Hadi canım sen de...

Abone Ol

Bir televizyon kanalında İspanya da adına "boğa güreşi" denilen vahşeti seyrettim ve iğrendim. İnsan olarak böyle bir vahşete maruz bırakılan hayvanın halini gördükçe yüreğim parçalandı. Güya "medenî" olduğu söylenen bir beldede, "masum" bir hayvana karşı yapılanların seyirlik bir eğlence şeklinde sunulması tek kelimeyle yüz karası bir haldir.

Ekrana yansıyan ilk görüntülerden sonra, böyle bir vahşet anında sonlandırılır diye düşündüm. Geçen her saniye içinde birileri müdahale eder de bu işkenceye son verir diyerek umutla bekledim. Fakat nafile Tam tersine, trübünlerde insanlar alkış tutuyorlar matadorun çaresiz hayvana karşı yaptığı

Medeniyetmiş, spormuş, eğlenceymiş Haydi canım sen de! Böyle medeniyet de olmaz olsun, spor da, eğlence de... Ahlâk kavramı boyutlarını çoktan aşmış olan bu hal, en hafif ifadesiyle bir ruh hastalığıdır. İşte dalâlet diye buna denir.

Güzel mi güzel, sevimli mi sevimli, dipdiri bir boğanın kısa bir zaman dilimi içinde, aldığı mızrak darbeleri sonunda yere yıkılışını ve bir ağaç kütüğü gibi sürüklenerek arenedan çıkarılışını görüyorsunuz.

Bazı canlı türüne ait varlıklar (!) -ki bu varlıklar insan görünümündeler- hayvanın arenadan bu şekilde çıkarılışına alkış tutuyorlar. Evet, ben ekran başında insanlığımdan utanırken birileri bu hale alkış tutuyorlar. Allahım! Aklımı koru! Bu nasıl bir vicdandır ki, böyle bir vahşeti hem de dünyanın gözü önünde işliyorlar.

"Dünyanın gözü önünde" yapmamış olmaları bu zulmü makul mü gösterir Elbette hayır. Fakat canlılara yapılan böyle bir vahşetin bu kadar alenîleşmesi, "insan"ların içinde bir nebze de olsa var olan vicdan denilen duyguyu da yok etmektedir. Zulüm tabii bir hal alıyor, yani zulüm meşrûlaştırılıyor ve böyle şeyler zamanla alışkanlık haline geliyor insanlarda!

***

Bu kadar olmasa da ülkemizdeki bazı uygulamaları da normal karşılayamıyorum. Meselâ geçen hafta Ankara ya gittik. Bu arada rahat bir nefes alalım diye Atatürk Orman Çiftliği ndeki hayvanat bahçesine uğradık. Ankara gibi bir yerde yeşillik adına nefes alınabilecek, kimsenin pek rahatsız etmediği bir ortam burası

Dolaşırken aslan kafesinin bulunduğu yerin önünden geçiyorduk. Ne olduysa bir anda oldu ve aslanın hali fena halde içimi sızlattı. Evet orada aslana işkence edilmiyordu, hatta bakımı yapılıyor, yemesi için yemek, içmesi için su veriliyordu. Yani ihtiyaçları karşılanıyordu.

Fakat bu heybetli mi heybetli, asil mi asil, sevimli mi sevimli, güçlü mü güçlü hayvanın daracık bir ortamda sürekli ileri-geri gidip gelmesi, bana bütün canlılar için özgürlüğün ne kadar büyük bir nimet olduğunu hatırlattı.

Bazı evcil sayılabilecek hayvanlar böyle mekânlarda barındırılabilir. Fakat serbest bıraktığınız zaman bir yerlere gitmiyor ve geri geliyorsa bu hayvanların bu tür ortamlarda barındırılması ve korunması tabii olarak görülebilir. Aslan gibi gerçek mekânını arayan hayvanların buralarda tutsak edilmesi hiç de hoş bir tavır değildir.

***

Hayvanlara hiçbir şekilde işkence edilmemeli, onlara zulmedilmemelidir. Hayvanlar insanların vicdanlarının kontrol mekanizmasıdır. Çevremizdeki canlılara gücümüz yettiği halde onlara zarar vermemek, onları yok etmeye çalışmamak insan için bir vicdan testidir.

Elbette bazı hayvanların zararlarından korunmak için önlemler almak gerekir. Fakat onlar zarar vermediği sürece onları yok etmeye çalışmak, onları suç işlemiş gibi bir yerlere hapsetmek doğru bir davranış değildir. Hele hele "keyif" için avlanmak insanlıkla bağdaşacak bir tutum değildir. Onlarla birlikte yaşamak veya onlarla birlikte yaşamaya alışmak daha "insanca" bir haldir.

***

Hayvanlara karşı nasıl davranılacağı konusunda öncelikli olarak hatırlanması ve bilinmesi gereken İslâm ın yaklaşımıdır. Hz. Peygamber "Siz yeryüzündekilere merhamet ederseniz, göktekiler de size merhamet eder" buyurarak hayvanlara (bütün canlılara) merhamet etmeyi ve onlara iyi davranmayı öğütlüyor.

Bir gün bakımsızlıktan iyice zayıflamış bir deveyi görünce, "Siz konuşup derdini anlatamayan hayvanlar hakkında Allah tan korkunuz" diyerek yanında bulunanları uyarmıştır. Atış talimlerinde canlı hayvanların hedef tahtası yapılmasını şiddetle yasaklamıştır.

Hz. Peygamber, günahkâr bir kadının, susuzluktan dili sarkmış bir köpeğe, kuyuya inip su vermesinden dolayı Allah ın onu bağışladığını haber verirken, bir kediyi hapsedip ona yiyecek içecek vermeyen bir kadının da cehennemlik olduğunu bildirmiştir.

Hayvanları keserken onlara eziyet etmemeyi özellikle tembih etmiştir. Bir kuşu yemek için değil de eğlence olsun diye öldüren kimseye, âhirette bu yaptığının hesabının sorulacağını haber vermiştir.

Merhamet, merhamet, merhamet İnsanı insan yapan en temel duygu Merhamet yok olunca geriye ne kalıyor ki insanlıktan

"Merhamet etmeyene merhamet olunmaz" buyuruyor rahmet ve merhamet Peygamberi Evet merhametsize yer de gök de merhamet etmez, etmediği gibi...