Haçlı seferlerinin nedenleri 14

Abone Ol

Haçlıların İslam Topraklarından Temizlenmeleri

İslam topraklarını haçlılardan temizleme şerefi de Memlükler’e aittir. Memlükler, bu dönemde İslam dünyasını iki büyük tehliden kurtardılar. Bunlar Moğol istilası ve Haçlı seferleridir. Bu dönemde İslam dünyasının çıkardığı büyük komutan Baybars’tır. Baybars Ayncalut (1260) savaşında ve 1277 Elbistan savaşında Moğolları yenerek İslam dünyasını, Kutsal toprakları ve Mısır’ı kurtardı. Moğolların savaşı kazanması durumunda İslam dünyası haçlı ve Moğol saldırısı sonucu yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış olacaklardı.

Baybars, daha sonra bütün dikkatini haçlıların üzerine verdi. Onlardan, Filistin’deki şehirleri ve Antakya’yı aldı. Daha sonra Kalavun döneminde Trablus ve Lazkiye alındı. Ardından oğlu Eşref, Akka ve Saydayı da alarak Haçlıları bütün Filistin’den çıkardı.(1290)

Haçlı Seferleri, 1291 yılında Haçlıların Suriye’den çıkartılmasıyla bitmemiş daha sonraki dönemlerde de peyderpey devam etmiştir. Haçlıların Suriye’den kesin olarak çıkarılması, Batı Avrupa’da büyük bir tepki yaratmıştır. Başta Papalık olmak üzere Avrupa’lılar Haçlıların bölgeden çıkarılmasının nedenin Memlük devleti olduğunu, bu devletin zaafa uğratılmadan Suriye’nin tekrar kazanılmasının mümkün olmadığını ilan ettiler. Memlük devleti, servetinin ve gücünü büyük bir kısmını Doğu ile Batı arasındaki ticaretten elde ettiği kar ile sağladığı için, XlV. ve XV. Yüzyıllardaki Haçlı Seferleri planlayıcıları, Memlüklere karşı Mısır ve Suriye sahillerinde bir ekonomik ambargo uygulayarak Avrupalı tüccarların Memlüklerle ticaret yapmalarını engellemeye çalıştılar. Böylece Memlükler servet ve güç kaynaklarının birincisini kaybedeceklerdi.

Bu amaçla Papalık, Akdeniz’in doğusunda Memlüklerle ticaret yapanları engelleyecek bir deniz polisi oluşturmaya karar verdi. Bu deniz polisi, Papalığın emrini dinlemeyen Avrupalı tüccarların Memlüklerle ticaret yaparak onları beslemelerini önleyecekti. Bunu gerçekleştirecek ve üs olarak kullanılabilecek en uygun yer Kıbrıs adasıydı. Bilindiği gibi lll. Haçlı seferleri esnasında Aslan Yürekli Richard’ın burayı almasıyla Kıbrıs, Akdeniz’in doğusundaki Haçlı seferlerinde önemli bir üs görevini görmüştü. Xlll. Yüzyılın sonunda Haçlıların Suriye’den tamamen kovulması üzerine Kıbrıs daha da önem kazandı.

Kıbrıs’ın Memlüklere karşı yapılan Haçlı seferlerine katılmakla yetinmeyip, bu bölgeden geçen Müslüman tüccarları vuran ve fırsat buldukça Suriye ve Mısır’ı da vuran Hristiyan korsanları barındırmaktadır. Şimdi ise Papa’nın direktiflerleriyle Avrupa gemilerinin Suriye ve Mısır limanlarına ulaşmasını engellemek için Ada’yı bir gözetleme istasyonu haline getirdiler. Ayrıca, bütün bunlarla yetinmeyerek Müslümanları nerede görürlerse saldırdılar.

Böylece ortaçağ’ın sonlarına doğru Haçlı Seferleri tarihinde yeni safha başlamış oluyordu. 1365 yılında Kıbrıs kralı l.Peter, İskenderiye’ye saldırdı. Bu amaçla, Papa’dan ve Avrupa’dan çeşitli yardımlar aldı. Bu yardımları Rodos adasına yerleştirdi. İskenderiye’ye yapacağı saldırı için en uygun zaman olarak Cuma namazını seçti. Bu sırada Memlükler’de iç karışıklık bulunuyordu. Haçlılar, İskenderiye’yi üç gün yağmaladılar. Müslamanlar’ın yardıma geldiğini öğrenince gemiye atlayıp Kıbrıs’a kaçtılar. Gemilerinde kadın-erkek beşbin esir ve büyük ganimetler vardı. Şehirde büyük tahribatlar ve katliamlar yapılmıştı. Tarihçiler, Kıbrıs kralının savaşmadan kaçmasını ayıplamış “Hırsız gibi şehre girdi, yine hırsız gibi kaçtı” demişlerdi. Bu olay, İskenderiye tarihin en acı günüdür. Aslında, bu sefer uzun zamandır planlanıyordu. Pierre iki yılını Batı Avrupa’da geçirerek bu sefer için bilfiil destek toplamıştı.

