Haçlı seferlerinin nedenleri-13

Abone Ol

Vl. Haçlı Seferi (1228)

Papa Honorius lll’ün Latin krallığı’nın varisiyle

evlendirdiği imparator Friedrich ll’yi, haçlı seferini birkaç kez ertelediği

için aforoz etti. Bunun üzerine ll.Friedrich haçlı seferi düzenleme ihtiyacı

hissetti. 1228’de kutsal topraklara doğru yola çıktı. Savaş yerine diplomasiyi

tercih etti. Mısır Eyyubi Melik’i el-Kamil, önceden askerden arındırılması

koşuluyla Kudüs’ü, Beytullahim ve Nasıra’yı Friedrich’e bıraktı. Ama bu

kenteler girme hakkını da aldı. On yıllık bir ateşkesle bu anlaşmayı tamamladı.

(1229)

En ilginç haçlı seferi de budur. Haçlılar hiç kan

dökmeden tamamen diplomatik yollarla Kudüs’e sahip oldular. Melik Kamil’in

böyle davranmasından dolayı çok eleştirildi. Fakat o, içerde taht kavgasıyla

uğraşıyordu. Bu arada batıda da güçlü bir haçlı seferi hazırlıkları vardı. Bu

haçlılara karşı duramayacağını düşünerek barış yolunu tercih etti. Ayrıca ll.

Friedricih ile şahsi dostluğuna da güveniyordu. Dönemin Vakainüvislerden İbn

Vasıl’ın yazdıkları bu olayın anlaşılmasını sağlayacaktır:

“Ateşkes meselesi halolunca İmparator, Kudüs’ü ziyaret

için Sultanın iznini istedi. Kendisine izin verildiği gibi Sultan, Nablus

Kadısı Şemseddin’i Kudüs ziyareti ve Akka’ya dönüşünde İmparatora refakat

etmekle görevlendirdi. Kadı Şemseddin, devletin ileri gelenlerinden bir adam

olup Eyyubi hükümdarları gözünde büyük itibar sahibiydi. Şemseddin şöyle

demişti. Bana: “İmparator Kudüs’e geldiğinde Sultan Melikül Kamil’in emri

doğrultusunda kendisine refakat ettim ve onunla birlikte kutsal sığınak’a (Yani

Kubbetüs Sahra) girdim. İmparator, oradaki hac yerlerini ziyaret etti. Sonra

yine onun yanında Mescid-i Aksa’ya gittim. Gerek camini vei gerek kubbetü’s

Sahra’nın inşaatından çok memnun kaldı. Aksa’da mihraba vardığında caminin

minberinin güzelliğine hayran oldu. Merdiveni tırmanıp tepeye çıktı. Sonra

aşağı inip elimden tuttu ve birlikte Aksa’dan çıktık. O sırada elinde incil’le

Aksa’ya girmeye çalışan bir papaz gördü ve hiddetle bağırdı. Ona: “Ne

getirmişsin buraya böyle Bak, Allah şahittir, bir taneniz bile benden izinsiz

buraya girmeye kalkacak olursa, gözünü oydururum onun. Bizler Sultan

Melikü’l-Kamil’in yöneticileri ve kullarıyız. Kendileri bu kiliseleri bana ve

sizlere bir lütüf olarak bağışladılar. Sakın ola ki haddinizi aşmaya

kalkmayın.” Papaz korkudan titreyerek hemen oradan uzaklaştı.”  Kudüs’ün bu şekilde alınmış olmasına

hristiyanlar da tepki gösterdiler. Fanatik hristiyanlar kutsal mezarı tavaf

yapmayı yasakladılar.

7. Haçlı Seferi (1248)

ll. Friedrich’in, Sultan ile yapmış olduğu anlaşmanın süresinin

dolması üzerine 1245 yılında Papa lV. İnnocentius tarafından organize edildi.

