Haccın farz kılınmasındaki hikmetler (4)

Abone Ol

Tavaf, gibi sa yin de, Arafat taki ve Müzdelife deki vakfelerin de, Mina da kalışın ve şeytan taşlamanın da hep kendine mahsus mânâları ve mesajları vardır.

Haccın en mühim hikmeti; tanışma, görüşme, sevgi alışverişinde bulunmadır. Hac, muhteşem bir kongredir. O kongreye iştirak edenler ALLAHu Azimüşşan ın dâvetlileridir. Onun için hacı ne yaptığının farkına varmalıdır. Bunun için de o kongreye çok iyi hazırlanarak iştirak edilmelidir.  Mü min hem dünyayı, hem ukbayı orada birarada yaşar. Kabe nin etrafında tavafı; âdeta kâinatta her şeyin kendisi için takdir edilen bir yörünge etrafında dönüşünü simgelerken, Arafat ta vakfe, mahşerin ruhları coşturan bir timsalidir. Bembeyaz ihram, İslâm ın insanlığı küfür karanlığından kurtarışının, kurban nefsani arzuların boğazlanışının, cemrelerde taş atmalar Müslümanın şerre ve şer güçlere karşı tavrının, yasaklardan sakınmak ruhi yüceliğe namzet Mü minin nefsî cihaddaki başarısının açık ifadesidir. Hac, dünya Müslümanlarının kaynaşmasını, birbirlerini ve değişik kültürleri tanımalarını sağlar. İslâmî bilinçlenmeye, imanın aksiyona geçirilmesine, manevî kirlerden arınmaya, gönlü bütün safiyeti ile Yaratan a açmaya vesile olur. Hac ibadeti bir anda birkaç milyon Müslümanı biraraya getiren, onları mukaddes beldenin munis kucağında kaynaştıran bir mahiyete sahiptir. Dünyanın ayrı ayrı köşelerinde birbirlerini görmeden ve tanımadan, her namazda birbirleri için dua eden insanlar, mukaddes topraklarda görüşme, tanışma fırsatı bulurlar.

Bu tanışma ve buluşma yalnızca haccın belli esaslarını yerine getirmeye matuf bir beraberlik değildir. Derileri farklı, çehreleri ayrı, dilleri başka başka değişik beldelerden gelip hac vazifesini ifa etmek üzere mukaddes mekânlarda buluşan mü minler bu vesile ile müşterek meseleleri üzerinde görüş alış verişinde bulunup istişare yaparlar; ilmî, fikrî ve iktisadî münasebetlerini geliştirme imkânlarını müzakere ederler. Ülkelerinde İslâmî inkişaflar için neler yapılabileceği hususunda birbirlerinden fikir alırlar. Kendi tecrübelerinden yekdiğerlerini istifade ettirirler. Böylece hac bütün Müslümanların her yıl tekrar edilen bir kongresi hüviyetine bürünür.

Hac İslâm ın eşitlik prensibinin en içten yaşandığı bir ibadettir. Dünyanın dört bir tarafından gelmiş renk, dil, ırk ve coğrafyası ayrı insanları inanç, gaye ve mekân birliğiyle birbirine bağlar, Hakk katında kalıbın değil, kalbin ve onun taşıdığı iman vecdinin önemli olduğunu gösterir. Hac yolu açık olduğu müddetçe İslâm dini yayılacak ve Müslümanlar birlik ve beraberlik bakımından güçleneceklerdir. Başta namaz, oruç ve zekât gibi ibadetlerde görülen eşitlik mânâsı hacda bütün açıklığıyla ortaya çıkar. Asırlar boyu devlet ve milletlerin tatmak için maddi ve manevi güç sarfedip de bir türlü ulaşamadıkları birlik ruhu ve eşitlik saadeti hac mevsimi boyunca bütün dünyanın gözleri önüne serilir. Kadın-erkek, genç-yaşlı, zayıf-güçlü, beyaz-zenci her çeşit insan Mikat mahallinde ihrama girdikten sonra en küçük bir mevki ayrılığını ima edecek bir alameti üzerinde taşımadan ALLAH Teâlâ nın huzurunda tam bir eşitlik içinde hazır olmaya koşarlar. Kim zengin, kim fakir, kim vali, kim köylü, kim paşa, kim nefer ayırd edilecek bir alamet yoktur. Beyazlar ve siyahlar bir safta secdeye kapanırlar, aynı Resûlün sinesinde kucaklaşırlar. Hepsi de aynı sıcağın, aynı kalabalığın, aynı kıyafetin içinde bulunur, baş açık, ayak yalın Mekke vadisinde kalırlar. Her hac mevsiminde mü minler hal dilleriyle cihana eşitlik dersini verirler. İslâm ın bu büyük hakikatini bizzat yaşayarak güzel bir numune sergilerler. Hiçbir beşerî gücün bir araya getiremeyeceği bu mübarek insan seli, Hz. Adem (A.S.) ın tavafa başladığı bu mübarek beldede toplanarak Müslümanların ALLAH Teâlâ nın ipine hep birlikte sarıldıkları takdirde iman güç ve birliğinin nelere kadir olacağını şuurlu kafalara nokta nokta nakşeder.

"Muhterem okuyucularım! Şu anda Hac da bulunmaktayım. Bütün Müslümanlara ve size dua etmekteyim. Siz de bize dua edin. Bana şu telefonla ulaşabilirsiniz: 00966 544 363 072"