l. Peter, daha sonra Trablusşam şehrine de saldırmış (1367) fakat başarılı olamamıştı. Böylece, Haçlılar’ın Suriye ve Mısır limanlarına Akdeniz’deki Müslüman gemilerine saldırıları devam etmiştir. Bunun üzerine Melik Eşref (1422-1438) Kıbrısı almaya karar verdi. Çünkü, Kıbrıs adasının Müslümanların elinde olmaması, burayı bir Haçlı merkezi haline getirmekte ve tüm İslam topraklarını tehdit etmekteydi. Kıbrıs, korsan yatağı haline gelmiş, Suriye ve Mısır sahillerine sürekli seferler düzenlemişlerdi. Bütün bunlar, bu adanın fethini gerekli kılıyordu. Kıbrıs, ard arda yapılan üç sefer sonucu feth edildi. Kıbrıs, memlüklere vergi ödemeyi kabul etti.

Aslında Kıbrıs’ın bu konumu günümüz için de geçerlidir. Amerika, Kıbrıs Türk Devletini tanıma karşılığında burada askeri üs elde etmenin peşindedir. Böylece Irak, Suriye ve hatta Anadolu’ya karşı yapılacak askeri hareketler burada organize edilecek, İsrail korunacak ve doğu Akdeniz bir Amerikan denizi haline gelecekti.

Melik Zahir’de Rodos’a sefer düzenledi. Çünkü, Rodos Adası da Akdeniz’in doğusunda Haçlılar için önemli bir merkez haline gelmişti. Özellikle Hospitalier (Sen Jan) şövalyelerinin Rodos’u 1308 yılında istila edip, haçlılar için bir üs haline getirmişlerdi. Bundan dolayı, Memlükler bu tehlikeyi sona erdirmek için burayı feth etmeye karar verdiler. Zahir 1440,1443 ve 1444 yıllarında Rodos’a karşı üç sefer düzenledi. Son seferde Rodos şehri kuşatıldı. Şövalyeler, Müslüman gemilere saldırmayacaklarına söz vermeleri üzerine bir barış antlaşması imzalandı.

1497 yılında Bertalmi Diaz ve Vasko de Gama’nın Ümit Burnunu keşf etmeleri üzerine 1500 yılında Portekizliler, Hindistan’ı istila ederek Kalküta’ya ayak bastılar. Bu olay, Memlüklerin en önemli geçim kaynakları olan Baharat yolunun Portekizlerinin eline geçtiğini göstermektedir. Memlükler, ekonomik anlamda çöküntüye düştüler. Bu arada, Portekizler, Müslümanları Kızıldeniz’den de atmak için çaba gösteriyordu. Hindistan’daki Müslüman sultanlar Memlüklerden yardım istediler. Memlükler, önceleri barış yolunu denediler. Portekiz ve Papa’lığa baş vurdular. Fakat buradan gerekli sonucu alamayınca 1508 yılında Hint Okyanus’un batısında Portekiz donanmasıyla yapılan savaşı kazandılar. Fakat bir yıl sonra Portekizler Dieu deniz savaşında Memlükleri yenerek intikamlarını aldılar. 1513 yılında Portekizler, Aden’e saldırdılar. Böylece Memlükler, doğu-batı ticaretindeki aracı rolünü kaybettiler.

Osmanlılar, Portekizlerin bölgede yapmak istediklerini kaygıyla izlediklerinden, Portekizlere karşı Memlük sultanları ile işbirliğine giriştiler. ll.Bayazit 1511’de Kansuh’a kereste, demir ve barut gönderdi. Süveyş Körfezi’nde savaş gemilerinin inşasına başlandı. 1515’te ikinci bir filo sefere hazır hale getirildi. Osmanlılar savaş malzemesi sağlayarak bu kuvvete katkıda bulundukları gibi, kendi komutanları Selman Reis’e bağlı 2.000 kadar da denizci göndermişlerdi. Sefere Selman Reis, Memlüklerin komutanı Hüseyin el-Kürdi ile birlikte komuta ediyorlardı. Ancak sefer kuvveti yemenden öteye gidemedi. Haziran 1516’da Zabid’i ele geçirip arkasından Aden’e saldırdıysa da sonuç alamadı. Gerçi bu sefer kısıtlı bir başarı sağlamıştı, ama Yemen’de Osmanlıların çok geçmeden kullanmaya başlayacağı bir mevzi kazanıldı. Ayrıca, Müslümanların denizlerde faaliyet göstermesi sonucunda Portezililer Kızıldenizden uzak durdular. Portekizlerin Kızıldenizde dolaşmaları Kutsal Toprakların tehlikeye düşmesine neden olmuştu.