Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Günümüz dünyasında fert ve toplumlar hak ilah olarak Allah’ı unutunca, teklif ve telkin ettiği İslam’dan uzaklaşınca Allah, Trump gibi bir sarı zalimi onlara musallat ediyor. Allah’ı unutan ve İslam’dan yüz çeviren ne kadar gafil varsa, hepsi Trump’a dostum diyerek, suçuna ortak olmak için birbirleriyle yarışıyorlar. Hâlbuki Allah, kullarına zalimlerle birlikte olmayı yasaklamışken, onlar bu ilahi emre kulak tıkayarak bunu yapıyorlar. Hud 113: “Ey iman edenler! Kim olursa olsun zulüm ve haksızlık yapan kimselere asla güvenip bel bağlamayın; onlara, düşünce ve eylemlerine meylederek yama olmayın, yoksa onlara dokunacak cehennem ateşi size de dokunur. Unutmayın ki, sizin Allah’tan başka koruyucunuz, emirlerine itaat edeceğiniz otorite yoktur. Değilse Allah’ın yardımından yoksun kalırsınız.” Kur’an’da “ehl-i kitap” olarak tanımlanan Yahudiler ve Hıristiyanlar; hakka batıl elbisesi giydirdikleri ve gizledikleri için kınanmışlar ve lanetlenmişlerdir. Al-i İmran 187: “Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, ‘Bu kitabı bütün hükümleriyle insanlığa bildirecek, onu asla gizlemeyeceksiniz’ diye söz almıştı. Ama onlar, antlaşmayı hiçe sayarak onu kaldırıp arkalarına atıverdiler ve Allah’a verdikleri sözü; servet, makam, şan, şöhret gibi basit menfaatlerle değiştirdiler. Ne kötü bir alışveriş yapıyorlar.” Bu ayette hakkı gizlemenin, verilen söze hainlik olduğu beyan edilmektedir. Al-i İmran 71: “Ey Kitap Ehli; niçin hakka, hiçbir dayanağı olmayan batıl elbisesi giydiriyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?” Allah müminlere, hakka batıl elbisesi giydirdikleri ve gizledikleri için, onları veli edinmelerini yasaklamıştır. Çünkü onları veli edinmek, onların batıl gayelerine hizmet etmek anlamına gelir. Şu ayet üzerinde de her akıl sahibi ders alması gerekir. Bakara 159-160: “İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti, kitapta insanlara açıklamamızdan sonra, gizleyenlere gelince; onlara hem Allah lanet eder hem de lanetçiler lanet eder. Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başkadır. Zira ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim.” Bu hüküm sadece yalnız Yahudiler için değil; Allah’ın ayetlerini gizleyen ve hak hükümlerini açıklamayan herkes içindir. Bu konuda bütün Müslümanların dikkatli olmaları gerekir. Bakara 42: “Hakka batıl elbisesi giydirmeyin ve bile bile hakkı gizlemeyin.” Bu müminlere kesin bir emirdir. Ve Peygamberimiz de uyarıyor: “Kendisine bir ilim sorulup da bunu gizleyen kimseye kıyamet gününde ateşten bir gem vurulacaktır.” Bunun için âlimlerin hak bilgiyi gizlemesi, üzerlerindeki öğretme emanetine hıyanettir.
ABD VE İSRAİL
BOP; Büyük Ortadoğu Projesi, ABD ve İsrail için yerine getirilmesi gereken dini bir görevdir.
Trump; inandığı dininin emirlerini yerine getirmek için mücadele ediyor. Trump’ın inancına göre, kurtarıcı olarak gördüğü “Mesih’in” gelmesi için vadedilmiş topraklar üzerinde büyük İsrail’in kurulması, Siyonizm’in dünyaya hâkim olması gerekir. Bunun sağlanması için “büyük savaşa” ihtiyaç vardır. Bu büyük savaşın düşman tarafında Müslümanlar bulunmaktadır. Bunun için Trump ve işbirlikçilerinin savaşı İslam ve Müslümanlarladır. Adamlar planlı ve düzenli bir şekilde çalışıyorlar. Buna mukabil Müslümanlar dağınık ve düzensiz bir şekildedirler. Irak, Sudan, Libya, Afganistan, Suriye, Yemen etkisiz hale getirildi. Sıra İran’a geldi. Şimdi onu düşürmeye çalışıyorlar. Allah korusun İran’ı da düşürürlerse sıra Türkiye’ye gelecek. Uyanık olmaya mecburuz. Bu gerçekleri millete anlatmak âlimlerin, toplum önderlerinin ve de aydınların görevidir. Müslümanlar “Fatiha” ile Allah’a verdikleri sözü yerine getirmek zorundadırlar. ABD ve İsrail; Müslümanların dostu değil düşmanıdır. Erbakan Hocamız ömrü boyunca bu tehlikeye karşı milletimizi uyarmıştır. Bugün Millî Görüşçüler, Saadet Partililer bu milleti uyarmaktadır. Vakit uyanmak zamanıdır. Allah nurunu ABD ve İsrail istemese de tamamlayacaktır. Bunda kesinlikle bir şüphe yoktur. Ancak bu süreçte Müslümanlar ve insanlık, takınacakları tavırdan sınavdadırlar. Kur’an; hak-batıl mücadelesinin taraflarını anlaşılır bir şekilde açıklamaktadır. Yeryüzünde bu savaşta taraf olmayan kimse yoktur. Bu savaşta doğru yerde durmanın adresi Türkiye’de Millî Görüş, Gazze’de HAMAS, Dünyada Müslüman Topluluklar Birliği’dir.
BİZE DÜŞEN
Bizim görevimiz, şeytana ve ABD ve İsrail’den oluşan ordularına karşı kenetlenmiş tek bir ümmet halinde olmak, zalimin zulmüne karşı direnmek, yeryüzünde bütün insanlığın saadet bulması için adil bir düzen, yeni bir saadet dünyası kurmaktır. Hazırlıklarımızı buna göre yapmaktır. Biz gerçekte tevhide inanan bir toplum isek, hayatın iman ve cihattan ibaret bir imtihan olduğunu unutmadan vaziyet almaya mecburuz. Enfal 60: “Düşmanlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvetler, güçlü ordular ve atlı birlikler, hareket kabiliyeti yüksek birimler hazırlayın. Onunla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz Allah’ın bildiği düşmanları dehşete düşürür, korkutursunuz. Allah yolunda İslam uğrunda karşılık beklemeden, değerli mallarınızdan gönüllü olarak ne harcarsanız size eksiksiz ödenir. Siz asla haksızlığa uğratılmayacaksınız.” Bu Müslümanlara açık bir emirdir. Kur’an’ın beyan ettiği gerçekler bilinmeli ve bu gerçeklere göre hareket edilmelidir. Kur’an, fert ve toplumları hakkı üstün tutan bir yola davet etmektedir. Hakkı üstün tutmak, tevhitle olur. Faizci kapitalist düzen tevhit düzeni değildir. Tevhit düzeni adil düzendir. Saadet, manevi kemal şu iki şeyden gelir: Faydalı ilim ve salih amel. İlmi tevhit, faydalı ilim; ameli tevhit de salih ameldir. Bize düşen, hakkı açıklamak, din ve düzen olarak İslam’ı gaye edinmek ve onu fert ve toplum hayatında etkili kılmaktır. Selam hidayete tabi olanlara…