Reklamı Kapat

Milli Çocuk 103

Milli Çocuk 103

(BİZDEN SİZE)

Sevgili arkadaşlar;

Milli Çocuk bir okul görevini üstlenmektedir. Ama bu okul biraz farklı.

Sadece gerçekleri öğretiyor. Sadece güzeli, iyiyi, doğruyu gösteriyor. Ve daime sizlerin iyiliğini düşünüyor. Hayata en iyi biçimde hazırlanmanıza çalışıyor.

Bu okulun hem öğretmeni, hem öğrencisiyiz. Bildiklerimizi arkadaşlarımızla paylaşmak için yazıyoruz. Arkadaşlarımızın yazdıklarını okuyup yeni şeyler öğreniyoruz.

Güzel duygularla, kardeşlikle, dostlukla, iyilikle dop doluyuz. İstiyoruz ki, her şey daha iyi, daha mükemmel olsun. Kardeşlerimiz sahipsiz kalmasın. İnançsızlık girdabına saplanmasın, masum duyguları körelmesin. Gelişsin, daime ileriye gitsin, çevresinde sayılan, sevilen bir insan olsun.

Öyleyse bu düşüncemizi geniş kitlelere yayalım. Onlara öğretelim dostluğu, iyiliği doğruluğu. Onlara gösterelim mükemmel insan olabilmenin yolunu

Onları da katalım büyük ailemize, okulumuza alalım. Hem öğrencisi, hem öğretmen olsunlar. Bildiklerini diğer kardeşlerimizle paylaşırken bilmediklerini öğrensinler.

Bunun için Milli Çocuk?a sahip çıkacaksınız değil mi arkadaşlar.

?

Kapak dosyamızı ?Hac? yolculuğuna ayardık.

Düşünce Dünyamız köşesinde anne sütünün bir ?mucize? olduğuna dair bir anekdot aktardık.

Nasreddin Hoca ve Keloğlan maceralarına devam ediyor. Rabia çizgimiz tüm hızıyla devam ediyor.

Dergimizle ilgili düşüncelerinizi yazmaya devam edin. Fotoğraflarınızı ise dört gözle bekliyorum.

Gözleriniz inci gibi parlasın, Allah?a emanet olun.

(KAPAK)

EN GÜZEL YOLCULUK: HAC

İnanılmaz bir duygu arkadaşlar. Vahyin başladığı şehir Mekke?den yazıyorum bu notları.

Heyecanlıyım. Hem mukaddes topraklardayım hem de atalarımızın toprağındayım. Dahası, insanların ilk yaşama mekanı olan Mekke?deyim.

Karşımda ise yeryüzünün ilk mabedi Müslümanların kıblesi Kabe!

Babamla birlikte bu yolculuğa karar verdiğimizde çok heyecanlandım. Zaten bu duygunun tarifi yok? Hatta tarif edilmez, yaşanır diyorlardı. Gerçekten öyle.

Bu topraklar, bu kutsal mekanlar sizi bu alemden alıp, başka bir aleme götürüyor bizi. Dünyaya ait her şeyi unutuyorsunuz.

Bir ömür boyunca yönüne her gün en az beş defa döndüğümüz Kabe şu an tam karşımda.

Kabeyi ilk gördüğümde çölde su bulmuş kadar oldum. Kabeye sarılmak, öpmek ve özlemimi haykırmak istiyorum.

Kabe?yi görünce, atam Hz. Adem?i hatırlıyorum. Yine zaman tünelinden geçerek Kabe?nin ilk inşasını, Hz. İbrahim ile Hz. İsmail?in fedakarlığını ve şeytanla olan mücadelesini hatırladım.

Ben Kabe?yi görünce, Hz. Ömer?in Müslüman oluşunu ve güçlenen Müslümanların Kabe?ye yürüyüşünü daha da ötesi Mekke?nin fethi ile şirkin sembolü olan putların kırılışını hatırladım.

