Reklamı Kapat

Teheccüd namazına alışmak için Ramazan’ı vesile edinmeliyiz

Dirâyet Mecmuası Genel Yayın Yönetmeni, müderris ve yazar Ömer Faruk Korkmaz Hoca ile Ramazan-ı Şerif ayını farklı yönleriyle konuştuk.

Bekir Şirin
Bekir Şirin Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Korkmaz, Ramazan ayının nasıl idrak edilmesi gerektiğinden Ramazan ayında Kur’an’la ilişkimizi nasıl tanzim edeceğimize, ahlaki noktada kalkınma adına Ramazan ayının öneminden İslam coğrafyasının birliği ve dirliğine kadar geniş bir yelpazedeki sorularımızı cevapladı. Korkmaz, Millî Gazete’ye yapmış olduğu açıklamalarda, “Bugün bizler şayet İslam dünyasında oluk oluk akıtılan kanlardan bahsediyorsak, kusuru kendimizde aramalıyız. Ramazan, bu kusurları düşünebilmemiz ve gereğini yapmak üzere bir yerlerden başlayabilmek için adım atma iradesini göstermemiz adına bir başlangıç noktası olabilir bizler için” diye konuştu.

Birbirinden değerli isimlerle Ramazan-ı Şerif ayını konuşan Millî Gazete, Ömer Faruk Korkmaz Hoca ile de kıymetli bir röportaj gerçekleştirdi. Gazetemize konuşan Dirâyet Mecmuası Genel Yayın Yönetmeni, müderris ve yazar Ömer Faruk Korkmaz, Ramazan ayının senenin özeti niteliğinde olduğunu söyledi. Şahsi ibadetlerimizi daha düzenli yapma ve artırma çabasında olmamız gerektiğini kaydeden Korkmaz, “Ramazan ayında Kur’an okumayı bilmeyen kardeşlerimiz şimdiden tezi yok, hemen öğrenmelidirler. Bilenler de mutlaka en az bir hatim yapmalı, mümkünse tefsir okumaya gayret etmelidirler. Mukabele de bu ayın önemli sünnetlerindendir. Bu nedenle bir mukabele halkasına da mutlaka iştirak edilmelidir” dedi.

“RAMAZAN’I NASIL DEĞERLENDİRİRSEK BÜTÜN SENE AYNI MİNVALDE GEÇER”

Hocam, rahmet, bereket ve gufran ayı Ramazan’dayız. Biz müminler olarak bu ayı nasıl idrak edelim?

Ramazan-ı Şerif’i güzel idrak etmek ve bereketinden istifade etmek istiyorsak şunu mutlaka bilmeliyiz: Ramazan, senenin özeti niteliğindedir. Yani Ramazan-ı Şerif’i nasıl geçirirsek, nasıl değerlendirirsek bütün sene aynı minvalde geçer. Bu sebeple tüm senemizi nasıl geçirmek istiyorsak Ramazan’ı öylece yaşamalıyız. Bu ayda bahusus ödememiz gereken kul hakları varsa ihmal etmeden mutlaka ödemeliyiz. Bakınız burası çok önemlidir. Zira Efendimiz (S.A.V.) kul haklarını ödemekten bahsederken, hiçbir dirhem ve dinarın geçerli olamayacağı, kimsenin hakkının kimsede bırakılmayacağı o dehşetli gün gelmeden önce helallik almamızı tembih eder bizlere. Yarın pişmanlık hiç fayda vermeyecek. Bu sebeple bu ayı fırsat bilerek kul haklarını tedarik etmeye gayret etmeliyiz.

“NAMAZLARIMIZI CEMAATLE CAMİDE KILMALIYIZ”

Şahsi ibadetlerimizi de daha düzenli yapmaya, mümkünse artırmaya çalışmalıyız. Gece teheccüd namazına alışmak için Ramazan’ı vesile edinmeliyiz. Namazlarımızı mutlaka cemaatle camide kılmaya özen göstermeliyiz. Teravihleri hiç aksatmadan kılmaya çalışmalıyız. Eğer böyle yaparsak otuz gün boyunca bütün sene boyunca bu minvalde bir hayat yaşayabilmeye kendimizi alıştırmış oluruz. Şuna da dikkat edilmelidir: Bazı kardeşlerimiz bu ibadetleri sadece Ramazan’da itina ile yapıyor, sonra ise bırakıyor. Böyle olmamalıdır. Dediğimiz gibi, bu ayda ibadetleri titizlikle yerine getirmek, diğer on bir ay için bir alıştırma olarak görülmelidir.

“KUR’AN OKUMAYI BİLMEYEN KARDEŞLERİMİZ HEMEN ÖĞRENMELİDİRLER”

Hocam, Ramazan ayında Kur’an’la ilişkimizi nasıl tanzim etmeliyiz?

