Hâkim misin, savcı mısın be arkadaş!

Abone Ol

İSTANBUL’UN en çok bilinen, tanınan ilçelerinden biri…

Saadet Partisi heyeti bir dükkâna girdi.

Amaç gerçekleri anlatmak, seçmeni bilinçlendirmek, bazı konularda bilgilendirmek…

***

Heyette yer alan İstanbul 2. bölge milletvekili adaylarından Adem Akbulut anlatmaya başladı;

“Arkadaşlar, bir yanlış algıyı burada izninizle düzeltmek istiyoruz. O da baraj meselesi… Saadet Partisi’ne verilen oy katiyen zayi olmayacaktır. Çünkü Anayasa’nın 148’inci maddesinin 3’üncü fıkrasına göre herkesin bireysel başvuru hakkı var. Anayasa diyor ki ‘herkes Anayasa’nın teminatı altında bulunan bir temel hakkını ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurma hakkına sahiptir’. Seçme seçilme hakkı da temel haktır. Anayasa’nın 12 ile 74’üncü maddesi arasında düzenlenmiş olan bütün haklar temel haktır.”

“Örneğin, bir partinin adayları kendi ilinde tulum çıkaracak kadar oy aldı ama partisi ülke genelinde yüzde 10 barajını aşamadı. Partisi barajı aşamadı diye tulum çıkaran bir teşkilat milletvekili çıkaramayacak mı Anayasa, bu gibi durumlarda seçilecek kadar oy toplayan bir adayın hakkının ihlal edildiği neticesiyle başvuru yapılabileceğini söylüyor.”

“Milli Görüş’ün hemen her aşamada yolu kesilmiştir. Yüzde 10’luk baraj bizim için konulmuştur ama Allah’ın lütfu inayetiyle o barajları yerle bir edeceğiz. Günümüzdekine benzer durumu 1995 yılında da yaşamıştık. Mahkeme yoluyla engelleri aşmasını bildik. Şimdi de en kötü ihtimalle önümüze konulan barajları Allah’ın izni ve inayetiyle yüksek ihtimalle ama mutlaka bireysel başvuru yoluyla yargı yoluyla aşacağız. Katiyen tereddüdünüz olmasın.”

“Geçen seçimlerde bu bölgede bize iyi bir destek verdiniz. Teşekkür ediyoruz. Ama bu bölgeden milletvekili gönderebilmemiz için az bir desteğe daha ihtiyacımız var. Bunun için geldik…”

***

Adem Akbulut konuşmasını tam tamamlamak üzereydi ki…

Fakat o da ne

Adem bey konuşmasını yaparken bir kenarda “pusuda bekler gibi” duran laci takım elbiseli biri atıldı, ortaya;

-“Siz bu konuşmaları yapamazsınız! Bakın, açıklamalarınızı yarım saatten bu yana takip ediyorum! Daha fazla dayanamadım. Ama artık yeter!

Meğerse adam heyeti takip ediyormuş!

-“Peki, siz kimsiniz ”

-“Ben AKP Yönetim Kurulu üyesiyim…”

***

Siz bir partinin yönetim kurulu üyesi olabilirsiniz… Siz bir partinin yetkili kurullarında görev almış da olabilirsiniz…

Ama “karalamadan”, “çemkirmeden”, “saptırmadan”, “polemiğe girmeden” bir gerçeğin altını çizmek, bunu seçmene anlatmak ne zamandan beri suç olarak kabul edilmeye başlandı

***

Hepsinden ötesi de şu; arkadaş, “Siz bu konuşmaları yapamazsınız…” derken ne demek istiyorsunuz

Sahi, siz savcı mısınız, hâkim misiniz, mahkeme misiniz, yargıç mısınız Hangi hakla, bir parti heyetinin bir konuyu açıklığa kavuşturmasına ket koymaya çalışıyorsunuz

Benim anlamadığım da budur…

MEMUR KEBAP!

SAADET Partisi Şişli İlçe Başkanlığı’nın kilit isimlerinden Cemal Şahin telaffuz ettiğinde şaşırdım…

İlk defa duydum; “memur kebap!” kavramını… Oysa bildiğimiz “simit”miş!

***

Sonra bir an düşündüm; sahi, bu memlekette bir zamanlar “çay+simit” hesabı yapılırdı.

Ve bu hesaplar, sosyal medyada paylaşım rekorları kırardı.