Birden gözlerim yaşarıyor. Hele Efendimiz?in (asv) doğduğu evi görünce bu evden Kabe?ye her inişinde Ebu Cehil?lerin, Ebu Leheb?lerin yoluna çıkışını, yoluna dikenler koymalarını, zulümlerini hatırladım. Gözlerim bir başka yaşardı.

Mekke sokaklarında yürüyünce, dağlarına baktım. Efendimiz (asv) aklımıza geldi. Şu yolda yürüdü, şu dağlara baktı, şu toprağa ve taşa bastı. Onun gördüğünü görüyor, onun içtiği zemzemi içiyor bir anlamda Efendimiz?le beraber Mekke sokaklarını dolaşıyorum.

Bu olayları hatırlayıp da heyecanlanmamak mümkün mü?

İşte, kutsal taş Hacerü?l-Esved yani bizim dilimizde ?Siyah Taş? da beni heyecanlandırıyor. Öpmek için mücadele ettiğim, hasreti ile yandığım cennetten indirilen Hacerü?l-Esved size el kadar yakın. Ama çok kalabalık olduğu için de bir o kadar uzak.

İşte, şimdi de Cebelü?r-Rahme?deyiz. Yani, Hz. Adem babamız ile annemiz Hz. Havva?nın yeryüzünde buluştuğu rahmet dağı. Bu dağı görünce ilk anne ve babamı hatırladım. Düşünebiliyor musunuz, ilk insan karşınızda, onunla başlayan ve günümüze kadar gelen insanın dünya yolculu ise bir film şeridi gibi insanın zihninde canlanıyor.

İşte; Hz. İbrahim?in oğlu Hz. İsmail?i Allah?a kurban etmek istediği ama Allah?ın İbrahim?i koç ile ödüllendiği mekan: Meşar-il Haram!

Vahyin başladığı Hira mağarası bizi Kur‘ân‘a bağlanmaya ve Kur‘an‘a daha fazla önem vermemize?

Hicrette efendimizin Hz. Ebu Bekir ile sığındığı Sevr mağarasında ise fedakarlığı, dostun canını kendi canından aziz olduğunu hatırlıyor ve anlamlar çıkarıyoruz.

Ancak, Mekke‘de bir çok şey bizi heyecanlandırdığı gibi bazı ayrıntılar üzmektedir.

O da, Mekke?nin kendine has mimari özelliklerin kayboluşu. İslam‘ı çağrıştıran ve hatırlatan mimari tarz neredeyse kalmamış.

İslam‘ın kalbi olan Mekke‘de, Emevilerin, Abbasilerin, Selçuklunun, Osmanlının mimarisi gözetilmediği gibi yöneticiler kendine has yeni bir İslam mimarisi de gözetmemiş.

Hacca, Umreye gelen insanlar, artık Kâbe‘den çok gökdelenlere bakıyorlar.

Maalesef bu yapı Kabe‘nin mistik havasına ve manevi güzelliğine zarar vermiş.

Yine de siz siz olun sevgili arkadaşlar, Kabe?nin o ilk günlerini hatırlatan topraklara ayaklarınızı basın. Toprağını elleyin. Dağlarına bakarak tefekkür edin olmaz mı!

(DÜŞÜNCE DÜNYASI)

MUCİZENİN DİĞER ADI: ANNE SÜTÜ

Evet anne sütü de bir mucizedir desek yerinde olur. Bu harika besinin değeri gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor. Çocuğun gerek bedeni ve gerekse ruhi yapısı üzerindeki önemi ortaya çıkıyor.

Çünkü çocuk yani bebek neye muhtaç? Öncelikle anne sütü ideal bir gıda olara karşımıza çıkıyor.

Anne sütü, çocuğun bütün yönleriyle gelişebilmesi için gerekli olan her türlü maddeyi içinde barındırmaktadır. Proteini, yağı, şekeri kısacası her şeyi hassas bir ölçüyle yerleştirilmiş faydalı bir gıda haline getirilmiştir.

Biberonlar mikrop barındırır. Çocuğun hastalıklara daha kolay ve çabuk yakalanmalarını sağlarken, anne sütü mikrop öldürücü özelliğe sahiptir. İçinde bulunan antikorlar, bilhassa ilk altı ay zarfında çocuğu hastalıklara karşı korur. Bu antikorlar onu sık ishal olmaktan kurtarır ve sütün içinde bulunan bazı proteinler bebeği enfeksiyonlardan uzak tutar.

(BİR KISSA BİN HİSSE)

HATEMİ TAİ?NİN MİSAFİRLERİ

Ebu Hureyre den rivayet olunur ki;

Abdul Kays kabilesinden bir grup Hatem?in kabrinin yanında konakladılar. Onlardan birisinin adı Ebul Hayr idi. Bu kişi Hatem?in kabrini ayağıyla tekmeledi ve alayla şöyle dedi:

? Ya Hatem! Bizi konukla (ağırla) Yani bu hareketiyle ?öldükten sonra faydan yok demek istiyordu.

O gece yattılar ve uyudular.

Sabah kalkınca Ebul Hayr gruba dedi ki:

?Develerinize iyi bakın rüyamda Hatem?i gördüm bizi kendi devemizle ağırlayacağını söyledi.?

Onlar böyle konuşurken Ebul Hayr?n devesi hastalandı hemen kestiler etini yediler ve:

?Vallahi Hatem bizi diri iken de öldükten sonrada ağırladı? dediler.

Ebul Hayr birisinin ardına bindi gitti sonra devesine binmiş kendilerine doğru gelen bir adam gördüler, adam onlara:

? Ebul Hayr hanginizdir?? Diye sordu.

?İşte filandır,? dediler.

Adam: ?Bakınız bu gece rüyamda Hatem?i gördüm. Bana ?konuklar geldi, deveni Ebul Hayr adlı kişiye ver! Binsin gitsin,? dedi. Deveyi ona verdi ve çekip gitti.

Hatem, efendimize ulaşamadan öldü. Fakat adı dillere destan oldu dünyada unutulmadı. Ahiretini ise Allah bilir. Fakat oğlu Adiyy Peygamberimize geldi Müslüman oldu kabilesinin reisi olarak kabul edildi ve geri döndü. Sonraları çok savaşlara iştirak etti. İslam ordusunun donatılmasında büyük gayretler sarf etti. Allah ondan razı olsun.

(NASREDDİN HOCA)

NE ALTIN OLDU, NE GÜMÜŞ

Bir bağ bozumu zamanı Hoca, nesi var, nesi yok, küfe küfe yükleyip evin yolunu tutmuş.

Tutmuş ya, mahalleye girince anasının avutmadığı, babasının büyütmediği yolunu kesmiş.

Kimi; ?Darısı gelecek yıla!? demiş, kimi: ?Sağlıcakla kal!? demiş. Yani, her biri bir masal okumuş.

Hani Hoca, gözleri içinde kalmasın diye verecek olmuş ama, salkım salkım verse, kesesine elvermeyecek:

?Canım, üzüm değil mi, hepsinin tadır bir!? demiş, tutup, ellerine birer çentik tutuşturmuş. Ama gelgelelim, çocuklar bunları azımsamışlar:

?Bre Hoca, bu bizim dişimizin dibinde bile kalmaz!? diye tutturmuşlar. O zaman Rahmetli:

?Hay oğlum,? demiş, ?Neler yedi bu diş, ne altın oldu ne gümüş! İyisi mi, tatmak da bir, doymak ta bir, deyin de geçin!?

(MASAL)

BOBO?NUN BALONU

Aysun KOCAMAN

Yavru köpek Bobo, bir balon buldu. Önce sahibini aramaya koyuldu. Mahallenin kedisine sordu. Mırnav balonun kendisine ait olmadığını söyledi.

