“Hadi oradan” diyebilecek noktada mıyız?

Abone Ol

Hani demiştik ya, “Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu”. Bu oyunu görmek, anlamak kâhin olmayı gerektirmiyor ki... Devletin en yetkilisinden Anadolu’daki çoban vatandaşımıza kadar herkesin bildiği bir gerçek. Ama siz “stratejik ortağımız” der, masa başında hatırına dokunmaz, sadece iç politika malzemesi yaparak, gerçekleri örterek kahramanlık edasıyla, hamasetle milleti bir süre daha oyalamış olabilirsiniz.

Lakin gerçekleri ne kadar saklamaya çalışsanız da güneş balçıkla sıvanmıyor. Trump’ın ABD’den bir cümlesi bile bu toplumun özellikle yoksul kesimini endişeye, kaygıya sevk ediyor. Nasıl etmesin ki? Döviz artıyor, akaryakıta zam geliyor ve bu artışlar diğer ürünlerdeki zamları tetikliyor. Bu da enflasyonun hızla artması demek oluyor.

Peki, iktidarın bir güvencesi var mı? Yok, olamıyor. Çünkü kendi kendine yeterli dünyada yedi ülkeden birisi iken, şimdi temel gıda maddelerimizi bile dışardan almak zorundayız. Tarımda, hayvancılıkta kendi üretimi olmayan bir ülke bu tür tehditlere nasıl karşı koyacak? “Hadi oradan” diyebilecek noktada mıyız? Hayır. Bu cümlenin sahibinin yaptıklarına ve zihniyetine, misyonuna dönmedikten sonra şahsiyetli bir dış politikadan söz edilebilmesi mümkün değildir.

Büyüklerimizin dediği gibi şahsiyetli dış politika, ekonomimizin güçlü olmasıyla yani iktisaden kalkınmışlıkla olur. Bugün bundan söz etmemiz mümkün değildir. İktidar seçim kaybetme kaygısı ve korkusuyla ekonomiyi dizayn ettiği sürece de bunun düzelmesi mümkün değildir. İktidar çoğu zaman kendi icraatlarını da eleştiriyor. Örneğin sahillerdeki betonlaşmadan, yüksek yapılardan söz ediyor ve eleştiriyor haklı olarak. Ama Marmaris’in Otluk Koyu’ndaki yazlık sarayından hiç söz etmiyor. Yani her zaman olduğu gibi söylem başka, eylem başka.

Evet, bütün bunlar var da, ya muhalefet ne yapar? Bize göre bir iktidarın iktidarda kalmasının en temel sebebinden birisi muhalefettir. Demek ki, muhalefet de hakkıyla ve layıkıyla muhalefet görevini yapamıyor. Yani alternatif olmuyor. Millete geleceğe dair güven veremiyor. Millet de doğruyu ararken, yanlışı doğru zannediyor. Çünkü yanlışın borusu daha çok ötüyor. Ülkenin bekası için kurduklarını iddia ettikleri “iktidar ittifakı” bazen bozuluyor, çözülüyor; sonra tekrar yapılıyor. Bundan da anlaşılıyor ki, mesele ülkenin bekası değil, iktidarın iktidarda kalma bekasıdır. Peki, siz bu anlayışla ülkenin hangi meselesini, problemini çözebilirsiniz ki? Kaldı ki, şahsiyetli dış politika yürütebilesiniz. Tavsiyemiz odur ki, gelin kulak verin. Ufku açık, sağduyulu bir lider size daima dua ediyor. Bütün bu tabloya bakarak, “Allah size akıl, fikir versin” diyor. Bunu göz ardı etmeyin. Gelin canı gönülden “âmin” deyin ve özünüze dönün. Milli Görüş esaslarını tatbik edin, tatbik edin ki TCDD’nin hızlı trenden kaynaklanan kaza ve zararı artmasın, köprüden geçmeyenlerin sırtına dört kat yük binmesin, enflasyon çift haneye çıkmasın, vatandaş hastalanmadan para ödemesin, camiler boş değil cemaatle dolsun, özünüze dönün ki siz de kurtulun millet de kurtulsun.