Haçlı Savaşı Türkiye’den yönetilmektedir

Abone Ol

Yıllardır ülkemizde birbiriyle sürekli savaşan ve çatışan iki strateji vardır. Bunlardan birisi Türkiye’ye sahip çıkmağa çalışan milli görüş ruhu ve Merhum Erbakan’ın gösterdiği yoldur, hayata geçirmeye çalıştığı milli ve manevi stratejidir. Gerçek İslami değerlerdir. Diğeri ise, 1965 yılından beri sürdürülen ve 2001 yılında ayyuka çıkan İslamiyet’e ve tüm İslam dünyasına savaş açan, bu arada Türkiye’mizin de değerlerine savaş açmış bulunan emperyalist (sömürgeci) Haçlı zihniyetinin stratejisidir.

Ayrıca bulunduğu coğrafya konumu itibariyle Türkiye bir zamanların soğuk savaş yöntemiyle yapılan bir Haçlı Savaşı’nın tam göbeğindedir ve bu menfur ve hain savaş maalesef ve maalesef ülkemizden dış güçlerin istihbarat elemanları tarafından yürütülmekte/yönetilmektedir. Bütün bunların yanı sıra ülkemiz kurulduğu günden beri bir Amerikan sistemi hâkimdir ve bu sistem daima olayların ABD lehine gelişebilmesi için içerde çalışan hain işbirlikçiler vardır. Bu işbirlikçi hain kişi veya kişiler devlette vardır! Siyasette vardır! STK’larda vardır! Basında vardır! Cemaatlerde vardır! Kısa ve öz ifade etmek gerekiyorsa;  Erbakan’ın dediği gibi; ”Siyonizm hiçbir taşın altını boş bırakmaz” Bugün yaşananlara baktığımızda merhum Erbakan’ın bir kez daha haklı olduğu anlaşılmaktadır.

31 Ocak 1896 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi, Türkiye ve dolayısıyla Türkiye’nin hükmettiği İslam dünyası hakkında bir yasa taslağı hazırlamıştır. Bu yasa taslağında şöyle denilmiştir:“Dünyadaki Hıristiyanlardan oluşan bir komisyon seçelim. Bu komisyon, Türkiye`yi yönetmek için bir başkan seçsin. Türkiye`nin yönetimi Türklerden alınsın ve eyaletlere bölünsün. Bu yapılanmanın adı da Türkiye Birleşik Devletleri olsun.” (İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yakın Çağ Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahir Aydın’ın konuyla ilgili yaptığı araştırması hakkında yapılan röportajından, Yeni Çağ Gazetesi, 12.10.2007)

Hatırlayınız! Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Türkiye için hazırlanan Sevr planı, ABD’nin bu stratejisinin bir yansımasıdır. Türkiye’nin yapmış olduğu milli mücadele ile sömürgecinin bu oyunu bozulunca, ABD’nin Türkiye’yi eyaletlere ayırma ve parçalama stratejisi beklemeğe bırakılmış, yavaş ve emin adımlarla hayata geçirilmeye çalışılmıştır. ABD; bir şirket olarak yönetenler yüzyıllardır bölgeye özellikle Türkiye’ye büyük ilgi beslemektedirler.

Stratejik ortağımız ABD aslında amacı Türkiye’yi bölmektir. Bunu zaman zaman yayımladığı bölünmüş haritalardan görebildiğimiz gibi tarihe yolculuk yaptığımızda da anlayabilmekteyiz. 1951 yılında Cafer Tayyar Eğilmez Paşa, Türkiye’nin NATO’ya alınmasıyla ilgili olarak şöyle demiştir: “NATO’ya alınmamızın asıl amacı Ortadoğu cephesinin kurulmasıdır. Bütün bir Türk ve İslam camiasının federasyon biçiminde birleştirilmesidir. (Daha doğrusu parçalanmasıdır) .http://banuavar.com.tr/?pg=articles&id=42)