Haçlıların İslam’ın intişarından itibaren fırsat buldukça Mekke, Ka’be ve Medinei Münevvere düşmanlıklarının nasıl devam ettiğini anlatmaya çalışıyoruz.
1099 yılında Kudüs’ü işgal etmelerinden itibaren bu Mukaddes şehirlerimizin işgali için birçok teşebbüslerde bulunmuşlardır.
Gizli veya aşikâr yapmış oldukları bu teşebbüslerden birini geçen yazımızda anlatmıştık.
Tapınak Şövalyeleri terör teşkilatı, kurulduktan ve gayrı meşru olarak muazzam miktarda serveti yığdıktan sonra, Mekke ve Medine’ye yönelmişlerdi. Miladi 1170 ve 1180’li yıllarda bu teşebbüsleri daha da arttırdılar. Hacc yolundaki binlerce Müslümanı yakalayıp mallarını yağma ettikten başka, onları katliama uğratmak ve yıllarca zindanlarda işkence etmek gibi alçak fiilleri de işlemişlerdir.
Renaud isimli ünlü terörist, başlarına geçtiğinde gerçekten alçakça saldırı ve işkence usulleri uyguladılar. Önceleri Nureddin Zengi, onun vefatından sonra da Selahaddin Eyyübi, bu kanlı teröristin organize ettiği birçok saldırıyı boşa çıkarmayı başardılar.
Onların Mekke ve Medine istikametindeki saldırıları hep durduruldu.
Karadan buna muvaffak olamayacaklarını anlayan Haçlılar bu sefer de deniz yolunu denemeye kalkıştılar.
Bilindiği gibi Mekke’nin Kızıldeniz kenarındaki limanı Cidde, Medine’nin ise Yenbu’dur.
Bu iki limanı ve çevresini ele geçirip, oradan Mekke ve Medine’ye ulaşabilmek için muazzam servetler hazırlayarak Kızıldeniz’de güçlü bir donanma inşa ettiler.
Bu sefer donanma ile Mukaddes şehirlerimizin limanlarına hücum ettiler. Cidde ve Yenbu limanlarında bulunan bütün deniz vasıtalarını yaktılar. Bu limanlara asker çıkardılar.
Selahaddin Eyyubi Mısır’da bulunan vali Melik El Adil’e Haçlıların Kızıldeniz’de yaptıkları bu hücumları haber vererek tedbir alınmasını istedi. Melik El Adil ise Hüsameddin Lülü kumandasında bulunan donanmayı Kızıldeniz’deki Haçlıların üzerine gönderdi.
İslam donanması kısa süre içinde Haçlıların ele geçirdiği bu limanları geri almayı ve Haçlı donanmasını tümden yok etmeyi başardı. Yakalanan Haçlı askerleri Kahire’ye getirilerek halkın gözü önünde idam edildiler.
Buna benzer birçok teşebbüsleri Müslümanlarca engellendi.
88 yıllık Kudüs işgalleri sırasında Haçlılar Müslümanlara yönelik çok katliamlar yaptılar.
Kudüs’te bulunan mabetleri tahrip ettiler.
Ama Allah’ın koruması altında bulunan Mekke ve Medine’yi işgal edip alçak emellerini gerçekleştiremediler.
Şurasını görmek lazımdır:
Mekke ve Medine Allah’ın koruması altındadır. Bu tamam. Yalnız Allah’ın buraları koruma görevini Müslümanlara verdiğini de unutmamak gerek. Müslümanlar canları, ırzları, namusları ve mallarını nasıl korumakla mükellef iseler, bu Mukaddes beldeleri de öylece korumakla mükelleftirler.
Allah bu Mukaddes beldeleri, evet korur ama bizim kendi mükellefiyetlerimizden sorumlu olduğumuzu asla unutmamamız gerekir.
Dikkat edilirse tarih boyunca bu Mukaddes Beldelerimize karşı gayrimüslimlerce yapılan çirkin teşebbüsler, Müslümanların hazırladıkları tedbirler ve kuvvetler tarafından engellenmiştir. Allah koruma görevini Hakk’a bağlı güçlere tevdi etmiştir.
Haçlıların bu saldırılarında Hakk’a bağlı kuvvetler olarak, Nureddin Zengi, Selahaddin Eyyubi, Melik El Adil ve Hüsameddin Lülü ve diğerleri gibi İslam kumandanları bu görevlerini yapmışlardır.
Allah onlardan razı olsun!