Genel kurul ve kuruluş yıldönümü heyecanını birlikte yaşayan Hak-İş, önümüzdeki 4 yılın vizyon ve yol haritasını belirleyecek

Türkiye‘nin en önemli sivil toplum örgütlerinin başında gelen Hak-İş, 36‘ncı kuruluş yıldönümünde 12‘nci genel kurulunu yapıyor. Genel kurul ve kuruluş yıldönümü heyecanını birlikte yaşayan Hak-İş, önümüzdeki 4 yılın vizyon ve yol haritasını belirleyecek. Önceki gün öğleden sonra başlayan programlar bugün yapılacak Hak-İş yönetim seçimleri ile sona erecek.

Konfederasyonun 12‘nci olağan genel kurul ve 36‘ncı kuruluş yıldönümü etkinlikleri önceki gün, Başbakan Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcıları Lütfi Yalman, Birol Aydın, GİK üyesi Mehmet Karaman, Genel Başkan Başdanışmanı ve Hak-İş kurucu Genel Başkanı Yasin Hatipoğlu, çok sayıda sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, yabancı ülkelerden gelen heyetler ve Hak-İş teşkilatının yoğun katılımı ile başladı.

JW Marriott Otel‘de yapılan genel kurul ve kuruluş yıldönümü etkinliklerinde son günlerde yaşadığımız terör olayları bir kez daha lanetlenirken, kaybettiğimiz asker, polis ve sivil vatandaşlarımıza Cenab-ı Hak‘dan rahmet, ailelerine ve milletimize sabır ve başsağlığı dileklerinde bulunuldu.

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan yaptığı konuşmada, Hak-İş olarak 36 yıllık iddialarının takipçisi olduklarını belirterek, "Hak-İş yarım yüzyıla yaklaşan tarihinde, emeğin gerçek biçimde örgütlenmesinin mücadelesini vermiştir. Endüstriyel ilişkilerde özgün modeller ortaya koymuştur. Yüzyılın yükselen değerlerinin gerisinde kalmamış, aksine bu değerlere yerelle, küreseli birleştiren yeni yorumlar getirmiştir. Bugün ise bilgi çağının kavram ve kurumlarını içselleştirerek geleceğe bakmaktadır"

Yeni Anayasa‘da sendikal haklar vurgusu

Hak-İş‘in yürüttüğü sendikal mücadelenin temelini insan, emek ve demokrasinin oluşturduğunu bildiren Arslan, Yeni Anayasa çalışmalarına dikkat çekti. Yeni Anayasa çalışmalarında, sivil siyasetin etkinliğini artıran modern, katılımcı ve demokratik bir yönetimin amaçlanması gerektiğini belirten Arslan, anayasa çalışmalarında sendikal hak ve özgürlüklerin yeni anayasanın aksesuarı olmaması gerektiğini söyledi.

12 Eylül rejiminin ürünü olan 2821 ve 2822 sayılı sendikal mevzuatın çoktan miadını doldurduğunu bildiren Arslan, "ILO ve Avrupa Sosyal Şartı başta olmak üzere, uluslararası norm ve standartları yakalamış, yeni sendikal mevzuat en büyük ihtiyacımızdır. Çalışma Bakanlığı, 2821 ve 2822 Sayılı Sendikal Mevzuatın değiştirilmesi çalışmalarına hız vermiş ve bir takvim oluşturmuştur. Yoğun tartışmalar sonucunda önemli bir aşamaya gelen bu girişimin, geçmişte birçok kez yaşandığı gibi tekrar sekteye uğratılmamasını ve bir an önce sonuca ulaşmasını talep ediyoruz" dedi.

Ekonomide yaşanılan sıkıntılara dikkat çeken Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, özellikle cari açık sorununa vurgu yaptı. Alınan bütün önlemlere ve getirilen teşviklere karşın, istihdam artışının istenilen düzeyde sağlanamadığını, büyüme ve verimlilikteki artışın, ücretlere ve alım gücüne aynı oranda yansımadığını ifade eden Arslan, "Çünkü ülkemizde hâlâ ekonomik kalkınma ile sosyal gelişme ilişkisi kurulamamıştır" eleştirisinde bulundu.

"Biz Hak-İş olarak, kurallı, örgütlenmeye açık, iş sağlığı ve güvenliğini esas alan, üreten ve sürdürülebilir, adil ve paylaşımcı bir ekonomik model istiyoruz" diye konuşan Arslan, işsizlik ve istihdamın ülkede önemli sorun alanlarından biri olmaya devam ettiğinin altını çizdi. İşsizlik konusunda her şeyden önce bir istihdam seferberliği başlatılması gerektiğini kaydeden Arslan, asgari ücretin, işçinin ailesiyle birlikte geçimini sağlayacak şekilde yeniden belirlenmesini istedi.

