Haddini aşanlar ve çuvallayanlar!

Abone Ol

Amerikan elçileri iki kısma ayrılıyor. Birinci kısımda, tekmili birden Ricciardone gibi haddini aşanlar var. İkinci kısımda ise Vernon A. Walters gibi çuvallayanlar bulunuyor. Ricciardone’nin Kahire’deki halefi Margaret Scobey, Vernon Walters gibi çuvallayan büyükelçilerden. Halefinin halefi ise Ricciardone gibi haddini ve boyunu aşanlardan. Francis J. Ricciardone, Kahire’de talim yaptıktan sonra bize gelmiş. Kimbilir Kahire’de ne haltlar işledi ve ne çamlar devirdi! Onun halefi olan Margaret Scobey ise Kahire’de Mısır devrimine şemsiyesiz yakalanmış ve olayları önceden kestiremediği için Beyaz Saray ve Obama tarafından paylanmıştır. Üstlerinin hışmına uğramıştır. Zavallı neyin ne zamanda kopacağını ne bilsin! Bazı şeyler gaybın çocuğu olduğundan ve gaybı da Allah’tan başka kimse bilemeyeceği için insanlar gafil avlanmaktalar. Bunlardan birisi de ünlü ve namlı Amerikan elçisi Vernon A. Walters’dır. Fas gibi ülkelerde elçilik yaptıktan ve Camp David anlaşmasının kirveliğini kotardıktan sonra Walters en önemli kariyerlerinden birisini Berlin’de yapar. Berlin İngiliz, Amerikan ve Rus elçileri için zafer şehridir. Berlin onlardan sorulur. Bununla birlikte Vernon A. Walters gelen tufanı öngöremez ve diplomatik kariyeri, yıkılan Berlin Duvarı’nın altında kalır. Parlak görevlerden sonra kariyerini büyük bir kırıkla ve çizikle kapatır. Berlin Duvarı’nın ve onun ötesinde Demir Perde’nin yıkılmakta olduğunu ruhu duymaz. Kendisini işinden çok eğlenceye kaptırmış olmalıdır. En iyi ihtimalle de gelen tufanı görememiştir. Bu da insanlık halidir. Kusur sayılmaz. Lakin iddia makamındaysınız alnınızı karışlarlar. CIA kökenli çuvallayan elçilerden birisi olarak tarihe geçmiştir. Bu çuvallamadan sonra da köşesine çekilmiştir.

*

Margaret Scobey’nin kaderi de Vernon Walters’e benzemiştir. O da Arap Baharını ve bu baharın Kahire’ye uğrayacağını pek kestirememiştir. Üstlerini endişeye mahal olmadığını söyleyerek teskin etmeye çalışmıştır. Kahire’den el çektirildikten sonra yerine dişi panter denilebilecek olan Anne W. Patterson atanmıştır. Pakistan’ı karıştıran kadın olarak ünlenmiştir. Benazır Butto onun döneminde öldürülmüştür. 2007’den 2010’a kadar

Pakistan’da kalmıştır. George İshak gibi Kıpti kökenli siyasetçiler bile kendisinin Pakistan’ı karıştırdığını ve Mısır’ı da karıştırmaktan uzak durmayacağını söylemektedir. Baradey gibi Batı’nın yeni çerisi makamında olan isimlerle temas hattında olduğu bilinmektedir. Muhalifleri yönlendiriyor ve karşı devrimi veya devrimcileri örgütlüyor. 28 Şubat sürecinde Türkiye’de yapılanlara benzer bir biçimde Mısır’da entrikalar çeviriyor.

*

ABD’nin İtalyan asıllı Ankara Büyükelçisi Francis J. Ricciardone Mısır’daki meslektaşına özenmiş olmalı. Basını çağırarak diplomatlığa yakışmayan bir kabalıkla müstemleke bir ülke gibi Türkiye’ye nizamat vermeye kalkıştı. Ve bunu ulu orta yaptı. Muhakkak kapalı kapıların ardında Türkiye’ye bazı telkinlerde ve baskılarda bulunuyor olmalılar. Fakat daha çirkini, bunu basının önünde ve üzerinden yapmış olmalarıdır. Burada iki yanlışvar. Birincisi, ulu orta müdahale. İkincisi ise bunu basın üzerinden yapmalarıdır. Bu ne haddini bilmez bir büyükelçidir! Bekir Bozdağ ve Hüseyin Çelik ağzının payını vermeye çalıştı fakat ne yapılsa az kalır. Bu cüretkarlığın ötesinde, küstahlıktır. Ben Ömer Abdurrahman meselesine değinmiştim. Meğerse mesele daha derinmiş. Ailesi domuz eti yedirmemek ve belki de hastalığına uygun besinler temin etmek için ayda ABD’ye 500 dolar gönderiyormuş. Mübarek döneminde işkenceden geçirilsin diye Mısır’a çok sayıda Mısırlıyı teslim ettiler! Tutukluların mübadelesi çerçevesinde Ömer Abdurrahman’ı niye teslim etmiyorlar Hadi Mübarek rejimi almak istememişti. Şimdi niye geri vermiyorlar Onun ötesinde Guantanamo Mesih’in uğramadığı yerlerden birisi. Gulag Takımadaları hür dünyayı savunanların dolduruldukları bir yerdi. Guantanamo ise merhametin uğramadığı ve Müslümanların doldurulduğu yer. Hâlâ Obama kapatacak! Ört ki, ölem! Bütün bunları düşünerek insanda biraz sıkılma ve arlanma olur. ‘Askerlerin gücünü kırmak için’ belki de AKP iktidarına anlayış gösterdiler! Şimdi ise AKP’nin güçlendiğini görünce bu defa plağı tersine çeviriyorlar. CHP ile aynı pencereden bakmaya başladılar. Elçi açıklamalarıyla kendi kendini ‘istenmeyen adam’ durumuna düşürmüştür. Gerisi hükümetin bileceği iştir!