Fransa kralı lX. Louis 1244 yılında ağır bir hastalığa yakalanmış ve iyi olursa

kendini, yeni bir Haçlı seferine çıkmaya adamıştı. Yıl sonuna doğru iyileşen

kral, Harzemlilerin Haçlıları ağır bir yenilgiye uğratarak Kudüs’ü aldıklarını

haber aldı. Bunun üzerine 1245 yılı yaz aylarında yeni bir haçlı seferine çıkma

kararı aldı. Üç yıl süren uzun hazırlıklardan sonra, donanmasının başında

Ağustos 1248 yılında doğuya hareket etti. Aynı zamanda doğudaki Fransız

nüfuzunu artırmayı arzu ediyordu. Zira Akka, İstanbul, Mora Kıbrıs, Antakya ve

Tarblus gibi yerlerdeki Haçlı devletçikleri, Fransız menşeli hanedanların

idaresindeydi. Bu sebeple lX. Louis, doğuya gelince buradaki hanedanlar

tarafından coşkuyla karşılandı. Her biri ona yardım etmekte adeta yarıştılar.

Haçlılar yine Mısır’a yöneldiler. Yine Dimyatı kuşattılar. Tarih yine tekrar

etmişti. Haçlılar dimyatı kuşattıkları sırada tıpkı 5. haçlı seferinde olduğu

gibi bu sefer de sultan Kamil vefat etti. Taht kavgaları başladı. Bu olaylar

nedeniyle Eyyubiler Dimyatı boşalttılar. Fakat daha sonra Melik Kamil’in oğlu

Turanşah yönetime geçince haçlıları yenip Dimyattan ve Mısır’dan çıkardılar.

8. Haçlı Seferi (1270)

Antakya’nın sultan Baybars tarafından alınması (1268)

üzerine sekizinci haçlı seferi düzenlendi. Fakat bu seferde Kudüs yerine daha

kolay bir hedef olduğu düşünülerek Tunus’a yönelmişti. Fransa Kralı 9. Louis

(Aziz Luis) yine bu ordunun komutasını üstlendi. Fakat Tunus önündeyken veba

hastalığı sonucu öldü. (1270) Fransızlar Geri döndüler.

HAÇLI TARİKATLARI

l. Haçlı seferi sonucunda Kudüs alınınca buranın

korunması ve diğer idari işler için örgütlenmeye gidildi. Bu amaçla

Asker-Rahiplerden oluşan ocaklar kuruldu. Saint-Jean veya Hospitaliers,

Tampliye (Tapınak Şövalyeleri) ve Toton adlarındaki bu ocaklar, Haçlı ordusu

içinde ayrı bir öneme sahip oldular. Bu ocaklar içinde en gelişen, en çok

taraftar toplayan, Kudüs’teki Süleyman Tapınağı’nda Avrupa’dan gelen 9 kişi

tarafından kurulmuş olan Tampliye tarikatıdır. Tampliye, Süleyman Tapınağı’nda

kurulduğu için, Tapınak Şövalyeleri diye anıldılar ve yüz yıllar boyunca bu

isimle bilindiler. Hem Filistin, hem Avrupa ve zamanla da bütün dünyada etkili

olan en güçlü örgüt haline geldiler. 

Haçlı tarikatları, sağladıkları yarara karşılık zararları

da vardı. Kralın bunlar üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktu. Çünkü bunların yegane

efendisi papa idi. Bunlara bağışlanan arazi satılamaz, diğer dirlikler gibi

asker vermekle de mükellef değildiler. Tarikat şövalyeleri, kralın ordusunda

sadece gönüllü şövalyeler olarak savaşıyorlardı. Devletin resmi siyasetine

uymayabiliyor, kendi başlarına anlaşmalar imzalayabiliyorlardı.

Kudüs’ün elden çıkması üzerine biri Rodos’a, biri

Almanya’ya, biri de Fransa’ya çekilmişti.. Bu tarikatlar, haçlıların ihtiyaç

duyduğu para ve daimi bir orduyu ellerinin altında bulundurdular. Onların,

Avrupa’daki bir çok kimseyle bağlantıları olup, yoğun bir desteğe sahiptiler.