Hakka yönlendirenler

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Fert ve toplumu ıslah etmek, doğruyu, iyi ve güzeli, faydalıyı ve adaleti telkin ve teklif etmek, faydalı olan şeyleri yaptırmak, zararlı olan şeylerden sakındırmak, dünya ve ahirette kendilerini kurtaracak saadet yolunu göstermek, Allah’tan korkan, Allah rızası için iş yapan kimselerden olmak, Milli Görüşçü olmanın alametlerindendir. İnancımıza göre insanlar temiz İslam fıtratı üzerine doğarlar. Bizim görevimiz insanın bu temiz fıtratını İslam ile korumaktır. Rum 30: “O halde, ey insan; sen bir hanif olarak, yani her türlü batıl inanç ve ideolojiden uzaklaşıp bir tek Allah inancına sımsıkı bağlanarak, yüzünü dosdoğru bu dine, Kur’an’ın ortaya koyduğu bu mükemmel inanç sistemine çevir. Yani, Allah’ın insan bünyesine nakşetmiş olduğu o saf, temiz ve doğal yaratılış hâline. Unutma ki, toplumlar ve çağlar ne kadar değişirse değişsin, Allah’ın yarattığı ve varlık üzerinde egemen kıldığı yasalarda ve gönderdiği inanç kurallarında hiçbir bozulma, pörsüme ve değişiklik göremezsin. İşte dosdoğru din budur; ne var ki, insanların çoğu bunu bilmezler.” Tebliğ ve davette sorumluluk sahibi olan müminlerin bilmesi gereken husus; bu işin sıradan bir iş değil, sonuçları itibarı ile kendilerine vebal yükleyen bir görev ve imtihan konusu olduğudur. Müminler bu görevi yapmadıklarında, Allah’ın sırtlarına yüklediği hilafet görevini yerine getirmemiş olurlar. Tebliğ ve davet bir hakka yönlendirme görevidir.

ÇELİKLEŞME

Tebliğ ve davet; hakka yönlendirme işini yapmak için, İslam’a din ve düzen olarak teslim olmak gerekir. Burada ittifak etmek, tefrikaya düşmemek esastır. Allah’ın kudret eli İslam’da ittifak etmiş topluluğun üzerinedir. Kim kendisini, böyle bir topluluğun dışında tutarsa, o dünyada da, ahirette de azap görür. Peygamberimiz; “Yahudiler ve Hıristiyanlar yetmiş bir veya yetmiş iki fırkaya ayrıldılar. Benim ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunların yetmiş ikisi Cehennemde biri cennettedir. O da Kur’an ve sünnet etrafında birlik olan topluluktur” buyurmuştur. İttifakın en önemli esası Allah ve Resulüne itaattir. İtaatin olmadığı yerde, çekişme ve çatışma olur. Bu ise toplumu zillete düşürür. Bir toplumda, onları hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir kadronun bulunması, o fert ve toplum için rahmettir. Hakkı hâkim kılmak, nefsimizi, ferdi, toplumu ve kurumları İslam’la ıslah etmek ve bu gün Siyonizm ve ABD tarafından yürütülen ifsat ve zulmü engellemek için tek bir ümmet olmak şuuruyla hareket etmek gerekir. Bu çalışmaların ittifak halinde, saf bağlayarak, teşkilat halinde, “bünyanün mersus” gibi kenetlenerek yapılması emredilmiştir. Çünkü Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak cihat edenleri sever. İtaat, bir disiplin ve ciddiyet işidir. Disiplin, planlı ve programlı bir çalışma düzenine sahip olmaktır. Ciddiyet ise, çalışma düzenine bağlı kalmak ve yapılan plan ve programa harfiyen uymaktır. Çelikleşmek; Milli Görüş’ü benimseyip, aynı kavramlara aynı manaları yükleyip aynı tanımlarla düşünerek aynı eylemleri aynı anda ortaya koyabilen şuurlu bir topluluk olabilmektir.

ÖNÜMÜZDE

Her insan ve toplum için bu dünya hayatı, ölümle sonuçlanacak bir sınavdır. Önümüzde hesap günü vardır. Bu gün çetin bir gündür. Bu hesap gününde; iman etmiş, salih amel işlemiş, hakkı tavsiye etmiş, karşılaştıkları zorluklara sabretmiş kimselerin dışındaki bütün insanlar hüsrana uğrayacaklardır. Dünya köprüsü ölüm ile yıkılmadan önce, tabi tutulduğumuz hak-batıl mücadelesi imtihanında kazananlardan olmak için, hakkın tarafında bulunmak, batıla karşı saf tutarak mücadele etmek gerekir. Milli Görüşçüler, inanmış müminler olarak gayemiz, fert ve toplumun Milli Görüş etrafında toplanmasını, ülkemizin maddi ve manevi kalkınmasını, gelişmesini, lider bir ülke olmasını sağlayacak çalışmaları yapmaktır. Bu çalışmalardan netice almak için öncelikle “var olmak” gerekir. İkinci esas ise, eğitimli olmak gerekir. Diğer esaslar ise planlı ve programlı çalışmak, takip ve kontrol ve intaçtır. Allah kendi yolunda, hakkını vererek, şartlarına uyarak cihat edenleri sever.

BAŞARMAK

İnsan için çalıştığının karşılığı vardır. Kul, bir işe niyet eder ve onu yapmaya çalışır, Allah da o niyete göre o işi yaratır. Huzur, barış ve kardeşlik ortamında yaşamak istiyorsak, hakka bağlı bir medeniyetin kurulmasını arzuluyorsak buna ulaşmanın yolu çalışmaktır. Çalışmalarımızda bizi başarıya götürecek esaslar vardır. Bu esaslar şunlardır. 1. İnanç; zorluklar karşısında yılmadan mücadeleyi sürdürmektir. Güçlü bir iman; sabır, sebat, azim, sadakat ve salih amel ve hayra hizmetle korunur.2. İlim; görevin yapılabilmesi için gerekli bilgilere sahip olmaktır. 3. Kadro ve organizasyon: Kadro; görevi yapacak insan gücüdür. Organizasyon; görevin titizlikle zamanında ve gayeye uygun olarak yapılmasıdır. 4. Plan ve program: Nelerin yapılacağını istişare ile belirlemek ve ne zaman, nerede ve hangi vasıtalarla yapacağını tespit etmektir.5. Takip ve kontrol; görevlileri kontrol edip, işin başarılı bir şekilde tamamlanmasını sağlamaktır. 6. İntaç; takip edilen çalışmaların sonuçlandırılmasıdır. Adil Düzen’in kurulmasını isteyen herkes, bunun bu esasları yerine getirerek olabileceğini bilmesi gerekir.

YÜRÜTÜCÜLER

Çalışmalarımızı ağız tadıyla yapabilmek için yürütücülerin şu esaslara riayet etmesi ve bu özelliklere sahip olması zorunludur. 1. İnanç sahibi olmak; iman var. Her şey var. 2. Davranış güzelliğine sahip olmak; edep, terbiye, çalışkanlık kurallarına uymaktır. 3. Görevi özümsemek. 4. Davayı tanımak. 5. İstikamet sahibi olmak. 6. Ağız tadıyla çalışmak.
7. Kuruluşun mali ihtiyaçlarını temin edebilmek; mali imkânları harekete geçirmeden görevlerin tam olarak yapılması imkânsızdır. İnanç tekeden süt çıkarır. Selam hidayete tabi olanlara…