Reklamı Kapat

Kübra Par'dan Erdoğan'a Cemal Kaşıkçı tepkisi! Çıkarlar değişti

Muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti davası, Türkiye'den Suudi Arabistan’a devredildi. Kübra Par, “Bu karar “Dünya beşten büyüktür” diyen Erdoğan’ın uluslararası imajıyla örtüşüyor mu?” dedi.

Büyütmek için resme tıklayın

Suudi kraliyet ailesine muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti davasının Suudi Arabistan’a devredilmesine yönelik tepkiler sürüyor. Gazeteci Kübra Par, AK Parti iktidarının Kaşıkçı davasında özgüvensiz yolu seçtiğini belirterek, “Bu karar “Dünya beşten büyüktür” diyen, her fırsatta dünyadaki adaletsizliklerden söz eden Erdoğan’ın uluslararası imajıyla örtüşüyor mu?” diyerek tepkisini gösterdi. Kübra Par, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın da “Cemal Kaşıkçı davasında mahkemenin yargılamanın nakline karar vermesi; kanuna uygundur, yargı yetkisinin devri değildir, davanın düşmesi değildir.” sözlerine de tepki gösterdi. Par, “Doğrudur, belki kanuna uygundur ama etiğe, vicdana ve iktidar açısından daha mühimi Erdoğan’ın imajına uygun değil.” dedi.

İKTİDAR KAŞIKÇI DAVASINDA ÖZGÜVENSİZ BİR KARAR ALDI

Habertürk yazarı Kübra Par, bugünü yazısında, “Açıkçası ben Ankara’nın Kaşıkçı davasının nakli konusunda gereksiz yere aceleci ve özgüvensiz bir karar aldığını düşünüyorum. Bunu meseleye sadece duygusal değil stratejik açıdan da bakarak söylüyorum. "Suudilerden acilen yatırım alabilmek için Kaşıkçı davasını sattılar” ezberinin ötesine geçip biraz derine inelim. Dış politikada ciddi bir değişim dönemine girdik. Ardı ardına İsrail, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudilerle barışıyoruz. Bir başka ifadeyle Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi sıkıştıran blok dağılıyor. Peki niye değişiyor bu durum? AK Parti birden uyandı ve bütün bu ülkelerle helalleşmeye mi karar verdi? Ya da onlar toplaşıp “Türkiye’yi çok üzdük hadi gönlünü alalım” mı dediler? Elbette hayır. Sadece çıkarlar değişti.” diye yazdı.

Kübra Par şöyle devam etti:

“Aslında BAE ve Suudi Arabistan önce Katar’la barıştı. Bunun uzun uzun sayılabilecek nedenleri var. Özeti; Trump gitti, kavga bitti.

Trump’ın ölçüsüz desteği sayesinde “Arap ve İslam dünyasının süper gücü bizleriz” havasına kapılmışlardı ama yaptırımlara rağmen Katar’a diz çöktürememişlerdi.

Biden’ın İran ile ilişkileri toparlama ihtimali ve diktatörlüklere mesafeli davranacağını duyurması yeni dönemde bu iki ülkeyi daha pragmatik davranmaya itti.

Katar’la barışmaları Türkiye ile de yeni sayfa açma kapısını araladı.

Doğu Akdeniz’de yalnızlaşan, finansal darboğazda olan Türkiye de bunu memnuniyetle karşıladı.

Hal böyle iken, yani adım atan taraf sadece Türkiye değilken, ilişkileri tamir etmemiz için büyük bir diyet ödememize gerek var mıydı?

Rus uçağının düşürülmesinden sonra S-400 almak zorunda kalmamız gibi bizi sıkıştıran bir durum yokken veya Rahip Brunson örneğindeki gibi açık bir ekonomik saldırı altında değilken, dahası “15 Temmuz’u finanse etti” dediğimiz BAE bile bizimle barışmak için sonu belirsiz yatırım sözleri dışında bir adım atmıyorken biz neden Suudi Arabistan ile barışmak için Kaşıkçı’nın ortada olmayan bedenini altın tepside sunduk ki?

Üstelik bu korkunç cinayeti ortaya çıkarıp bütün dünyayı uyandıran bizken, Cumhurbaşkanı’nın o dönem yaptığı konuşmalar unutulmamışken, böylesine büyük bir geri adıma sahiden gerek var mıydı?

Bu karar “Dünya beşten büyüktür” diyen, her fırsatta dünyadaki adaletsizliklerden söz eden Erdoğan’ın uluslararası imajıyla örtüşüyor mu?

Nasıl ki “müttefikimiz” ABD, Halk Bankası davasında bize “Mahkemelerimiz bağımsızdır müdahale edemeyiz” diyorsa bizim de bu özgüven içinde dünyayı ayağa kaldıran bu cinayetle ilgili Suudi Arabistan’a “Kusura bakmayın” diyebilmemiz gerekirdi.

Suudi yönetiminin bu meseleyi Türkiye ile arasında bir kan davası gibi gördüğü kesin ama daha ağırdan alarak stratejik bir diplomasi yürütmek mümkündü.

Sonuçta bu aceleci pragmatizm iktidarın içeride de dışarıda da imajını zedeledi.”

15 Nis 2022 - 14:12 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

Ömer - Bu cinayet Türkiye’yi tuzağa çekme olayıydı . Bir netice de çıkmayacağı belli idi . Türkiye doğrusunu yaptı . Ne yapalım suudlarla harp mi edelim . Ne halleri varsa görsünler bizden çıktı bize ne . Hukukdan bahsedenler ABD ve batıya baksınlar ne hukuku niye fetöyü hala vermiyorlar .

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 15 Nisan 15:14
02

Adem - Kübra hanım sen çok karakterli bir gazetecisin tüm programlarını izlerim inşallah hep böyle sadece gazeteci kalırsın cenabı allah bozulmani engellesin amin

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Nisan 15:09
01

Milliyetçimuhafazakar - Ülke Anayasa ve kanunlarla yönetilir.Vicdana göre değil.ikisini ayıralım..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Nisan 15:05