Hacc kayıtları başladı, hacc farzdır - 3

Abone Ol

Bu İbrahimî çağrıyı duymak istemeyenler, davetin kimden

geldiğini, davetçinin kim olduğunu ve davette neler kazanacağını dikkate

almalıdırlar. Aksi takdirde bu çağrıya icabet etmeyip, son çağrıya katılmak

yani ölmek durumunda kalmaları halinde, neler kaybedeceklerini de düşünmeleri

gerekmektedir. Önemle bak: Haccı, mazeretsiz olarak terk etmenin vebali!

Her yıl tekrarlanan bu çağrıyı “lebbeyk!” diyerek kabul

etme bahtiyarlığına eren Müslüman da, bunun herhangi bir ülkeye sıradan

yapılmış bir seyahat davetiyesi olmadığını bilmelidir. Bunun çok çok özel bir

çağrı olduğunu, kendisinin de ALLAH Teâlâ’nın seçkin davetlileri arasına

girdiğini ve O’nun huzuruna hangi ruh hali ile gideceğini idrak etmelidir.

Kısaca, bu çağrıyı, niçin ve nereye çağrıldığını anlamalıdır.

“Hac ve umreyi ALLAH Teâlâ için tamam yapınız…”

Bu âyet-i kerimeler, haccın Müslümanlara farz kılındığını

ve bunun bir “ALLAH Teâlâ hakkı” olduğunu ifade etmektedir.

Haccın farz olduğunu bildiren bir çok hadîs-i şerif

vardır. Abdullah b. Ömer (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz

şöyle buyurdu:

“İslâm beş temel esas üzerine kurulmuştur: ALLAH

Teâlâ’dan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in ALLAH Teâlâ’nın Resûlü olduğuna

şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu

tutmak.” 

Bu hadîs-i şerifte “hac” ibadeti İslâm’ın beş temel esası

arasında zikredilmiştir. Hakiki Müslüman olabilmek için işbu beş temel esası

yapmak zaruridir.

Hz.Ömer (R.A.) anlatıyor: Bir gün Hz.Peygamber (S.A.V.)

Efendimizin huzurunda bulunduğumuz sırada elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah,

yoldan gelmiş bir hali olmayan ve hiç kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi.

Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin yanına sokuldu, önüne oturdu ve dizlerini

Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin dizlerine dayadı, ellerini kendi dizinin

üzerine koydu ve şöyle dedi:

- Ya Muhammed! Bana İslâm’ı anlat, İslâm hakkında bana

bilgi ver! Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:

“İslâm, ALLAH Teâlâ’dan başka ilah olmadığına ve

Muhammed’in ALLAH Teâlâ’nın Resûlü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru

kılman, zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirebilirsen

Kâbe’yi ziyaret etmen, hac yapmandır.” 

Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz Cebrail’e verdiği cevapta

hem hac ibadetinin İslâm’ın beş temel esasından biri olduğunu, hem de bu

ibadeti ancak imkânı olanların yapmakla yükümlü olduğunu bildirmiştir.

Ebu Ümame (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.)

Efendimiz:

“Rabbinize ibadet ediniz! Beş vakit namazınızı kılınız!

Ramazan ayındaki orucunuzu tutunuz! Beytinizi yani Kâbe’yi haccediniz!

Mallarınızın zekâtını gönül hoşluğu ile veriniz ki, Rabbinizin cennetine

giresiniz.”  buyurdu.

Abdullah b. Abbas (R.A.) den rivayete göre Resûlullah

(S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:

“İslâm’da saruret yani hac yapmamak yoktur.” 

Saruret: Hiç hac yapmayan veya Ruhbanlarda olduğu şekilde

evlenmeyip, bekâr kalan kimseye denir. Görüldüğü üzere hadîs-i şerif, hac

yapabilecek güçte olan kimseye, kadın olsun, erkek olsun haccetmemek için ileri

sürebileceği her çeşit mâzeret kapısını kapatmaktadır.

 Bakara sûresi:196

  Buharî, İman:l,

No:8, 1/12; Müslim, İman:19-22; Tirmizî, İman:3; Nesâî, İman:13

  Müslim, Îmân:1,

No:1, 1/37; Buhârî, Îman:37

  A. b. Hanbel,

No:21757, 5/262

  Ebu Dâvud,

Menasik:3, No:1729, 1/540