Bazen orada burada okursunuz, işitirsiniz, duyarsınız “nefret dili” diye...
Nedir bu nefret dili; nefret dili ya da bir başka ifade ile nefret söylemi, belirli bir kişi, grup, etnik köken, cinsiyet, din veya fikirleri hedef alarak düşmanca ve aşağılayıcı ifadeler içeren iletişim biçimi olarak ifade ediliyor...
Özellikle Millî Gazetemiz bazı haberleri sebebiyle bu kategoride değerlendirilir...
Neden mi?
* "Yahudiler soykırım suçu işledi" deriz, derler ki "nefret dili kullanıyorsunuz..."
* "Ermeniler zamanında şu katliamı yaptı, Ermeni çeteleri köyleri şöyle bastı, çoluk çocuk önlerine kim çıktıysa katletti" deriz, derler ki "nefret dili kullanıyorsunuz..."
* "Gazze 471 gün boyunca kesintisiz bombalandı, katliam yaşandı" deriz, derler ki "siz nefret söylemi kullanıyorsunuz..."
Başka başka mağduriyetleri, zulümleri, baskıları söz konusu ederiz, bunları eleştiririz, derler ki "siz nefret dili kullanıyorsunuz..."
En baştan şunu ifade edelim;
* Biz böyle bir "nefret dili" kullanmaktan dolayı iftihar ediyoruz...
* Biz böyle bir "nefret dili" kullanmaktan dolayı çok mutluyuz...
* Biz böyle bir "nefret dili" kullanmaktan dolayı tarihe önemli notlar düşüyoruz...
* Biz böyle bir "nefret dili" kullanmaktan dolayı çok tebrikler, teşekkürler, dualar alıyoruz çünkü “Hak Geldi, Batıl Zail Oldu!” düsturu ile hareket ediyoruz...
Ey kıymetli okur; ama bakın görün ki asıl nefret dili nerede?
Ey kıymetli okur; ama bakın görün ki asıl nefret dilini kullananlar kimler?
Ey kıymetli okur; ama bakın görün ki bu nefret dilini kullananlara neden dut yemiş bülbüller gibi suskun kalınıyor!
Anlatayım...
KÜFÜR TEK MİLLETTİR!
Şimdi...
İsrailli Yahudi fenomenler, bir sosyal medya enstrümanı olan TikTok’ta skandal bir akım başlattı...
Bu akımla Gazzeli çocukların acılarıyla terbiyesizce, edepsizce, hadsizce alay ediyorlar
Önce, kendilerini hayali bir insani yardım kuruluşunun temsilcileri olarak tanıtıp aile üyelerini ve arkadaşlarını arayarak Filistinli çocuklar için bağış istiyorlar!
Arayanlar genellikle öfke, bağırma ve küfürle tepki veriyor, ardından da mizahi bir şekilde platforma yüklenen videolarda kendilerini ifşa ediyorlar.
Geçenlerde İsrailli bir sosyal medya fenomeni, yoldan geçenlerden Gazze'deki çocuklar için bağış istediği bir video paylaştı.
Binlerce beğeni ve paylaşım alan videoda, bir adam aç çocuklara bağış yapma isteğini kabul ediyor, ancak Yahudi fenomen şaşırıyor ve hadsizce ve de küstahça “terörist olacak çocuklara” bağış yapmak istediğinden emin olup olmadığını soruyor!
Geçen hafta yayınlanan bir başka videoda ise genç bir kadın annesinden Gazze'deki masum çocuklar için bağışta bulunmasını istiyor.
Annesi ise “Masum Gazzeli çocuklar mı? Öyle bir şey yok” diye cevap veriyor. Ardından Gazze'deki çocuklara “acı içinde ölmelerini, taşlanarak ölmelerini, oradaki tüm insanların cehennemde yanmalarını” diliyor.
Bu nasıl bir anneyse, bu anneye sormak gerekmiyor mu; "On binlerce Gazzeli bebek, Gazzeli çocuk soykırım sonucu hayatını kaybetti! Bu cümleleri nasıl kullanabiliyorsun, bu nasıl bir vicdan, bu nasıl bir insanlık?"
Elbette, Yahudiler kendileri dışında olan hiç kimseyi insan olarak görmedikleri için bu insafsızca yaklaşımları gösterebiliyor, ne yazık ki!
Bir başka videoda, arayan kişinin babası Gazze'den gelen çocukları evinde ağırlamaktan mutluluk duyacağını söylüyor. “Onları bir direğe bağlayacağını” da ekliyor!
Yorum yapanların çoğunluğu videoları komik ya da esprili olarak yorumluyor.
Bazı kullanıcılar, “Gazze'de gencinden yaşlısına masum kimse yok!” görüşüne katılıyor.
Yorumlardan biri, “Bu akıma bayılıyorum, ölüyorum!” derken bir diğeri “Saldırgan, ırkçı, aşağılayıcı, buna bayılıyorum!” diyor.
Yorumların çoğunluğu videoları desteklerken, diğer sosyal medya platformlarındaki son yeniden paylaşımlar “nefret dolu” ve “insanlıktan çıkarıcı” olarak eleştirildi.
***
Sormayalım mı;
* Asıl nefret dili bu dil değil mi?
* Asıl nefret söylemi bu söylem değil mi?
Ama bakalım Millî Gazete için “Nefret dili kullanıyor!” diyenler bu dil, bu söylem için nasıl bir tepki verecekler?
Boşuna bekleriz, böyle bir tepki vermeyecekler...
Zira;
* Küfür tek millettir!
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ İDİ; ZEYNEP GAZALİ'Yİ YÂD EDEN OLDU MU?
Zeynep Gazali...
* İslâm dünyasının tanınmış kadın davetçilerindendi.
* 2 Ocak 1917 tarihinde Mısır'ın başkenti Kahire'ye 80 km uzaklıkta bir köyde dünyaya geldi.
* Soyu, İkinci Halife Hz. Ömer'e (r.a.) dayanmakta.
* Peygamberimiz Efendimiz'in (s.a.v.) torunu Hz. Hasan (r.a.) ile de soy bağı var.
* Asrımızın Rabia'sı olarak tanındı.
* Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır tarafından tutuklanarak ömür boyu hapis cezasıyla cezalandırıldı.
* Beş yıl Mısır zindanlarında akıl almaz işkencelere mâruz kaldı.
* Zindanlarda tabi tutulduğu işkenceleri "Zindan Hatıraları" adlı kitapta anlattı. Akıl almaz işkencelerin anlatıldığı bu kitap Türkçeye tercüme edilerek Madve Yayınları arasında 1984 yılında yayımlandı.
* Dünya Müslüman Kadınlar Birliği'ni kurdu, henüz 20 yaşında.
***
Zeynep Gazali'nin İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) ile irtibatından da bahsetmeliyiz.
* Hasan el Benna, Zeynep Gazali'den, İhvan-ı Müslimin'e (Müslüman Kardeşler) katılmasını istenmiştir.
* 1937'de yapılan bu teklifi reddeden Zeynep Gazali, 1948'de Mısır hükümetinin, devlete karşı baş kaldırma hazırlıkları içinde olduğu bahanesiyle teşkilâtın tasfiyesi, mallarına el konulması kararı karşısında, ertesi günü Müslüman Kardeşler'e katıldı.
* Hasan el Benna'ya, "İslam’ın zaferi için çalışmak üzere sana biat ediyorum. Allah şahidimiz olsun. Bu yolda sarf edeceğim en ucuz şey kanım olacaktır" demiş, hayatının sonuna kadar da bu sözden geri dönmemiştir.
* 1959 yılında dağılmakta olan İhvan'ın yeniden toplanması ve yapılanmasında Zeynep Gazali aktif rol oynamıştır.
* İhvan-ı Müslimin'e yönelik baskı girişiminin en şiddetlisi olan 1965'teki tasfiye hareketiyle pek çok masum Müslüman hayatını kaybetti. Zeynep Gazali de tutuklandı, kocasının mallarına el konuldu, hapishanede çoğu erkeğin dahi dayanamayacağı işkencelere maruz kaldı.
* Evi, tutuklu olan mahkûm ailelerinin, zindanlara atılan Müslümanların geride kalan çoluk çocuğunun sığındığı sıcak bir yuva ve himaye gördüğü bir mekândı.
***
Geçtiğimiz gün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü idi...
Bir İslam mücahidesi olan Zeynep Gazali'yi yâd eden oldu mu acaba?
Allah rahmet eylesin! Mekânı cennet, makamı âli olsun!
---