Hak batıl mücadelesi insanın var olması ile başlayan bir
mücadeledir. İmtihan için cennetten dünyaya gönderilen Hz. Adem in mücadelesi
nefsiyleydi. Allah tan öğrendiği kelimelerle iyinin, güzelin, doğrunun,
faydalının ve adaletli olanın galip gelmesi için yapmıştı bu mücadeleyi.
Oğulları Habil ile Kabil ise eş sebebiyle imtihandaydılar. İlk kanı döken Kabil
hem imtihan boyutunda ziyana uğramış hem de kendinden sonra gelen nesillere
kötü örnek olmuştu.
Zaman içerisinde her peygamber gerek ailesi, gerek
akrabası gerekse toplum açısından imtihana tabi tutulmuştur. Onlar kendilerine
tevdi edilen davanın ağırlığını ve manasını iyi bildiklerinden görevlerini
bihakkın yerine getirmek için güçlerinin son raddesine kadar mücadele
etmişlerdir. Temel gaye aynıydı. Zira insan bir imtihandaydı ve bu imtihan
dünya denilen bu gezegende gerçekleşmekteydi. Hakkın galip gelmesi uğrunda
kimisi hayatını kaybetmiş, kimisi bir tek inanan bile bulamamış, kimisi sürgün
edilmiş, kimisi görev yerini terk etmek istemiş hâsılı hepsi zaman zaman
üzülseler de görevlerinin icabını yapmışlardır.
Hz. Nuh gönderildiği kavmin hidayet üzere olması için çok
mücadele etti. Fakat kavminin ekserisi ona iman etmediler. İman etmeyenler
içinde kendi aile fertleri de bulunuyordu. Onu bu yoldan vaz geçirmek için
herşeyi denediler. Azap vakti geldiğinde Allah Teâlâ kendisine bir gemi
yapmasını emrettiğinde kavmi onunla alay etti. Vakit tamam olup tufan
başladığında Hz. Nuh oğlunu dalgalarla boğuşurken görerek baba şefkatiyle
gemiye çıkmasını istedi ama oğlu yüksek bir dağa sığınacağını söyleyerek
dalgalar arasında kayboldu. Eğer Nuh Aleyhisselam Hakkı tebliğden dönüp
toplumun genel isteğine uysaydı o da sulardan kaçmak için yüksek bir tepe arar
gemi yapımıyla uğraşmazdı.
Hz. İbrahim Nemrud a ve halkına tebliğle
vazifelendirilmişti. Vazifesini yaparken babasının kendisini vazgeçirmeye
çalışmasına bile aldırmamış ve tebliğinde ısrarcı olmuştu. Neticede Nemrud un
gazabına uğramış ve devasa bir ateşin ortasına atılarak cezalandırılmaya
çalışılmıştı. Ama onu vazifelendiren Rabbi o yakıcı ateşi gül bahçesine
çevirerek hem nesiller boyu anlatılacak bir mucizeyi var etmiş hem de
teslimiyetin nasıl neticeleneceğine güzel bir örnek vermişti. Hz. İbrahim eğer
kendisine babası dâhil vazgeçmesini söyleyenlerin sözünü dinleyip, Nemrud un
ateşinde yakılmayı değil sarayında şaşa ve debdebe içerisinde yaşamayı seçmiş
olsaydı; dünyasını mamur ederdi belki ama emri İlahinin hikmeti gereği adı
başka türlü anılırdı. Fakat o seçimini Haktan yana yaptı ve nesiller boyu
rahmetle anılır oldu.
Hz. Musa İsrail oğullarına gönderilmişti. Onları
Firavunun zulmünden kurtarmak istiyordu. Kendi halkı bile Firavunla
mücadelesinde Ya Musa sen haklısın ama bizim karnımızı Firavun doyuruyor
diyerek yalnız bırakmışlar ve bu işten vazgeçmesini istemişlerdi. Hz. Musa
mücadeleden yılmamış ve Kızıldeniz i Allah ın açık bir mucizesiyle aşarak
Firavun ve taifesinin suda boğulmalarını görmüştü. Eğer topluluğun ileri
gelenlerini dinlemiş olsaydı Kızıldeniz e gitmez Firavunun sarayında bir eli
yağda bir eli balda tarihe karışır giderdi. Allah onun da adını hayırla
anılanlar listesine yazdırmazdı.
Ve Hz. Peygamber (sav). Tebliğle vazifelendirildiğinde
onunla mücadele eden Mekke nin ileri gelenleri kendisine neler teklif etmediler
ki. Teklif edilenler arasında mal, mülk, kadın, krallık yanında dönüşümlü
ibadet de yer almaktaydı. Mekkeli müşriklerin bu tekliflerine göre bir yıl hep
birlikte Allah a, bir yıl da hep birlikte putlara tapılacaktı. Amcası Ebu
Talip i elçi olarak gönderip tekliflerini iletenlere Hz. Peygamber (sav) şu
manidar cevabı vermişti: Ey amca! Allah a yemin ederim ki güneşi sağ elime,
ayı da sol elime verseler yine de bu davadan vazgeçmem, Ya Allah bu dini hâkim
kılar ya da ben bu yolda yok olur giderim.
Hâsılı kelam Hakkın hâkim olabilmesi için inananlar var
gücüyle mücadele etmek zorunda. İmtihanın en çetini de doğruya en yakın
yanlışla mücadele etmek ve Hakkın hâkim olmasına çalışmaktır. Bunun da farkında
olmalıdır insan.
Minik bir tebessüm
Fiyat farkı
Bir resmi kurumun salon giriş kapısının tamiri
gerekiyormuş. Konuyla ilgili görevli iki ayrı firmadan marangoz davet ederek
kapıyı göstermiş ve fiyat teklifi vermelerini istemiş. Birinci marangoz:
- 500 liraya olur bu iş demiş. 200 lira malzeme 200 lira
işçilik 100 lira da kâr.
Görevli ikinci marangoza dönmüş:
- Siz aynı işi kaça yaparsınız Diye sormuş.
- 2,500 lira.
- Nasıl bu kadar fiyat farkı oluyor
- 1.000 lira bana 1.000 lira size demiş adam. 500 lirayı
da bu arkadaşa veririz kapıyı yapar.
İlgilisine Notlar:
Bizim davamız İslam dır. Gayemiz Allah ın (c.c.)
rızasını kazanmaktır. Hedefimiz Hak nizamı hâkim kılmaktır. Arzumuz tüm
insanlığın saadetidir. Yolumuz cihattır.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan