Hacca hazırlık, haccın adabı - 1

Abone Ol

Hac yolcuları, büyük bir sevinç ve heyecan içinde hac

hazırlığı yapmaktadır. Bu yılın ilk kafilesi 12 Eylül 2013 de yola çıkacak. Biz

de inşaALLAH 22-23 Eylül gecesi, grubumuzla birlikte Sabiha Gökçen den Medine-i

Münevvere ye gidececeğiz.

Bu sene hacca gitmesi nasib ve müyesser olan ALLAH

Teâlâ nın bu sevgili ve bahtiyar kullarına, içlerinde biz de olmak kaydıyla

sıhhat ve afiyetle gitmelerini, mebrur hac ve sıhhat-afiyetle dönmelerini dua

ve niyaz ediyorum.

Hacca ilk defa gidecekler, o mübarek beldeyi görebilmenin,

hac ibadetini yapabilmenin heyecanını yaşarlarken, ikinci ve üçüncü defa

gidecekler de o muhteşem Mü minler seline bir kere daha katılmanın sevinci

içindeler.

Hac mevsimi yaklaşınca zengin ve fakir her Müslümanın

gönlüne bir ateş düşer. Her Müslüman, hacca gitmeyi, o mukaddes beldeyi görmeyi

ve bu farzı yerine getirmeyi can ü gönülden ister. Fakirliğinden dolayı hacca

gidemeyen ve fakat:

- Ah imkânım olsaydı da hacca ben de gidebilseydim, diye

içten yalvarmaları, imanlarının kuvvetli olmasına delil olurken, bütün

imkânlara sahip olduğu halde, haccetmeyi aklına bile getirmeyen kimselerin

halleri ise; ALLAH Teâlâ korusun, imanlarının zayıflığına bir işarettir.

ALLAH Teâlâ ya ve Resûlüne inanan her mü min, bu şerefli

vazife-yi samimi olarak ister. Başta Kâbe yi ziyaret etmekten, insanlığın

medarı iftiharı Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin doğup büyüdüğü, ALLAH Teâlâ

yolunda mücadelelerle dolu hayatını geçirdiği, her köşesinde O na ve diğer

peygamberlere ait binbir hatırayı yaşatan Mekke-i Mükerreme ve Medine-i

Münevvereyi ziyaret etmekten, orada dünyanın dört bucağından gelen din

kardeşlerimizle bir kaç önemli gün geçirmekten elbette pekçok şeyler kazanır.

Çünkü Hac ibadetinin insan hayatı üzerinde özel bir yeri

vardır. Bu nedenle kişi kutsal beldelere karşı daima bir arzu, özlem, aşk ve

ümit içinde yaşamaktadır. İslam dini; öncelik sırasına göre nerede olursa olsun

Kâbe ye doğru yönelerek günde beş vakit namaz kılınmasını emretmiştir. Sonra

hali vakti yerinde olanların, ömründe bir defa Beytullah ı ziyaret etmeleri

istenmiştir. Böylece mümin, günde birkaç kez kıblenin merkezi olan Kâbe ye

yönelerek namazını kılmaktadır. Bu hasret ve arayış, onu hac ibadetine karşı

daha duyarlı bir duruma getirmiştir. Böylece hacca gitme imkânına kavuşanlar,

kutsal yolculuk için özel hazırlıklar yapmaktadırlar. Bu hazırlıklar insanların

bulunduğu bölge ve iklime göre farklılık arz edebilir. Takdir edileceği üzere

harem bölgesinden hac yapanlarla dünyanın diğer değişik yerlerinden gelenlerin

hazırlıkları aynı olmaz. Doğal olarak uzaktan gelenlerin ulaşım, ikamet, yemek,

içmek, sağlık, giyim ve kuşam gibi çeşitli maddi ihtiyaçları söz konusudur.

Diğer taraftan bunların ibadet, irşat, rehberlik ve ruh dünyalarına yönelik

beklentileri de göz ardı edilemez. Bu itibarla kişi; bu kutsal göreve çıkmadan

önce bazı konularda daha tedbirli ve dikkatli olmak zorundadır.

Bir de doğrusunu söylemek gerekirse, günümüz insanı

bedensel rahatına çok fazla düşkün hale gelmiştir. Bu durum onda manevî bir

rehavet doğurmakta; ALLAH Teâlâ nın rızasını ve ruhunun selametini kazanmak

için gerektiğinde fedakârlıkta bulunmasını, zahmete katlanmasını

zorlaştırmaktadır.

Bu husus, hac gibi ruhânî ve manevî boyutuyla zirvede

olunması gereken bir ibadet esnasında dahi gözlenebilmektedir. Yaşanmış bir olaydaki

şu iki kişiden hangisinin haccı ALLAH Teâlâ nın rızasına daha uygun olmuştur

dersiniz: İkisi de 50 yaş civarında olan, yüksek mevkili bu kişilerden biri;

tamamen o anki şartlar gereği Müzdelife den Mina ya 5-6 km. kadar yürütüldüğü

için içi öfke dolu. İlgili kuruma ateş püskürüyor. Diğeri ise olaya bambaşka

bir dünyadan bakıyor: Ben üzülmedim, tam tersine mutlu oldum. Ömrümüz arabaya

binmekle geçiyor. Ne mutlu bana ki, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin yürüdüğü

bu yollarda ben de yürüdüm, O nun ayağının değdiği yerlere basmak bana da nasip

oldu, bu yüzden sevinçten uçarak yürüdüm o yolu!

Bugün hacca gitmek fiziki olarak eskisine göre daha kolay

olabilir ama, günümüz insanının kolaya alışmış olduğunu, zora gelemediğini de

düşünürsek bilhassa mânevî gereklerini yerine getirme bakımından günümüzde hac

her zamanki kadar, belki daha da zor olmaya devam ediyor. Daha yola çıkmadan

yapılacak işler var. Haccın en başı, bu ibadeti iyice anlayıp kavramaktır;

sonra hacca karşı derinden arzu hissetmek, sonra hacca gitmeye sağlam karar

vermek, sonra engelleyici bağlardan kurtulmak gibi diğer hazırlıklar gelir.

Daima dilde dua, gönülde ALLAH Teâlâ olmalıdır. Hac ibadetinde önceliğin daima

ALLAH Teâlâ nın rızasını kazanmak olması gerekir. Nefsânî tutkulardan ve zevklerden,

gerektiğinde en temel ihtiyaçlarından dahi feragat etmeyi göze alamayanlar,

bütün tutum ve davranışlarında yalnız ALLAH Teâlâ nın rızasını gözetmeyenler

ALLAH Teâlâ ya ulaşamazlar. İşte haccı anlayıp kavramanın özü, bunu bilmektir.