Bu İbrahimî çağrıyı duymak istemeyenler, davetin kimden
geldiğini, davetçinin kim olduğunu ve davette neler kazanacağını dikkate
almalıdırlar. Aksi takdirde bu çağrıya icabet etmeyip, son çağrıya katılmak
yani ölmek durumunda kalmaları halinde, neler kaybedeceklerini de düşünmeleri
gerekmektedir. Önemle bak: Haccı, mazeretsiz olarak terk etmenin vebali!
Her yıl tekrarlanan bu çağrıyı “lebbeyk!” diyerek kabul
etme bahtiyarlığına eren Müslüman da, bunun herhangi bir ülkeye sıradan
yapılmış bir seyahat davetiyesi olmadığını bilmelidir. Bunun çok çok özel bir
çağrı olduğunu, kendisinin de ALLAH Teâlâ’nın seçkin davetlileri arasına
girdiğini ve O’nun huzuruna hangi ruh hali ile gideceğini idrak etmelidir.
Kısaca, bu çağrıyı, niçin ve nereye çağrıldığını anlamalıdır.
“Hac ve umreyi ALLAH Teâlâ için tamam yapınız…”
Bu âyet-i kerimeler, haccın Müslümanlara farz kılındığını
ve bunun bir “ALLAH Teâlâ hakkı” olduğunu ifade etmektedir.
Haccın farz olduğunu bildiren bir çok hadîs-i şerif
vardır. Abdullah b. Ömer (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz
şöyle buyurdu:
“İslâm beş temel esas üzerine kurulmuştur: ALLAH
Teâlâ’dan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in ALLAH Teâlâ’nın Resûlü olduğuna
şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu
tutmak.”
Bu hadîs-i şerifte “hac” ibadeti İslâm’ın beş temel esası
arasında zikredilmiştir. Hakiki Müslüman olabilmek için işbu beş temel esası
yapmak zaruridir.
Hz.Ömer (R.A.) anlatıyor: Bir gün Hz.Peygamber (S.A.V.)
Efendimizin huzurunda bulunduğumuz sırada elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah,
yoldan gelmiş bir hali olmayan ve hiç kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi.
Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin yanına sokuldu, önüne oturdu ve dizlerini
Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin dizlerine dayadı, ellerini kendi dizinin
üzerine koydu ve şöyle dedi:
- Ya Muhammed! Bana İslâm’ı anlat, İslâm hakkında bana
bilgi ver! Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
“İslâm, ALLAH Teâlâ’dan başka ilah olmadığına ve
Muhammed’in ALLAH Teâlâ’nın Resûlü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru
kılman, zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirebilirsen
Kâbe’yi ziyaret etmen, hac yapmandır.”
Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz Cebrail’e verdiği cevapta
hem hac ibadetinin İslâm’ın beş temel esasından biri olduğunu, hem de bu
ibadeti ancak imkânı olanların yapmakla yükümlü olduğunu bildirmiştir.
Ebu Ümame (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.)
Efendimiz:
“Rabbinize ibadet ediniz! Beş vakit namazınızı kılınız!
Ramazan ayındaki orucunuzu tutunuz! Beytinizi yani Kâbe’yi haccediniz!
Mallarınızın zekâtını gönül hoşluğu ile veriniz ki, Rabbinizin cennetine
giresiniz.” buyurdu.
Abdullah b. Abbas (R.A.) den rivayete göre Resûlullah
(S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
“İslâm’da saruret yani hac yapmamak yoktur.”
Saruret: Hiç hac yapmayan veya Ruhbanlarda olduğu şekilde
evlenmeyip, bekâr kalan kimseye denir. Görüldüğü üzere hadîs-i şerif, hac
yapabilecek güçte olan kimseye, kadın olsun, erkek olsun haccetmemek için ileri
sürebileceği her çeşit mâzeret kapısını kapatmaktadır.
Bakara sûresi:196
Buharî, İman:l,
No:8, 1/12; Müslim, İman:19-22; Tirmizî, İman:3; Nesâî, İman:13
Müslim, Îmân:1,
No:1, 1/37; Buhârî, Îman:37
A. b. Hanbel,
No:21757, 5/262
Ebu Dâvud,
Menasik:3, No:1729, 1/540