Arap Baharı’ndan sonra fulul dediğimiz kalıntılar darbe suretiyle tekrar yüzeye çıktı ve karşı devrim dalgasını estirdi ve coşturdu. Şimdi Batı’da benzeri bir dalga esiyor. Bu da ridde veya irtica dalgası. İrtica dedikse, onların irticası. Avrupa genelinde yapılan son AP (Avrupa Parlamentosu) seçimleri aşırı sağın yükselişine tanıklık etti. Bu ne anlama geliyor Bunun en önemli anlamlarından birisi yabancı ve özelde İslam düşmanlığıdır. Avrupa genelinde yükselen sağa Haçlı fosilleri demek mümkündür. Aşırı sağın yükselme trendi Avrupa genelinde alarm zillerinin çalmasını gerektiriyor. Elbette anlayanlara! Avrupa aşırı sağının bu görülmedik yükselişi, yabancılara ve Müslümanlara karşı derin devletlerin muvazaa alanını veya sınırlarını aşmıştır. Geçmişte aşırı sağın yükselmesi biraz da derin yapılar tarafından korkuluk olarak kullanılıyordu. Lakin Avrupa çapında aşırı sağın bu şekilde palazlanması artık tehlikenin yakın plana yükseldiğini gösteriyor. Bunun derin nedenleri var. Ama genelde nedenler ekonomik. Zira Batılı artık manevi değerlerinden ziyade midesine ve uçkuruna inanıyor. Seküler değerler veya pratik dinsizlik onda manevi değerlere pek yer bırakmadı. Bununla birlikte, Müslümanlara düşmanlığı eski tortunun dışa vurumu. Bu dindarlıklarından değil şuur altlarından ve cibilliyetlerinden kaynaklanıyor. Bundan dolayı Avrupa genelinde yükselen aşırı sağı Haçlı fosili veya kalıntısı olarak takdim etmekte hiçbir beis bulunmuyor. Gerçeği yansıtıyor. Haçlı Savaşları’nın nedenleri arasında ‘Mesih’in vatanına’ ulaşmak olduğu kadar Tevrat ifadesiyle bal ve yağ havzası olan bölgeyi ele geçirmek de vardı. Avrupa’da da yeni aşırı sağ göçmenlerin sofralarına davetsiz misafir olduğunu düşünüyor.
*
Özellikle de Müslümanları şuur altı bir biçimde öteki olarak görüyorlar. Bundan dolayı yabancılar arasında en fazla düşmanlık besledikleri kesim Müslümanlar. Bununla birlikte, sağın tırmanma şeridinde olmasını iyi analiz etmek gerekiyor. Elbette bunun altında ekonomik saikler var. Lakin bunun sosyal boyutları da bulunuyor. Küreselleşme trendiyle birlikte Avrupa’da dengeler değişti. İnsani ve sosyal değerler vahşi kapitalizmin kurbanı oldu. Almanya gibi ülkeler Soğuk Savaş boyunca tanıştıkları sosyal devlete veda etme aşamasına geldiler. Devletin sosyal devlet olmaktan çıkması, sosyal ve siyasi iklimi sertleştirdi. Küreselleşmenin tetiklediği vahşi kapitalizm sosyal iklimi sertleştirdi. Bu da en fazla olumsuz olarak Müslümanların veya göçmenlerin durumuna yansıdı. Avrupa on yıldır ekonomik durgunluğun pençesinde kıvranıp, çırpınıp duruyor. Bu da derin dalgaların yüzeye çıkmasını kolaylaştırdı. Merhametsiz sağ yükselişe geçti. Yükselen sağın en temel nedenleri arasında yeni liberalizm var. Buna bağlı olarak küreselleşme de aşırı sağın yüzeye çıkmasına yardımcı oldu. Bunlar sebepleri. Bu aşırı sağın bir de hedefleri var. Bu hedeflerinden birisi tekrar ulus devlet çatısı altına geri dönmek. Dolayısıyla AP seçimleri Avrupa Birliği’nin mezarını kazıyor. Aşırı sağın hedeflerinden birisi AB çatısına son vermek. İkincisi de göçmenleri geri göndermek. Zaten AB çoktandır çatırdamaya başladı. Nihal Bengisu Karaca’nın ifade ettiği gibi Türkiye-AB arasındaki zoraki beraberlik de sona eriyor. Dolayısıyla daha fazla Türkiye’yi a’rafta tutma imkânı kalmadı. Bir rüya idi geldi geçti veya soldu geçti. Kimi ‘gâvur âşıkları’ mevcut iktidarın AB istikametinde zaten samimi olmadığını ve saptığını söylüyorlar. Varsayalım ki, öyle. Peki, AB bu konuda samimi miydi Bu gâvur âşıklarına göre onların samimi olup olmaması tali bir meseledir. Önemli olan bizim samimiyetimizdir. İşte bunlar sömürge aydını kafasıdır. Bu kafayı değiştirmenin vakti geldi. Avrupa AB’nin geleceğine inanmıyorsa biz neden inanalım Sömürge aydınları bizim bu konuda gayet saf ve hasbi olmamızı istiyorlar. Zira onların ideolojileri Batı ideolojisidir. Aşığa Brüksel sorulmaz!
*
Ulusal Cephe’den Marie Le Pen şöyle söylemekte: AB’ye karşıyım, Türkiye’nin AB’ye girmesine daha fazla karşıyım! Avrupa aşırı sağı gerçekten de çılgınlar mangasını temsil ediyor. Kur’an-ı Kerim’e ‘Kavgam’ kitabı muamelesi reva gören Hollandalı Liberal Parti’den Geert Wilders, Fransız Ulusal Cephe’den Marine Le Pen’in ortak noktaları aşırı sağdan ziyade AB ve İslam karşıtlığıdır. Bunlar kesinlikle eski sağ değil. İslam düşmanlığı iliklerine kadar işlemiş. Eşcinselliği değil İslam’ı tehlike olarak görüyorlar. Bunlar dindar değil ama din ırkçısı! AB karşıtı İngiltere Bağımsızlık Partisi’nin (UKIP) sandıktan birinci çıktığı Avrupa Parlamentosu seçimleri, AB’yi topal ördek durumuna sokmuştur. Veya eski ifadesiyle hasta adam! Hasta adamlık nasılmış biraz da onlar tatsın!