Erbakan şu meşhur "Rektörler türbanlı kızlara selam duracak" çıkışını (1995) yaptığında -üniversitelerde var olan yasak büyük çoğunlukla uygulanmıyordu!Sözkonusu sorunlu çıkışı "12 Mart askerî yönetiminin Necmettin Erbakan ı İsviçre den getirmesi" olayına da benzetebilirsiniz. Yani bu örnek dahi türban tartışmasını siyasallaştıranın "Laikçi Gizli İktidar" olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Baskısı (!) gündemde tutulan bu yakanın gazetelerinden Zaman da yazan Tamer Korkmaz ın cuma günkü yazısının bir paragrafını aynen aldım yukarıya. Gönlümüzdeki hüznü artıran bu cümleleri bu ülkenin insanları ne okumayı hak ediyorlar, ne de duymayı. Bu ülkeyi sevmeyi ve bu ülkeye hizmetin bir şeref olduğunu Erbakan dan öğrenenleri kastettiğim açıkca belli olsa gerek, hüzün takımından bahsederken.
Elbette bizim hüzünlendiğimiz konuya neşe duyanlar, hatta kendilerini tutamayıp göbek atmaya kalkanlar da bu ülkeyi çok seviyorlardır ve mutlaka öyle olmaları, yani hiç üzüntü duymadan kırıp dökmeleri, bastıkları yerleri Hülagu nun ordusunun geçmesinden beter etmeleri ülke sevgilerinden kaynaklanabilir. Onların içindeki bu aşka bir sözümüz yok. Sözümüz: Yanlış bildiklerini/inandıklarını sürekli tekrarlamakla doğruya eremeyecekleri üzerinedir.
Tamer Korkmaz ın yazısı dedik. Tamamını şöyle bir okuyup geçenin, kartelin besleme kalemşorlarına bir cevap, bir savunma yazısı sanması normal. Lakin biraz durup içindeki sese kulak verirse söyleyeceği şudur: Kartelin besleme kalemşoruna bir mesaj veriyor. Sizin yalanlarınızla/iddialarınızla bakın ben de nasıl saldırıyorum ErbakanHoca ve onu sevenlerine. Benim bu yeteneğimi görmezden gelemezsiniz. Bir A. Hakan la yetinemezsiniz efendim. Falan, filan...
Sonra..
Sonrası biraz daha acı. Üniversitelerde var olan ve fakat uygulanmayan yasak. Yani toz kondurulmak istenmeyen T.Özal ın papatyalı Semranımlı günleri. Sorgulanmıyor, yasak niçin var
Selam durma ve İsviçre den gelme konularına yarın devam edelim.
Çok sıktılar zira.