklarına yaşanan haksızlığın boyutu ne olursa olsun susmayı, tepkisiz kalmayı tavsiye ederler. Anne evlenecek yaştaki kızının kulağına eğilir ve ne yaparlarsa yapsınlar sessiz kal, derdini kimseye açma, acıyı yut ama yine de belli etme der. Hepimiz bu telkinlerle büyürüz ve büyüklerimizin bu tavsiyeleri hayatımızda o kadar büyük bir yer işgal eder ki, görümcemiz başımızda oklava kırar, eşimiz öldürmeye teşebbüs eder, komşumuz sabahlara kadar yüksek sesle müzik dinler, çocuğumuz elindeki oyuncağı başımıza fırlatır, otobüste hiç tanımadığımız bir kişi kolumuza çarpar geçer, okulda öğretmen çocuğumuzun kulağını yırtar ama yine de susmayı ve sessiz kalmayı tercih ederiz.
Çünkü bize konuşma, haksızlığa uğrasan da hak iddiasında bulunma denmiştir o yüzden elimize vurup ekmeğimizi alırlar fakat biz yine sesimizi çıkarmayız. Sabır erdemli insanın özelliğidir. Gerektiği yerde ve gerektiği miktarda sabrı kuşanmak taktir edilecek bir davranıştır. Fakat haksızlığa göz yummak bundan farklı bir şeydir. Bir Müslüman nasıl ki başkalarının haklarını korumakla sorumlu ise kendi hakkını da aynı minvalde korumakla sorumludur. İnsanların haklarına riayet etmekte büyük titizlik gösterirken kendi haklarını ayaklar altına alan ve haksızlığa göz yuman bir kişinin başkalarına faydalı olması beklenemez. Bu nedenle anne babalar sabırlı olmakla haksızlığın karşısında durmanın farklı şeyler olduğunu bilmeli ve çocuklarına haklarını makul şekilde savunmayı öğretmelidirler. Bir çocuk okulda arkadaşından şiddet gördüğünde ona misli ile karşılık vermemeli, sorunu öğretmenle paylaşarak maruz kaldığı haksızlığı makul şekilde ortadan kaldırmalıdır. Ya da yeni evlenmiş bir bayan, görümceden haksızlık gördüğünde, ailenin genel yapısını da dikkate alarak sorunu çözüme götürmeli ve hakkına sahip çıkmalıdır. Müslüman ne haksızlık yapmalı ne de kendisine yapılan haksızlığı kabullenmelidir. Zira bir insan olarak kendisi de en az karşısındaki kişi kadar değerli ve önemlidir.
FATMA TUNCER