Gerek Türkiye müslümanları gerek İslam dünyası olarak Haçlı zihniyetini ve siyonizmi çok iyi tanımak durumundayız. Tanımalıyız ki, ilişkilerimizde neye dikkat etmek zorunda olduğumuzu bilelim, adımlarımızı ona göre atalım. Bir başka ifade ile dostumuzu ve düşmanımızı tanıyalım, oluşturacağımız birliktelikleri buna göre belirleyelim. Haçlı zihniyetinin ne olduğunu siyonizmin hedeflerini bilmeden adım atanlar farkında olmadan düşmanları dost bellemek gibi bir yanlışa düşerler. Atılan yanlış adımların telafisi ise uzun zaman alır ve müslümanlara çok büyük zararlar verebilir.
Siyonizmin Arz-ı mevud ve dünya hakimiyeti ideali, yahudi olmayanların sadece onlara hizmetle görevli yaratıklar olduğu yaklaşımını bilmeyen ve anlayamayanlar bilmelidirler ki, hüsrana uğrayacaklardır. Siyonist yaklaşımın en son örneği HAMASheyetinin Türkiyeyi ziyaretinin ardından yaşanmıştır. İsrailden hezeyanın sahipleri hiç bir diplomatik kurala bile uymaya ihtiyaç duymamışlar, bununla da kalınmayıp Amerikadaki yahudi lobisinden Başbakan Erdoğana gönderilen mektupla da tehdit içeren aynı hezeyanın tekrarlanması üzerinde ciddiyetle durulması gerekir. Durulmalıdır ki, yüzümüze gülen çehrelerin arkasındaki gizli niyet ve maksatlar anlaşılabilsin.
Öte yandan siyonist zihniyet ile Haçlı zihniyetinin elele vererek İslam dünyasını yumuşatma; bir başka ifade ile uysallaştırma ve koyunlaştırma çalışmalarını iyi takip etmek durumundayız. Özellikle bölgemizde oynanan oyunların farkında olmazsak binlerce yıldır üzerinde yaşadığımız toprakların ayağımızın altından kayıp gittiğini farkedemez duruma düşebiliriz.
Siyonizm ve Haçlı zihniyetinin esas hedefi müslümanlar ve İslam dünyasıdır. Zaman zaman güleryüz gösteriyor olmalarına aldanmamak gerekir. Bu iki zihniyet elele vermiş İslam dünyasını aralarında parsellemenin peşindedirler. Bunun için zamana ve şartlara göre farklı yaklaşımlar ve uygulamalar sahnelemektedirler. Son yıllarda sergilenen ortak oyun İslam dünyasını özgürleştirme ve demokratlaştırma hareketidir. Özgürleştirme ve demokratlaştırma derken İslam dünyasına birtakım hakların tanınmasını anlayanlar gaflette olduklarının artık farkına varmalıdırlar. Özgürleştirmeden kasıtlarının İslam ülkelerinin tek tek işgali ve ufalanarak yutulması, kolay lokmalar haline getirilmesini kastediyorlar. Bunun için öncelikli olarak İslam ülkelerinde birtakım ihtilaflar oluşturmaya, geçmişten günümüze gelen ihtilafları ise körüklemeye ve kitleleri birbirleri ile çatışmaya sürüklemek istemektedirler. Bunun için fırsat kollamakta, fırsat bulamazlarsa birtakım fitne tohumları ekerek ve sabotajlar yaparak kitleleri birbirine düşürmektedirler. Bunun en son örneği Irakta meydana gelen sabotaj ve ardından şiilerin sünnilere karşı saldırıya geçmeleridir. Böylece ortak düşman Irakı işgal etmiş güçler olmaktan çıkmış yani işgalciler unutturularak o toprakların gerçek sahipleri kendi aralarında vuruşturulmaya başlanmıştır. İrandan gelen açıklamalar da Iraklı şiilerin sakinleşmesine yetmemiştir. Çünkü, işgal güçleri boş durmuyor, fitne kazanını kaynatmak için ocağa her an yeni bir odun atmakla meşguldürler. Siyonistler ve işgalci güçler İslam dünyasının yumuşak karnının neresi olduğunu çok iyi bilmekte, oradan vurmaktadırlar. Çünkü, kendi güçleri ile bırakın İslam dünyasını bir Irakla bile başa çıkmaları mümkün değildir. Bunu yaşayarak görmüşlerdir.
Temennimiz Iraklı şiiler bu oyunun çok geçmeden farkına varırlar, bilmeden siyonistlerin ve Haçlı zihniyetinin oyununa daha fazla alet olmazlar. Tabii aynı şey sünniler için de geçerlidir. Bu arada Iraklı şiiler biraz sakinleşir İrandan gelen açıklamalara kulak verebilirlerse gerçek düşmanın kimler olduğunun onlar da farkına varabilirler..