Haini ve kahramanı bol ülke

Abone Ol

Bir yerde, gelişigüzel, insanlar birbirlerini hainlikle suçlayabiliyor… Kahramanlık payesini ucuzcu anlayışla dağıtıveriyorlarsa orada bir şeylerin sakat olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Nedir bu pespaye duruşlar?

Günlük, haftalık, aylık… Ya da yıllık kahramanlık döngüleri moda oldu. Dönemsel hainlikler ve kahramanlıklar, bir ülkedeki istikrarsızlığı… Bakış açısındaki bozukluğu gösterir.

Siyaseten fayda sağlamak için, herkesi kendi çizgisine çağıran anlayış, kendi dışındakileri gayri milli, hain, hatta gâvur ilan edebilme vicdanını nasıl bulabiliyor?

Sonuçta, siyaset ediliyor… İnsanlar bulundukları yerde, olaylara, insanlara, şekillere farklı bakabilirler. Değişik yorumlarda, sonuç çıkarımlarda bulunabilirler.

Benim gibi giyinmiyor… Benim gibi düşünmüyor… Benim gibi yemiyor, içmiyor, yürümüyor diye, kimi insanlarımızı toptan gâvur ilan etme alışkanlığı bugüne kadar bize ne kazandırdı?

Geçici siyasi başarılara kavuşmak için tek ses istemek… Tek tip giyinmeyi millî birlik diye anlamak, demode alışkanlıklardır.

Farklılık içinden birliği çıkarabiliyor musun? Değişik görüşlerden birliğe yol alabiliyor musun? Ona bak önce. Renklerin oluşturduğu ahenk mana taşır… Renkler olmasaydı, güzellik olur muydu? Göz temaşasının ana unsuru renkliliktir.

Farklı olmak ayrı şeydir, ihanet üzere yürümek elbet ayrı şeydir.

İstiklal harbinde, güçten yana dönenler olmadı mı? Oldu… Fransızlar, Maraş’ı işgal ettiklerinde, orada yaşayan Ermeniler, hatta kimi Türkler, onlarla işbirliğine girmediler mi? Girdiler… Her yerde bu tür vakalar zuhur etmedi mi? etti.

Bu zor zamanlardaki ihanetleri, siyasi görüş ayrılığının zeminine taşımak, ülkeye zarar verir.

Sonuçta bir parti kurmuşsunuz… Demokrasinin gereği, farklı partiler kendilerini ifade edecekler, ülkeye hizmette yarışacaklar… Halk da karar verecek kimin yönetime geçeceğine.

Bu yarışı… Bu hizmet koşusunu, hainler, kahramanlar diye tefrik etmek, ayrıştırmak, millete yapılacak en büyük kötülük olur.

Bir ülkede hainler ve kahramanlar çoksa… Her önüne gelen hainlik ve kahramanlık yaftasını oraya buraya yapıştırıyorsa, o beldede anormallikler ve sakatlıklar kol geziyor demektir.

Durduğumuz yeri, sahip olduğumuz düşünceyi, fikri, dinleştirirsek… Yani Allah’ın ayeti, Peygamberin hadisi mesabesine çıkarırsak, adaleti de, vicdanı da, insanlığı da kaybetmiş oluruz.

Kendimizi ve duruşumuzu doğruluğun merkezi, diğerlerini ise, keyfi yorumlarla sapkın diye nitelendirirsek, hayatı yaşanmaz hale getiririz.

Birbirimizi ötekileştirmeye ihtiyaç yok… Birbirimizi itmeye gerek yok. Birbirimizi, kötü sözlerle tasnife de gitmemeliyiz.

Anlamalıyız birbirimizi. Ülkenin, insanımızın huzura, barışa, dostça davranışlara, samimi yüzlere ihtiyacı vardır.

Hainlik kahramanlık terazisi kurup, keyifçe hükümler icat etmek, bu memleketin hayrına olamaz.

Demode olmuş, hainlik kahramanlık söylemleri, yaftaları, rahmet doğurmadı, doğurmayacaktır.

Dün, Menderesi asanlar kahramandı, Menderes haindi… Bugün, Menderes kahramandır, Menderesi asanlar hain…

Dün,12 Eylül darbesini yapanlar kahramandı, içeri tıkılanlar haindi… Şimdi durum tam tersidir.

28 Şubat darbesinin aktörleri, dünlerde el üstünde tutuluyor, ülkenin kahramanları olarak kamuoyunda boy gösteriyorlardı… Ya şimdi? Müebbet hapis istemiyle yargılanıyorlar.

Velhasıl kelam demem odur ki, siyasi anlayışları tefrik ederek, elimize, insan ürünü damgalar alarak, insanları hain kahraman diye ayırmaya, ucuzcu olmaya lüzum var mı?

Normalleşelim artık…