Reklamı Kapat

Ramazan, yoksulun halinden anlamaktır

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Genel Başkanı Recai Kutan, Ramazan ayı ile ilgili olarak Cansuyu Dergisi’ne açıklamalarda bulundu.

Mehmet Fahri Özkan
Mehmet Fahri Özkan Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Geçmiş Ramazan aylarında mahallelerde, komşular arası yardımlaşmaların yapıldığını hatırlatan Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Genel Başkanı Recai Kutan, insanların artık yakından yardımlaşmaktan ziyade dernekler aracılığı ile bu süreci devam ettirdiğine dikkat çekerek, “Bir evde pişen yemekten mutlaka, ‘kokusu gitmiştir ve canları çeker’ diye komşulara da ikram edilirdi. Özellikle geliri daha düşük, imkânı daha kısıtlı olan ailelere özel bir hassasiyet gösterilirdi. Bu yardımlaşma Ramazan’ın manevi ikliminde çok daha yoğun bir şekilde kendisini gösterirdi. Eskiden mahallemizdeki ihtiyaç sahiplerine ulaşabilirken bugün Cansuyu Derneğimiz gibi kuruluşlarla bir kıtadan başka bir kıtaya elimizi uzatabiliyoruz. Bunun anlamı çok büyük” ifadelerini kullandı.

Efendim 11 ayın sultanı mübarek Ramazan ayına kavuştuk. Bu mübarek ay sizin ve İslam âlemi için ne ifade ediyor, anlatır mısınız?

Öncelikle başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da kurtuluş olan Ramazan ayının bütün İslâm âlemine huzur, barış ve saadet getirmesini niyaz ediyorum. Ramazan ayının Müslümanlar açısından birçok önemi vardır. Bunlardan en önemlisi Kur’an-ı Kerim’in Ramazan ayında nazil olmasıdır. Diğer taraftan Ramazan sadece oruç tutmak değildir. Aynı zamanda nefis terbiyesidir. Açın, yoksulun halinden anlamaktır. Mazluma, muhtaca el uzatmaktır. Ramazan ayında oruç tutmak suretiyle aslında öncelikle kendimizi sigaya çekiyor, kendimize çekidüzen veriyor ve Allah’a hakkıyla kulluk etmek için, Allah’ın rızasına uygun bir insan olmak için bir çabanın içerisine giriyoruz. Yine Ramazan ayında fitre veriyoruz, hikmetine binaen bu mübarek aya denk gelecek şekilde zekât veriyoruz. Bu ibadet olduğu kadar, toplumun sosyal dengesi açısından da önemli bir fırsat ve imkândır.

Çocukluğunuzda Ramazanlar nasıl geçerdi. Var mı unutamadığınız ilginç hatıralar?

O zamanlar tabii özellikle mahallelerde yardımlaşma ve dayanışma kültürü çok daha güçlüydü.

Bizim çocukluğumuzun geçtiği mahallenin adı Sancaktar Mahallesi’dir. Bu mahalle ileride Türkiye siyasi hayatına etki yapacak olan seçkin simalar yetiştirdi. Turgut Özal, Korkut ve Yusuf Özal, Oğuzhan Asiltürk, Hamit Fendoğlu (Hamido), Sancaktar Mahallesi’nin çocuklarıdır. Malatya’nın 5 belediye başkanı bu mahalleden çıkmıştır. Bütün mahalleler gibi Sancaktar Mahallesi’nin de en önemli özelliği komşular arasındaki uyum, ahenk ve dayanışma idi. Tatlı ve acı her olayda bütün mahalleliler bir arada olurlardı. Bir evde pişen yemekten mutlaka, kokusu gitmiştir ve canları çeker diye komşulara da ikram edilirdi. Özellikle geliri daha düşük, imkânı daha kısıtlı olan ailelere özel bir hassasiyet gösterilirdi. Bu yardımlaşma Ramazan’ın manevi ikliminde çok daha yoğun bir şekilde kendisini gösterirdi.

Merhum babanız İsmail Bey de Malatya’nın tanınmış isimlerinden bildiğimiz kadarıyla?

Babam İsmail Kutan Bey, bir ilkokul öğretmeniydi. Şu anda bile Malatya’nın en büyük ilköğretim okulu olan Gazi İlköğretim Okulu’nun başöğretmeni idi. Çok sevilen, sayılan bir isimdi. Babamın öğrencilerinden bazıları Türkiye siyasetinde önemli görevlerde bulunmuşlardır. İlk aklıma gelen isimler şunlardır: Hasan Celal güzel, Yusuf Özal, Metin Emiroğlu, Temel Karamollaoğlu.

Babam Allah rahmet eylesin, çok yardımsever bir insandı. Eski öğrencileri olan işadamlarını organize eder, okuldaki yoksul çocukların elbise ve ayakkabılarını sağlardı. Yine varlıklı ailelerden temin ettiği yemeklerle bu yoksul çocuklara mükellef yemekler verdirirdi.

Sizin ifadelerinizden, çocukluğunuzda yardımlaşma ve dayanışma duygularının yoğun bir şekilde yaşandığını anlıyoruz…

Eskiden yardımlaşmaya, dayanışmaya her zaman dikkat ederdik ancak Ramazan ayında bu hassasiyetler daha fazla olurdu. Ancak teknolojinin gelişmesi, dönemin değişmesiyle yardımlaşma ve dayanışmanın sınırları da genişledi. Eskiden kapı komşumuza, mahallemizdeki veya kasabamızdaki ihtiyaç sahiplerine ulaşıp yardım edebiliyorduk. Ancak şimdi ise başka bir kıtadaki ihtiyaç sahiplerine de insani yardım kuruluşları aracılığıyla elimizi rahatlıkla uzatabiliyoruz. Bu anlamda da Cansuyu’muz önemli bir misyonu üstleniyor. İnsani yardım kuruluşları sayesinde bugün Afrika’ya, Gazze’ye, Arakan’a, Suriye’ye ve daha onlarca insani krizin yaşandığı bölgelere yardımlarımızı ulaştırıyoruz. Biraz önce de bahsettiğim gibi toplumsal dengeyi sağlamak açısından, dünyanın öbür ucundaki Müslümanlar, kardeşlerimizden haberdar olmak ve acılarıyla hemhal olmak konusunda bir gönül köprüsü kuruyorlar.

Cansuyu'nun genel olarak faaliyetlerini takdir ettiğinizi belirttiniz. Peki en beğendiğiniz faaliyeti hangisi ve nedenini sorsak bize neler anlatırsınız?

Cansuyu’nun faaliyetlerinin birini bir başkasının önüne koymak doğru olmaz. Çünkü bütün faaliyetler farklı sıkıntıları ortadan kaldırmayı kendine amaç edinmiş. Ancak şunun altını özellikle çizmek istiyorum; Cansuyu Derneğimiz sadece yardım etmekle kalmıyor, oranın gelişmesi için de çalışmalar yürütüyor. Mesela Afrika ülkelerine sadece gıda yardımı yapmıyor, oradaki insanların çalışıp kendi ihtiyaçlarını gidermesi için iş imkânı da sunmaya çalışıyor. Meşhur bir söz vardır; 'bana balık verme, balık tutmayı öğret' diye. Mesela İdlib'de konfeksiyon atölyesi kurup oradaki savaş mağduru insanların aile ekonomisine katkı sağlamalarının önünü açmak. Afrika'da canlı hayvan yardımı ile hayvancılık faaliyetlerinin önünü açmak. Öte yandan mazlum coğrafyalarının eğitim düzeylerini artırmak için okullar açmak. Sağlık hizmetleri için hastaneler kurmak da kalıcı ve geleceğe yönelik faaliyetler olarak öne çıkıyor.

Efendim son olarak bu Ramazan ayında mazlumlara el uzatmak isteyen hayırseverlere nasıl bir çağrıda bulunmak istersiniz?

Öncelikle sahur ve iftar sofralarına oturduğumuz zaman, bu sofraları kuramayan milyonlarca mazlumun olduğunu unutmamamız gerekir. Onların sofralarını bereketlendirmek isteyenler, ellerinden gelebilecek, güçlerinin yeteceği düzeyde yardımları insani yardım kuruluşlarına bağış yapabilirler.

15 Nis 2022 - 04:30 - Ramazan

Muhabir  Mehmet Fahri Özkan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

5432 - nedeyimki sadece oruç ayında yardım ediliyor yardımlarda bir poşet veya koli birgünlük yiyecek olsa ne olur olmasa ne yazar bırakın ya sözde yardımlarla güya biz yardım yapıyoruz niye kaç tane su kuyusu açtız afrikada karayiplerde büyük okyanus pasifik ülkelerinde güneydoğu asya ülkelerinde hint okyanusu ülkelerinde kaç tane su kuyuları açıldı

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Nisan 10:09
01

Misafir - Savaş nedeniyle evini barkını terk eden insanları hatırlatıyor mu acaba.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Nisan 05:37