Cenab-ı Hak, Ramazan ayından bahsettiği ayda bile, bu ayın çok faziletli ve bereketli bir ay olmasını Kur’an’a bağlamaktadır. İlgili ayet-i kerime şöyledir: “ Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır.” (Bakara, 185) Demek ki Ramazan ayını diğer aylardan üstün kılan meziyet Kur’an’ın onda indirilmiş olmasıdır. Aynı şekilde, Kadr Sûresi’nde bin aydan daha hayırlı olduğu ifade buyrulan “Kadir Gecesi” de böyledir. Kur’an o gecede dünya semasına indirildiği için o gece bu kadar faziletli olmuştur. O halde şu soruyu kendimize sormanın tam vakti değil midir? Kur’an kendilerinde indirildiği için Ramazan ayı ve Kadir Gecesi bu denli üstün oluyorsa ya bir insan Kur’an’la meşgul olursa, onunla amel ederse, onu ezberleyip hayatına tatbik ederse Allah (C.C.) katında değeri nasıl olur? Düşünebiliyor musunuz, bu insanın diğer insanlara karşı üstünlüğünü? Bu noktayı tefekkür ederek “Kur’an ayı” olarak isimlendirdiğimiz Ramazan ayında Kur’an okumayı bilmeyen kardeşlerimiz şimdiden tezi yok hemen öğrenmelidirler. Bilenler de mutlaka en az bir hatim yapmalı, mümkünse tefsir okumaya gayret etmelidirler. Mukabele de bu ayın önemli sünnetlerindendir. Bu nedenle bir mukabele halkasına da mutlaka iştirak edilmelidir. Bunu yaptığımızda Kur’an’ın manevi dünyamıza nasıl bir sükûnet ve huzur getirdiğini yaşayarak görmüş olacağız. Dediğim gibi tefsir dersleri de yapılıp ayetlerin günümüz dünyasına neler söylediği, hal çaresi olarak bize neleri tavsiye ettiğini de öğrenip hayatımıza taşırsak çok daha muazzam olacaktır.

“ORUÇ, İNSANI YETİŞTİREN BİR MEDRESEDİR”

Hocam ülke olarak ciddi bir ahlaki çöküntü içerisinde olduğumuz bir gerçek. Ahlaki noktada kalkınma adına Ramazan ayının önemi nedir?

Ramazan malumunuz “mücahede” ayıdır. Yani yemek, içmek gibi nefsin arzuladığı şeylerden Allah için vazgeçmek ayı. Bu anlamda oruç, insanı irade terbiyesi ve nefis tezkiyesi noktasında yetiştiren bir medresedir. Ahlak dediğimiz şey de zaten, nefsin kötü telkinlerinden sıyrılabilmek demektir. Nefsinin arzularına uymayı âdet edinmiş bir insanın ahlaklı olduğunu söyleyemeyiz. Bilakis bu kişi nefsinin türlü istekleri önünde rüzgârın savurduğu bir yaprak gibi türlü ahlaksızlıklara müptela olacaktır. Ahlakın önünü açan, ahlaklı insan yetiştirme medresesi olan orucu şayet böyle anlarsak kâmil manada bir oruç tutmuş oluruz. Aksi takdirde orucu sadece yememek ve içmemek olarak algılarsak orucun nefsimizde yapacağı ‘devrim’leri kendi ellerimizle engellemiş oluruz. Böylece kendimize de yazık etmiş oluruz. Aleyhissalâtü vesselâm Efendimiz’in şu hadis-i şerifini unutmayalım: “Kim yalan konuşmayı ve onunla amel etmeyi terk etmezse Allah (C.C.)’ın onun yemesini ve içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur.” (Bezzâr, 8428) Yani Efendimiz (S.A.V.) buyurmuş oluyor ki bizlere, orucun sizde oluşturacağı ahlaki devrimlerin önüne geçmeyin, Teslim olun oruca... Bırakın oruç sizi temizlesin, arındırsın. Aksi takdirde hem oruç tutup hem de ahlaksızlıklara devam etmeniz orucun hikmetini kavrayamadığınız anlamına gelir.

“BÜTÜN MESELE BİZİM DURUŞUMUZDADIR”

Hocam son olarak İslam coğrafyasının hali ortada. İslam coğrafyalarında küresel emperyalistler tarafından oluk oluk kan akıtılıyor. Bu Ramazan vesilesiyle İslam coğrafyasının birliği ve dirliği adına neler söylersiniz?

Müslümanlar olarak vahdeti yakalayamazsak gücümüz gittikçe azalacak ve azalıyor da zaten. Ecdâdımız, ehl-i sünnet merkezli bir İslâm dünyası tesis etmenin nasıl olduğunu yaşayarak gösterdi bizlere. Yani bu hayalî bir şey değil. Tatbik edilmiş, tecrübe edilmiş bir şey. Şayet bu ecdâdın torunları olarak bizler de bugün aynı izi takip edersek İslâm dünyasının beklediği birliği tesis edebiliriz. Ramazan vesilesiyle nasıl ki İslâm dünyası olarak nabzımız bir atıyorsa, nasıl ki etnik köken ve coğrafya ayrımı yapmaksızın her birerlerimiz bu ayı oruçlu geçirerek, teravihlerde aynı kıbleye yönelerek bir oluyorsak, güçlerimizi birleştirme noktasında da adımlar atabilirsek bunun hayırlı neticelerini biiznillah göreceğiz. Bakınız bütün mesele bizim duruşumuzdadır. Batıl güçlü değildir, hiçbir zaman da olamamıştır, olamayacaktır da. Batıla her dem güç veren unsur, farklı sebeplerle temsilcileri tarafından hakkın ortaya çıkarılmaması olmuştur. Bugün bizler şayet İslam dünyasında oluk oluk akıtılan kanlardan bahsediyorsak kusuru kendimizde aramalıyız. Ramazan, bu kusurları düşünebilmemiz ve gereğini yapmak üzere bir yerlerden başlayabilmek için adım atma iradesini göstermemiz adına bir başlangıç noktası olabilir bizler için. Öyle olması niyazı ve duasıyla…

12 Nis 2022 - 04:30 - Ramazan

Muhabir  Bekir Şirin


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.