Kazanılmış hak korunmalı

Çalışma hayatının önemli gündem maddelerinden birini oluşturan kıdem tazminatı konusunda da değerlendirmelerde bulunan Arslan, şöyle konuştu: "Biz, kıdem tazminatı haklarımızın garanti edilmesinden yanayız. Kıdem tazminatının kaldırılması, yok edilmesi, düşürülmesi gibi bir yaklaşım içinde asla değiliz, olmamız da düşünülemez. Hak-İş olarak, kıdem tazminatını istisnasız her bir çalışan için güvence altına alacak, haksızlıkların, adaletsizliklerin olmadığı bir sistemin kurulmasından yanayız. Çünkü Türkiye‘de milyonlarca insan kazanılmış kıdem tazminatı hakkını alabilmek için ne yazık ki, yargı mücadelesi vermek zorunda kalmaktadır. Özel sektör başta olmak üzere kamu işyerleri olan yerel yönetimlerde dahi bu konuda büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. İşçilerin kıdem tazminatları dava konusu olmakta, kazanılmış hakları yıllara yayılarak taksitler halinde ödenmektedir. Türkiye‘de milyonlarca insan kıdem tazminatı hakkını yargıda aramak zorunda kalmaktadır.

İş Mahkemelerinin ve Yargıtay‘da görülen davaların yarısından çoğunu kıdem tazminatı alacakları oluşturmaktadır. Hak-İş olarak, kıdem tazminatı konusunda kazanılmış haklardan geriye gidiş olmayacak şekilde, çalışanların mağduriyetin giderecek bir çözümden yanayız"

Torba Yasa istismar edildi

Öte yandan kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen kanunun birçok belediyelerce istismar edildiğine işaret eden Arslan, ihtiyaç fazlası oldukları gerekçesiyle işçilerin tamamına yakınının belediyelerden adeta sürgün edildiğini söyledi. Bu konuda Başbakan Erdoğan‘a taleplerini ileten Arslan, "Sayın Başbakanımızın işçilerin mağduriyetlerinin çözümüne ilişkin iradesi maalesef anlaşılamamış, bu konuda yanlış bir politika izlenmiştir" dedi.

AKP‘nin 10 yılda verdiğini Refahyol 1 yılda vermişti

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Yalman, Hak-İş genel kurulunda yaptığı konuşmada Hak-İş‘in Türkiye‘nin önemli bir sivil toplum örgütü olduğunu belirterek, özellikle 28 Şubat sürecindeki demokrasiden yana duruşundan dolayı milletin takdirini kazanmış bir kuruluş olduğunu bildirdi. Bundan dolayı Hak-İş yönetimini tebrik eden Yalman, bundan sonraki süreçlerde de Hak-İş‘in çalışanların haklarının geliştirilmesinin yanı sıra, milletin önündeki sorunların çözümü konusunda da önemli fonksiyonlarda bulunacağına inandığını söyledi. Konuşmasında Başbakan Erdoğan‘ın ekonomik göstergelere ilişkin ortaya koyduğu rakamları hatırlatan Yalman, "Sayın Başbakanımız 2002 yılından bugüne kadar asgari ücrete, memur, işçi ve emekli maaşlarına yaptıkları artışlardan örnekler verdi. 10 yıl içinde asgari ücretin yüzde 200‘lerin üstünde arttığını belirtti. Biz de bir rakam verelim. AKP hükümetinin asgari ücretliye 10 yılda verdiğini Refehyol Hükümeti döneminde 1 yıl içinde vermiştik. Bağ-Kur‘lulara bir yıl içinde yüzde 500‘lerin üstünde bir artış sağlanmıştı" dedi.

Çalışanlar lehinde yapılan bu çalışmaların temelinde Milli Görüş Lideri ve 54‘üncü hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ın havuz sisteminin yattığını bildiren Yalman, Çalışma Bakanı Faruk Çelik‘in de bulunduğu salonda "Bu havuz sistemini niye kurmuyorsunuz?" eleştirisinde bulundu. Kişi başı milli gelirin 10 bin dolara çıktığı yönünde rakamlar ortaya konduğunu belirten Yalman, "Milletimiz bu kadar zenginleşti de biz niye göremiyoruz? Nereye gidiyor bu zenginlik? Bu zenginliğin yüzde 8‘i halka giderken yüzde 92‘si faiz ve rantiyeye gidiyor. Transfer harcama kalemi bunu net bir şekilde ortaya koyuyor" dedi. Hükümetin ekonomik göstergeler içinde en çok övündüğü ihracat rakamlarına da bir göndermede bulunan Yalman, "İhracatımız patladı diyorlar. Doğru ihracatımız patladı da ya ithalatımız? İthalatımızda atom bombası patladı. 2002 yılında cari açığımız 15 milyar dolar iken bugün bu açık 102 milyar dolara çıkmış durumda" diye konuştu.

Muhabir: Haber Merkezi