Rivayet edildiğine göre, müşriklerin bazı erkek ve kadınları Beytullah ı çıplak olarak Tavâf ediyorlardı. Tavâf esnasında parmaklarını birbirine kenetleyip ağızlarına götürerek ıslık çalıyorlar, bir taraftan da ellerini çırpıyorlardı. Bu da iddialarına göre onların duası idi. İşte İslam bunları temizleyerek hac ibadetini tevhit inancına uygun hale getirmiştir.
Haccın farziyyeti, Kitap yani Kur ân-ı Kerim, sünnet ve icma-ı ümmet ile sabittir. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: "Ona bir yol bulabilenlerin, gücü yetenlerin Beyti hac ve ziyaret etmesi ALLAH ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, ALLAH bütün âlemlerden müstağnîdir." (Nisa Sûresi:1)
"Bütün insanlara haccı ilan et ki! Gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yollardan gelen yorgun argın develer üzerinde sana gelsinler." (Bak. Hûd Sûresi:114)
Her yıl tekrarlanan bu çağrıyı "lebbeyk!" diyerek kabul etme bahtiyarlığına eren Müslüman da, bunun herhangi bir ülkeye sıradan yapılmış bir seyahat davetiyesi olmadığını bilmelidir. Bunun çok çok özel bir çağrı olduğunu, kendisinin de ALLAH ın seçkin davetlileri arasına girdiğini ve O nun huzuruna hangi ruh hali ile gideceğini idrak etmelidir. Kısaca, bu çağrıyı, niçin ve nereye çağrıldığını anlamalıdır. "Hac ve umreyi ALLAH için tamamlayın." (Bak. Furkan sûresi: 70)
Bu ayet-i kerimeler, haccın Müslümanlara farz kılındığını ve bunun bir "ALLAH hakkı" olduğunu ifade etmektedir.
Haccın farz oluşuna delalet eden bir çok hadis-i şerif vardır. Abdullah b. Ömer (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu: "İslâm beş temel esas üzerine kurulmuştur: ALLAH Teâlâ dan başka ilah olmadığına ve Muhammed in ALLAH Teâlâ nın Resûlü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak." (Mutaffifin sûresi: 14) Bu hadis-i şerifte "hac" ibadeti İslâm ın beş temel esası arasında zikredilmiştir. Hakiki Müslüman olabilmek için işbu beş temel esası yapmak zaruridir.
Hz.Ömer (R.A.) anlatıyor: Bir gün Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin huzurunda bulunduğumuz sırada elbisesi beyaz, saçları simsiyah, yoldan gelmiş bir hali olmayan ve hiç kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin yanına sokuldu, önüne oturdu ve dizlerini Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin dizlerine dayadı, ellerini kendi dizinin üzerine koydu ve şöyle dedi:
- Ya Muhammed! Bana İslam ı anlat, İslâm hakkında bana bilgi ver! Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu: "İslam, ALLAH tan başka ilah olmadığına ve Muhammed in ALLAH ın Resûlü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirebilirsen Kâbe yi ziyaret etmen, hac yapmandır." (Tirmizi, Tefsir, No: 3334, İbn-i Mace, Zühd: 29, Ahmed b. Hanbel, 2/297)
Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz Cebrail e verdiği cevapta hem hac ibadetinin İslâm ın beş temel esasından biri olduğunu, hem de bu ibadeti ancak imkanı olanların yapmakla yükümlü olduğunu bildirmiştir.
Ebu Ümame (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz: "Rabbinize ibadet ediniz! Beş vakit namazınızı kılınız! Ramazan ayındaki orucunuzu tutunuz! Beytinizi yani Kâbe yi haccediniz! Mallarınızın zekâtını gönül hoşluğu ile veriniz ki Rabbinizin cennetine giresiniz." (Âlâ Sûresi:15) buyurdu.