Ama bırakalım bu konuşmaları…

TÜİK’in resmi rakamlarına göre;

Çay: 1 TL + Simit: 1,5 TL= 2,5 TL

5 kişilik bir aile günde 3 öğün çay-simit yerse: 2.5x5=12,5 TL 3 öğünde 37,5 TL… Bir ayda çay-simit için ailenin harcadığı para 1.125 TL.

***

2015 Türkiye’sinde asgari ücret net olarak 949,07 TL.

Resmi rakamlar, son 13 yılda yoksulun daha da yoksullaştığını ortaya koyuyor.

Türkiye’de açlık sınırı 1.308, yoksulluk sınırı 4.259 TL. Asgari ücret ise net olarak 949,07 TL üzerine çıkamadı.

***

Simidi severim. “Memur kebap” benzetmesi beni hem tebessüm ettirdi, ancak öte yandan da bana yukarıdaki acı gerçekleri de hatırlattı.

REKLAM AHLAKI

TÜRKİYE’DE reklâm ahlakı, Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) ve İLKE Derneği işbirliği ile Afyon Kocatepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şuayıp Özdemir, Yrd. Doç. Dr. Fikret Yaman’ın öncülüğünde, ilk defa derinlemesine bir araştırma ile kapsamlı bir şekilde ele alındı.

Araştırma sonuçları “Türkiye’de Reklâm Ahlakı: Sorunlar ve Çözüm Önerileri” adlı bir kitapta toplandı.

Reklâm ahlakının tüketiciler nezdinde değerlendirildiği ve çarpıcı sonuçların ortaya çıktığı bu araştırma, Türkiye’de reklâm sektöründe ahlak standartlarının oluşturulmasına destek sağlayacak kaynak niteliğinde...

Araştırma sonuç raporu ve önerilerin paylaşılacağı, İGİAD Başkanı Ayhan Karahan, Afyon Kocatepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şuayıp Özdemir ve Yrd. Doç. Dr. Fikret Yaman’ın konuşmacı olarak yer alacağı basın toplantısı, 20 Ekim 2015, Salı günü (yarın), Merter’de bulunan Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği Genel Merkezi’nde yapılacak.

Ben de çok merak ediyorum ‘reklam ahlakı’ araştırma sonuçlarını…

EN ACI KAHKAHA!

Fıkrayı Birol Aydın anlattı;

“Temel ve iki arkadaşı İstanbul’dan Ankara’ya yolculuk yapmak üzere tren garına giderler.

İlk Ankara treni 1 saat sonradır, bileti alırlar. Ne yapalım bir saat diye düşünürken kır kahvesine gitmeye karar verirler.

Kahvede sohbet, muhabbet… Saate bir bakarlar ki bir saati geçmiş. Hemen koşarlar tren garına ama tren gitmiş.

Yine bilet alırlar… Bir saat sonrası için. Ne yapalım, vakiti nasıl geçirelim derken yine o kır kahvesine giderler. Çaylar, kahveler, sohbetler uzar da uzar ve saate baktıklarında bir saat olmasına 5 dakika vardır. Hemen koşarlar, kan ter içinde kalırlar, gara gelirler ama trene yine yetişemezler.

Gişeye gidip sorarlar, “Yine Ankara’ya gidecek tren var mı ” diye. Gişedeki adam: ‘’Bakın bu son tren eğer bunu da kaçırırsanız Ankara’ya bugün dönemezsiniz’’ der. 3. kez bileti alırlar. Yine sıkılırlar. Ne yapalım ki derken yine o kır kahvesine gitmeye karar verirler. Çaylar, muhabbet derken saate bir bakarlar ki 1 saat dolmak üzere… Hemen koşarlar gara. Tren yeni hareket ediyor, içlerinden biri uzun ilk vagonu yakalamış, diğeri orta boylu son vagonu tutmuş. 

Tren gitmiş, Temel oturmuş yere, başlamış kahkaha atmaya. Gişe memuru yanına gelmiş; ‘’Sen ne garip adamsın. 3 treni kaçırdın, arkadaşların gitti, sen kaldın, ağlayacağına gülüyorsun be adam!’’ 

Temel’in cevabı ilginçtir; ‘’Uy hemşerum, onlar beni geçirmeye geldiydu, onlar trene bindu ben kaldum, ona güleyrum.’’

NOT: Bugün, 19 Ekim 2015 Pazartesi. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!