Hakkımız olan şeyler

Abone Ol

Birisi bir şey istediğinde, rızamız olsun ya da olmasın

kabul etmek zorunda olduğumuzu düşünürüz. Hayır dediğimizde ya da istenilen

şeyi yapmadığımızda dışlanacağımızı, olumsuz biri olarak tanınabileceğimizi

sanır ve teslim oluruz. Halbuki böyle durumlarda hiç birimiz tam olarak

kendimiz olamayız ve başkaları için yaşayacağım derken kendimizi her zaman

ihmal ederiz.

İstemeden yaptığımız ya da yapmak zorunda hissettiğimiz

durumlarda kendimize çok fazla yüklendiğimizden yorgun düşer ve dayanma

gücümüzü kaybederiz. Belki de yaptıklarımızla çevremizde iyiliksever başarılı

ve cömert biri olarak tanıyoruzdur fakat gücümüzün üstünde bir yük

yüklendiğimizden sorumluluklarımızı yerine getirmekte zorlanır ve bitkin

düşeriz.

Başkaları için çalışmak ve biz duygusu ile haraket etmek

erdemdendir ve bunu her zaman savunmuşuzdur. Fakat bireysel alanımızda kabul

edebileceğimiz ve ya etmeyeceğimiz şeyler vardır ki böyle durumlarda hayır deme

hakkımız da vardır. Mesela, bir arkadaşımız, gece geç vakitte sohbet etmek için

gelmek istediğini söylediğinde, “erken yatmamız gerektiğini, çünkü sabah erken

kalkıp işe gideceğimizi” söyleyebiliriz. Ya da birisi “bize şu işlerimi yapmamda

yardımcı olabilir misin ” Dediğinde eğer bizden istenilen, gücümüzün üstünde

bir şey ise bunu uygun bir dil ile ifade edebiliriz. Yani istenilen şeyi

yapamayabiliriz ya da yapmak istemeyebiliriz. Böyle durumlarda hayır deme

hakkımızın olduğunu bilmeliyiz. Çünkü nasıl ki insanların bizim her

istediğimize evet diyememe mazeretleri varsa bizim de aynı şekilde evet

diyememe hakkımız vardır.

Hazreti Peygamber, “izin istemek üç defadır, izin verilirse

girersin verilmezse geri dönersin” buyurur. Yani kapınız çaldığında eğer müsait

değilseniz açmama hakkınız var. Bu hakkınızı kullanmak istiyorsanız

kullanabilirsiniz. Bu sizin insan tarafınızdan bir şey eksiltmez zira hakkınız

olan bir şeyi yapmaktasınız.

Bizden istenilen her şeyi kabul edemeyeceğimiz gibi kabul

edebileceğimiz şeyler de vardır. Çünkü bizler hiçbir zaman ben odaklı bir hayat

algısı ile hareket edemeyiz, bireysel alanımızı korumakla sorumluyuz ancak biz

odaklı bir hayat tarzına kurgulanmış olarak yaşarız.

Hayır diyememe sorunu olan kimselerin ekserisi onaylanma

ihtiyacı yüksek olan kimselerdir. Bu kimseler başkalarına boyun eğmediklerinde,

sevilmeyeceklerini, değersiz biri olarak görüleceklerini düşünürler. Onlar

ancak dışarıdan beslenebildikleri takdirde kendilerini değerli hissederler aksi

takdirde işe yaramaz, değersiz ve önemsiz biri olduklarına inanırlar.

Kişi Allah’ın yarattığı bir kul olarak nerede durduğunu ve

değerini bilmelidir. Aksi taktirde sürekli sevgi dilenen biri olmaktan

kurtulamaz. Gandhi “siz kendi elinizle teslim etmediğiniz sürece kimse

kendinize olan saygı ve sevginizi elinizden alamaz” der. Bu sözün doğruluk payı

yüksektir zira ne yaparsanız yapın insanları memnun etmeniz ve istediğiniz

şeyleri işitmeniz pek mümkün olmaz. Sürekli verirsiniz, saçınızı süpürge yapar,

her şeyinizi seferber edersiniz. Karşılığında ise sadece sevgi ve onay

beklersiniz ama olmaz. Çünkü insanoğlu genellikle hata odaklıdır, o yüzden ne

yaparsanız yapın sizin hatalarınıza odaklanır ve kusur bulmaya çalışır. Bu

nedenle her zaman düş kırıklığı yaşarsınız.