İtiraf etmek gerekirse son yıllarda en fazla seyrettiğim haber kanalı HaberTürk TV. “Tek merkez”den ve “tek isim” tarafından yönetilen rakiplerinin dışında kalmak için çaba gösterdiklerine bizleri inandırdılar. Önceki akşam HaberTürk’te Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Serap Belet ve Kürşad Oğuz'un birlikte sundukları programa misafir olmuştu.
Uzunca bir süre izlediğim programda gerek Kürşad Oğuz gerekse Serap Belet, sokakta konuşulan iddialar dâhil olmak üzere ve hatta sosyal medyada gündem olan gelişmelere kadar tüm soruları Kılıçdaroğlu’na net bir şekilde sordular.
PKK meselesinden girip FETÖ meselesinden çıkılan programda sunucu arkadaşlar, “gazeteciliğin” gereğini yapmak için gayret gösteriyordu.
Hatta bir ara hava biraz gerginleşir gibi oldu. Son yıllarda televizyon ekranlarında sorulan soruların dışına çıkıldığını fark etmiş olacak ki Kemal Bey’in, Oğuz ve Belet’e benzer soruların rakiplerine de sorulması yönünde ufak bir uyarısına şahit olduk.
Zira Kemal Bey, benzer soruların rakiplerine sorulmadığının farkına varmış olmalıydı. İzleyiciler olarak bizleri ziyadesiyle memnun eden bu zor sorular muhatapları açısından sıkıntı oluştursa da seçmen kitlesini fazlasıyla memnun edecek cinstendi.
İnşallah diğer 3 aday da benzer bir program ve benzer bir ortamda misafir edilip izleyicinin kafasındaki sorulara cevap aranır. Son düzlüğe girdiğimiz şu günlerde kafasında soru işareti olan seçmenin karar vermesine yardımcı olunur.
En azından HaberTürk ekranlarını takibe devam ediyoruz.
BU DA BİZİM EKSİKLİĞİMİZ
Yine HaberTürk’teki programdan devam edelim isterseniz. Kemal Bey’e sunucu arkadaşlardan son derece yerinde bir soru soruldu. Özetle dendi ki; Suriye tezkeresine siz hayır dediniz, ittifak ortaklarınız ise evet dedi. Yarın iktidara gelince benzer bir durum olursa hükümet krizi çıkmaz mı?
Kemal Bey ise cevabında önemli bir ayrıntıya dikkat çekti. İtiraf etmek gerekir ki, o ayrıntıyı bizler de kaçırmışız. Zira tezkerede “yabancı askerler de ülkemize gerektiğinde gelebilir” diye bir ibare varmış. Program biter bitmez biz de söz konusu tezkerenin Resmi Gazete’de yayımlanan metnini araştırmaya koyulduk ve gerçekten öyle bir cümle geçiyor.
Buyurun, birçoğumuzun dikkatinden kaçan 28 Ekim 2021 tarihli o tezkere metnini bir kez daha okuyalım.
“Türkiye’nin milli güvenliğine yönelik ayrılıkçı hareketler, terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye’deki tüm terörist örgütlerden ülkemize yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı ulusal güvenliğimizin idame ettirilmesini sağlamak için hudut, şümul, miktar ve zamanı cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, gerektiğinde TSK’nın yabancı ülkelere gönderilmesi, yabancı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması (…)”
TROLL'LÜĞÜ SİZ YAPARSINIZ, ADAYLIĞI FULYA'LAR KAPAR...
Aday belirleme günlerinde de sıkça bahsedilmişti. CNN Türk’te sahada görmeye alıştığımız Fulya Öztürk’ün de ismi AKP’den aday gösterilecekler arasında geçiyordu. “Troll’lük mertebesi”ne ulaşmış olan gazeteci arkadaşların tepkisine sebep olan gelişmenin doğru olduğunu önceki gün öğrenmiş olduk. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile birlikte İstanbul Atatürk Havalimanı'nda devam eden TEKNOFEST'e katıldı.
O sırada CNN Türk muhabiri Fulya Öztürk ile Erdoğan arasında yaşanan 'adaylık' diyaloğu ise dikkat çekti. Erdoğan, Öztürk için, "Ben bunu aday yapacaktım, kayboldu ortadan. Biraz çok çalış. Bu, tam milli" dedi.
Deprem günlerinde sahada yoğun bir şekilde çalışan Fulya Öztürk, mesleğini troll’lük seviyesine indiren onlarca gazeteciyi geride bırakmıştı anlaşılan. Öztürk, bu seçim aday olamadı ama bir gerçeği de ortaya koydu. Yandaş arkadaşlar, kelle koltukta troll’lük yapsa da adaylık için Fulya’lar gündeme gelir.
Her daim böyle olmuştur.