Gücü yetenlerin farz olarak ömürlerinde bir defa yapacakları bu ibadetin fazileti gerçekten büyüktür. Müslümanın dünya ve ahiret hayatı bakımından büyük bir dönüm noktası olan hac, samimi ve ihlaslı bir şekilde yerine getirilirse, kendisinden önceki küçük-büyük bütün günahları yok edip Müslümanı bütün günahlarından arındırır, kalpteki pasları giderir. Çünkü Hac ibadeti boyunca devamlı maddi ve manevi kirlerden temizlik yapılır. Bedenî kirlerden tam bir temizlik yapıldığı gibi, günah kirlerinden de bütünüyle bir temizliğe girişilir. Haccın bütün günahların affına vesile olacağını Ebû Hureyre’den (R.A.) rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
“Kim ALLAH Teâlâ için hacceder de hac sırasında ALLAH Teâlâ’nın rızâsına uymayan kötü söz, iş ve davranışlardan, cinsel ilişkiden ve ALLAH Teâlâ’ya karşı gelmekten kaçınır ve günah işlemezse, annesinin onu doğurduğu günkü gibi temiz ve günahlarından arınmış olarak hacdan döner.”1 buyurarak haber vermektedir. Yeter ki hac esnasında ve sonrasında: “Elimize, dilimize ve belimize” sahip olarak nefsimize hâkim olalım.
Amr b. Âs (R.A.), Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize biat ederken ALLAH Teâlâ tarafından bağışlanmayı şart koşmak isteyince, Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
“Bilmez misin ki! Müslüman olmak, önceki küçük-büyük bütün günahları yok eder. Hicret de kendinden önceki küçük-büyük bütün günahları yok eder. Hac da kendinden önceki küçük-büyük bütün günahları yok eder,”2 buyurdu.
Hac, hacceden kimsenin ALLAH Teâlâ katındaki değerini, derecesini yükseltir, cenneti kazanmasına vesile olur ve onu ahlâken olgunlaştırır. Çünkü hacılar, “Duyûfur-Rahmân” yani “Rahman’ın misafirleri”dir. Evet, gerçekten de hacılar ALLAH Teâlâ’nın birkaç günlük veya haftalık en kıymetli misafirleridir. Hiç şüphesiz bundan daha şerefli bir misafirlik olur mu Böyle bir misafirliğe kabul edilmek, büyük bir nasiptir. Hacılar, bu misafirliğe kabul edilmekle büyük bir nimete kavuşmuş bulunuyorlar. Dolayısıyla hacı, bu kıymetli zamanını, önce kendisinin bir misafir olduğunu, hem de Rabbisine misafir olduğunun bilinci içerisinde geçirmelidir. Ayrıca gerek hane sahibine karşı, gerekse O’nun diğer misafirlerine karşı saygı ve hürmette kusur etmemelidir. ALLAH Teâlâ, misafirlerinin yapacakları duaları asla geri çevirmez. Ebû Hureyre’den (R.A.) rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
“Hacılar ve umre yapanlar, Müslümanların ALLAH Teâlâ’ya gönderilmiş temsilcileri, ALLAH Teâlâ’nın misafirleri, ALLAH Teâlâ’nın evinin ziyaretçileridir. Kendisine dua ederlerse, dualarını kabul eder, O’ndan afv ü mağfiret, bağışlanma dilerlerse, onları bağışlar, affeder.”3 buyurmuşlardır.
Görüldüğü üzere hacda ve umrede yapılan dualar ve tevbeler kabul görür. Böylece bu ibadeti îfa edenler, işlemiş oldukları hata ve günahlarından arınarak hayata yeni bir canlılık ve şuurla dönerler.
Ebû Hureyre’den (R.A.) rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
“Bir umre, kendisiyle öbür umre arasında işlenmiş günahlar için kefarettir. Mebrur haccın karşılığı ise ancak cennettir.” 4
Mebrûr hac: ALLAH Teâlâ’nın rızasına uygun bir şekilde eksiksiz olarak yapılan, kendisine hiçbir günah karışmayan, ALLAH Teâlâ katında makbûl, kabul olunmuş hac anlamına gelir. Mebrûr hac, zihnen, kalben, fikren yanlış duygu, düşünce ve günahlardan arınma, temizlenme ve kurtulmayı ifade eder. Gerçekten hacca giden pek çok insan, günahlarına tövbe edip kötülüklerini terk etmek suretiyle dinî ve ahlâkî hayatında bir dönüşüm geçirmektedir. Hac yapmış kişinin; hacdan sonraki hâlinin, hayatının: Hacdan önceki hâlinden, hayatından daha güzel olması, yaptığı haccın mebrûr olduğunun alâmeti kabul edilmektedir.
1- Buharî, Hac:4, No:1449, 2/553; Müslim, Hac:79; Tirmizî, Hac:2; Nesâî, Hac:4
2- Müslim, İman:121; No:192, 1/112; İbn-i Huzeyme, Menasik, No:2510; 4/131
3- İbn-i Mâce, Menasik:5, No:2892, 2/966; Nesâî, Hac:4
4- Buharî, Umre:2, No:1683, 2/629; Müslim, Hac:437; Nesâî, Hac:5; Tirmizî, Hac:90; İbn-i Mâce, Menâsik:3; Muvatta, Hac:65