Hakkı batıla bulaştırmayalım!

Abone Ol

Hak batıl mücadelesi insanın var olması ile başlayan bir

mücadeledir. İmtihan için cennetten dünyaya gönderilen Hz. Adem in mücadelesi

nefsiyleydi. Allah tan öğrendiği kelimelerle iyinin, güzelin, doğrunun,

faydalının ve adaletli olanın galip gelmesi için yapmıştı bu mücadeleyi.

Oğulları Habil ile Kabil ise eş sebebiyle imtihandaydılar. İlk kanı döken Kabil

hem imtihan boyutunda ziyana uğramış hem de kendinden sonra gelen nesillere

kötü örnek olmuştu.

Zaman içerisinde her peygamber gerek ailesi, gerek

akrabası gerekse toplum açısından imtihana tabi tutulmuştur. Onlar kendilerine

tevdi edilen davanın ağırlığını ve manasını iyi bildiklerinden görevlerini

bihakkın yerine getirmek için güçlerinin son raddesine kadar mücadele

etmişlerdir. Temel gaye aynıydı. Zira insan bir imtihandaydı ve bu imtihan

dünya denilen bu gezegende gerçekleşmekteydi. Hakkın galip gelmesi uğrunda

kimisi hayatını kaybetmiş, kimisi bir tek inanan bile bulamamış, kimisi sürgün

edilmiş, kimisi görev yerini terk etmek istemiş hâsılı hepsi zaman zaman

üzülseler de görevlerinin icabını yapmışlardır.

Hz. Nuh gönderildiği kavmin hidayet üzere olması için çok

mücadele etti. Fakat kavminin ekserisi ona iman etmediler. İman etmeyenler

içinde kendi aile fertleri de bulunuyordu. Onu bu yoldan vaz geçirmek için

herşeyi denediler. Azap vakti geldiğinde Allah Teâlâ kendisine bir gemi

yapmasını emrettiğinde kavmi onunla alay etti. Vakit tamam olup tufan

başladığında Hz. Nuh oğlunu dalgalarla boğuşurken görerek baba şefkatiyle

gemiye çıkmasını istedi ama oğlu yüksek bir dağa sığınacağını söyleyerek

dalgalar arasında kayboldu. Eğer Nuh Aleyhisselam Hakkı tebliğden dönüp

toplumun genel isteğine uysaydı o da sulardan kaçmak için yüksek bir tepe arar

gemi yapımıyla uğraşmazdı.

Hz. İbrahim Nemrud a ve halkına tebliğle

vazifelendirilmişti. Vazifesini yaparken babasının kendisini vazgeçirmeye

çalışmasına bile aldırmamış ve tebliğinde ısrarcı olmuştu. Neticede Nemrud un

gazabına uğramış ve devasa bir ateşin ortasına atılarak cezalandırılmaya

çalışılmıştı. Ama onu vazifelendiren Rabbi o yakıcı ateşi gül bahçesine

çevirerek hem nesiller boyu anlatılacak bir mucizeyi var etmiş hem de

teslimiyetin nasıl neticeleneceğine güzel bir örnek vermişti. Hz. İbrahim eğer

kendisine babası dâhil vazgeçmesini söyleyenlerin sözünü dinleyip, Nemrud un

ateşinde yakılmayı değil sarayında şaşa ve debdebe içerisinde yaşamayı seçmiş

olsaydı; dünyasını mamur ederdi belki ama emri İlahinin hikmeti gereği adı

başka türlü anılırdı. Fakat o seçimini Haktan yana yaptı ve nesiller boyu

rahmetle anılır oldu.

Hz. Musa İsrail oğullarına gönderilmişti. Onları

Firavunun zulmünden kurtarmak istiyordu. Kendi halkı bile Firavunla

mücadelesinde Ya Musa sen haklısın ama bizim karnımızı Firavun doyuruyor

diyerek yalnız bırakmışlar ve bu işten vazgeçmesini istemişlerdi. Hz. Musa

mücadeleden yılmamış ve Kızıldeniz i Allah ın açık bir mucizesiyle aşarak

Firavun ve taifesinin suda boğulmalarını görmüştü. Eğer topluluğun ileri

gelenlerini dinlemiş olsaydı Kızıldeniz e gitmez Firavunun sarayında bir eli

yağda bir eli balda tarihe karışır giderdi. Allah onun da adını hayırla

anılanlar listesine yazdırmazdı.

Ve Hz. Peygamber (sav). Tebliğle vazifelendirildiğinde

onunla mücadele eden Mekke nin ileri gelenleri kendisine neler teklif etmediler

ki. Teklif edilenler arasında mal, mülk, kadın, krallık yanında dönüşümlü

ibadet de yer almaktaydı. Mekkeli müşriklerin bu tekliflerine göre bir yıl hep

birlikte Allah a, bir yıl da hep birlikte putlara tapılacaktı. Amcası Ebu

Talip i elçi olarak gönderip tekliflerini iletenlere Hz. Peygamber (sav) şu

manidar cevabı vermişti: Ey amca! Allah a yemin ederim ki güneşi sağ elime,

ayı da sol elime verseler yine de bu davadan vazgeçmem, Ya Allah bu dini hâkim

kılar ya da ben bu yolda yok olur giderim.

Hâsılı kelam Hakkın hâkim olabilmesi için inananlar var

gücüyle mücadele etmek zorunda. İmtihanın en çetini de doğruya en yakın

yanlışla mücadele etmek ve Hakkın hâkim olmasına çalışmaktır. Bunun da farkında

olmalıdır insan.

Minik bir tebessüm

Fiyat farkı

Bir resmi kurumun salon giriş kapısının tamiri

gerekiyormuş. Konuyla ilgili görevli iki ayrı firmadan marangoz davet ederek

kapıyı göstermiş ve fiyat teklifi vermelerini istemiş. Birinci marangoz:

- 500 liraya olur bu iş demiş. 200 lira malzeme 200 lira

işçilik 100 lira da kâr.

Görevli ikinci marangoza dönmüş:

- Siz aynı işi kaça yaparsınız Diye sormuş.

- 2,500 lira.

- Nasıl bu kadar fiyat farkı oluyor

- 1.000 lira bana 1.000 lira size demiş adam. 500 lirayı

da bu arkadaşa veririz kapıyı yapar.

İlgilisine Notlar:

Bizim davamız İslam dır. Gayemiz Allah ın (c.c.)

rızasını kazanmaktır. Hedefimiz Hak nizamı hâkim kılmaktır. Arzumuz tüm

insanlığın saadetidir. Yolumuz cihattır.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan