HAMAS Kudüs sorumlusu Musa Akkari: "Aksa’yı işgale izin vermeyeceğiz"

Filistin İslami Direniş Hareketi’nin (HAMAS) Kudüs sorumlusu Dr. Musa Akkari Millî Gazete’ye özel açıklamalarda bulundu.

Muhammed Özdemir
Muhammed Özdemir Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Kudüs’te Ramazan ayının bu sene daha zor geçeceğini ve Mescid-i Aksaya yönelik sinsi planların hazırlandığını söyeyen Akkari, “ Ramazan ayı bildiğiniz üzere, davet, ibadet, oruç, Kur’an, namaz ve itikaf ayıdır. Bu ayda hayır ve bereket vardır. Mescid-i Aksa ve Kudüs’te ise işgalci Yahudiler, maneviyatını doruk noktalarında yaşadığımız bu mübarek ayın atmosferini engellemek ve huzurumuzu bozmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ramazan havası değiştirip, kendi bayramlarının havasını estirme derdindeler... Bununla da kalmayıp uydurma bayramlarını mukaddes topraklarımızda, Mescid-i Aksa’da kutlamayı amaçlıyorlar” ifadelerini kullandı.

“SİYONİSTLER BASKIN YAPMAK İÇİN ÖZELLİKLE RAMAZAN’I SEÇİYORLAR”

Müslümanlar olarak mübarek bir mevsimin içinde bulunuyoruz. Buradaki havaya hâkimiz ama Mescid-i Aksa ve Kudüs’te Ramazan ayı nasıl geçiyor? Orada Ramazan iklimi nasıl yaşanıyor?

Ramazan ayı bildiğiniz üzere, davet, ibadet, oruç, Kur’an, namaz ve itikâf ayıdır. Bu ayda hayır ve bereket vardır. Mescid-i Aksa ve Kudüs’te ise işgalci Yahudiler, maneviyatını doruk noktalarında yaşadığımız bu mübarek ayın atmosferini engellemek ve huzurumuzu bozmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ramazan havası değiştirip, kendi bayramlarının havasını estirme derdindeler... Bununla da kalmayıp uydurma bayramlarını mukaddes topraklarımızda, Mescid-i Aksa’da kutlamayı amaçlıyorlar. Biz hiç bir dine veya ritüeline karşı değiliz, herkes ibadetini özgür bir biçimde yapabilir ancak bunu kendi kiliselerinde, sinagoglarında yapmalılar. Gelip de burada Aksa’mızda ibadet eden, itikafa giren Müslümanları kışkırtıp, ibadetlerini engellemeye kalkışırlarsa, işte o zaman ortaya kaos ve çatışma çıkar. Bu bakımdan herkes ibadetini kendi kutsal mekanında yapmalıdır. İşgalci Yahudiler bu durumu kabul etmiyorlar ve tam aksine en mübarek yer ve zamanımızı seçip bizi kışkırtıyorlar. Ramazan mübarek ayımız, Mescid-i Aksa mübarek toprağımız... Geçtiğimiz yıl Aksa’ya işgalci Yahudiler tarafından baskınlar yapıldı ama Filistin direnişi buna ‘Kudüs’ün Kılıcı’ operasyonları ile karşılık verdi. Eğer işgalcilere karşı koymayacaksak, bu direniş neden var olsun? İşgalciler, dünya ülkelerine, kaosu ve çatışmayı Filistinlilerin çıkardığını iddia ediyor oysa İsrailli işgalciler tüm asker, polis ve fanatik Yahudileri kullanarak, Mescid-i Aksa’ya baskınlar yapıp, Müslümanları hukuksuz bir biçimde tutuklayıp, yaralıyor ve hatta öldürüyor. İşgalci İsrail bu tavrını devam ettirirse, bu sene tansiyon ve kaos ortamı, geçen seneden çok daha fazla yüksek ve fazla olacaktır.

“MÜSLÜMANLAR İSRAİL İLE DEĞİL BİRBİRLERİYLE DOST OLMALILAR”

Millî Görüş lideri rahmetli Prof. Dr. Erbakan Hoca, İslam âleminin birliği için D-8 projesini oluşturdu. Bugün baktığımızda Müslümanların arasındaki nifak hastalığına en sağlıklı reçete İslam Birliği olarak karşımıza çıkıyor. Sizce Müslümanlar bu reçeteyi neden reddediyor?

Rahmetli Erbakan Hoca (Allah ondan razı olsun) üzerinde düşeni yapıp, en azından İslam Birliği için elinden geleni yaptı. D-8’in gelişen 8 İslam ülkesi olduğunu biliyoruz. Bugüne baktığımızda bu ülkelerin aldıkları kararlarda ve attıkları adımlarından bağımsız ve özgür olmaları gerekir. Maalesef günümüzde hâlâ özgür olmayan Arap ve İslam ülkeleri mevcut... Bahsini ettiğim bu ülkeler, kendi kararlarını kendileri alamıyorlar. Mesela Türkiye, Orta Doğu ülkeleri gibi değil... Bir seçim sistemi var ve halk kendi liderini seçebiliyor. Ancak mesele Orta Doğu’da böyle değil... Eğer bugün D-8’i hayata geçirmek istiyorsak, Orta Doğu’da özgür olmayan ülkeleri özgürleştirmemiz gerekir. Bunda başarı oluruz veya olamayız ama bakınız Pakistan’da Imran Han’a karşı yapılan bir darbe girişimi görüyoruz. Neden bugün Suudi Arabistan’ın Filistin davasında önemli ve güçlü bir yeri yok? Çünkü milli irade diye bir ortam yok... Halkın ne düşündüğü, ne hissettiği, kime veya neye destek vermek istediği hiç önemli değil... İran ve Türkiye’ye baktığımızda güçlü iki ülke olarak karşımıza çıkıyor. Neden? Milli iradenin olduğu her yerde gelişim vardır, ilerleme vardır. Biz hem Arap ülkelerinin hem de diğer İslam ülkelerinin ihtilaflarını bir kenara bırakıp bir araya gelmelerini istiyoruz. Bizim İsrail ile değil, birbirimizle dost olmamız gerekir. Çünkü biz bir olursak, İsrail yaşayamaz. İsrail izole bir biçimde hayatını sürdüremez. Yaşaması için dostlara ihtiyacı vardır. İsrail’in dostlarına bakın çoğu halklarına söz hakkı vermeyen, monarşi düzenlerdir...

“MESCİD-İ AKSA’DA KURBAN KESMEYİ PLANLIYORLAR”

Siyonist işgalcilerin ‘Pesah Bayramı’ bahanesiyle Mescid-i Aksa’ya baskınlar yapıp, mukaddes bölgede kurban kesmeyi planladıklarını görüyoruz. İşin aslı ve planlanan nedir? Sizden dinleyelim...

İşgalci Siyonistler, her Ramazan ayı yaptıkları gibi, bu Ramazan ayında da Mescid-i Aksa’ya baskınlar düzenlediler. Siyonist milletvekili Itamar Ben-Gvir, henüz mübarek Ramazan ayının ilk günü Mescid-i Aksa’ya yanında polisler ile baskın düzenledi. Ancak Ben-Gvir, sabah saat 7’de kimsenin olmadığı bir vakitte bu baskını yaptı. Baskın esnasında Ben-Gvir’in yanında dikkat çeken aşırı sağcı 2 radikal Yahudi de vardı. Bunlardan biri, bu sene kurbanlarını Mescid-i Aksa’nın içinde keseceklerini söyledi.  Bir diğeri ise, bu sene kurbanını Aksa’da keseceğini ve bu talebini İsrail polisine ilettiğini söyledi. İsrail polise şu dakikaya kadar henüz bu talebi reddetmedi. Konuşulan bu planların Cuma akşamı itibarıyla devreye gireceğini öngörüyoruz. Yahudilerin Pesah Bayramı Cumartesi günü başlıyor ve bir gün öncesinden kurbanları kesmek için hazırlık yapıyorlar. Vaktin özellikle gece olmasını istiyorlar ki bu saatlerde Müslümanlar Aksa’da önce teravih namazını kılıp sonra da itikafa giriyorlar. İşgalciler istiyorlar teravih namazından hemen sonra Aksa kilitlensin, anahtarı polislere verilsin ve gece olunca da bu kurbanlar kimse yokken kesilsin... Bu kesinlikle gerçekleşmeyecek, Allah’ın izniyle...

“AKSA’NIN ‘KORUYUCU STATÜSÜ’ SADECE ÜRDÜN’ÜN DEĞİL, TÜM MÜSLÜMANLARINDIR”

Söz konusu Mescid-i Aksa olunca, Ürdün’ü konuşmadan edemeyiz. Biliyorsunuz Ürdün’e bağlı Mescid-i Aksa Vakfı’nın Mescid-i Aksa üzerinde ‘koruyucu statüsü’ var ama arzu edilen şekilde bu güç kullanılmıyor. Ürdün neden bu şekilde davranıyor?

Mescid-i Aksa’da normalde Müslümanlar Ramazan ayının son 10 günü itikafa girerler. Siyonistlerin Ramazan’ın 15. gününe denk gelen bayramları dolayısıyla, Aksa’ya yapılacak olası bir baskın ve kurban kesme planının önüne geçmek için, Filistinliler Ramazan’ın son 20 günü itikafa girmek istediler. Ancak Ürdün durumdan haberdar olmasına rağmen, Ramazan’ın son 10 günü itikafa girilmesi çağrısında bulundu. Yani buradan anlayacağımız, Ürdün artık Mescid-i Aksa üzerindeki ‘koruyucu statüsü’nü kaybetmiştir. Koruyucu statü sadece Ürdün’ün değil, tüm Müslümanlarındır. Eğer söylenildiği gibi sadece Ürdün’ün ise gerekeni yapmalıdır. Ürdün Kralı Abdullah, geçtiğimiz günlerde Ramallah’ı ziyaret ederek, kaos fitilinin ateşlenmesini engelleyeceklerini söyledi. Eğer bu fitilin ateşlenmesini engellemek istiyorsanız, mübarek Ramazan ayında işgalcilerin Aksa’ya yönelik tüm baskın ve girişimlerini engelleyin. Üzülerek ifade ediyorum, 4 gün önce Ürdün’e bağlı Mescid-i Aksa Vakfı’nın müdürü, Kudüs’teki Müslümanlara seslenerek, teravih namazından sonra Aksa’yı boşaltmalarını ve itikafa çevrelerdeki camilerde Ramazan’ın son 10 günü girmelerini söyledi. Ben de buradan kendisini diyorum ki itikaf için gün sınırı koyulmamıştır. Müslüman kişi hem Ramazan’da hem de başka aylarda itikafa girebilir. Ancak biliyoruz ki Ramazan ayında yapılan itikaf ve ibadetler daha kıymetli ve faziletlidir. Bu bakımdan Mescid-i Aksa Vakfı’nın müdürünün bu çağrısını üzücü karşılıyorum. Anlıyoruz ki Ürdün, Mescid-i Aksa üzerindeki koruyucu statüsünde zaafiyet göstermiştir ve statüyü hak etmiyor.

15 Nis 2022 - 04:30 - Dünya

Muhabir  Muhammed Özdemir


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.