Mahallenin güvercinine sordu. O da kendisine balonun ona ait olmadığını söyleyince, sahibini bulamayacağını anlayınca, Bobo balonu sahiplendi.

Ama nasıl şişirileceğini bilmiyordu. Mırnav?a sordu, daha önce hiç balonu olmadığı için nasıl şişirileceğini bilemediğini söyledi.

Güvercin?e sordu, o da hayatında hiç balon şişirmediğini söyleyince, kendi çabasıyla şişirmeye karar verdi. Önce ağzıyla balonun deliğini bir iki defa üfledi. İşe yaradı, şişmeye başladı. Fakat sonra havası inince, tekrar denedi. Evet, evet? İşte şişiyordu. Hiç durmadan nefesini balonun içine boşalttı. Şiştikçe şişti. İşte tam kıvamına geldi. Hemen balonu yerden bulduğu bir iple bağladı.

Ağzıyla ipi tuttu ve koşmaya başladı. Balon havalandıkça havalandı. Bu Bobo?nun hoşuna gitti. Bobo balonu olan ilk köpek olduğunu düşündü ve kendi kendine sevindi.

Bobo koşmaya devam etti. Karşısına mavi bir kuş çıktı o da Bobo ile balonun oyununa eşlik etti. Havada uçuşurken, gagası balona değince birden patlama sesi duyuldu.

Bobo?nun balonu patlamıştı. Mavi kuş Bobo?nun oyununu bozduğu için çok utanmıştı. Bobo?da balonu patladığı için üzülmüştü.

Mavi kuş isteyerek olmadığını söyledi Bobo?ya? Bobo patlayan balonuna öylece bakıyordu. Mavi kuş, hemen az öteden sokağın öte tarafından daha önce yerde gördüğü balonu gagasıyla getirdi Bobo?nun önüne bıraktı.

Bobo buna çok sevindi. Sonra az önce yaptığı gibi balonu şişirmeye başladı ve iple ucunu bağladı. Başladı koşmaya? Bobo yeni bir balona kavuşmuştu. Aynı zamanda yeni bir arkadaşa da.

(MİNİ TEST)

1) Serin havaların gelmesiyle birlikte içmeye başladığımız, hoş kokulu bitki çayının adı nedir?

a)siyah çay       b) ıhlamur     c)kantaron

2)  Saatimizdeki akrep ve yelkovan kuzeye bakarak üst üste gelirse saat kaç olmuş olur?

a)12:00    b)6:30   c)6:00

3)Hayvanlar aleminin en çalışkanı olarak bilinen ama uçmayan hayvan hangisidir?

a)Arı    b)Kedi   c)Karınca

4)Peygamber efendimize salavat okumak ya da salavat getirmek ne demektir?

a)sıhhat istemektir    b)dua etmektir   c)ona selam göndermektir

5) yeşili ve ayrıca kurusu da pişirilen genelde pilavla birlikte çok sevilen yemek çeşidimiz hangisidir?

a)Barbunya    b)Bulgur   c) Fasülye

6)Vücudumuzun hangi refleksinden sonra ?elhamdülillah? demeliyiz ki, Allahımıza şükürle birlikte sıhhatli olalım?

a)hapşırma    b)öksürme   c) düşme

7)Allah?ın isimleri Esma?ül Hüsna?dan hangisi aramızda sevgiyi yayar?

a)El Vedüd    b)El Basir   c)El Halık

8) Mehmet Akif Ersoy ismi bize en önce neyi hatırlatır?

a)Okul Marşlarını    b)İstiklal Marşımızı   c)Çanakkale zaferini

9)Kur?an-ı kerim?in en kısa ve ezberlenmesi en kolay olan suresi hangisidir?

a)Kevser suresi    b) İhlas suresi  c)Fatiha suresi

Ayşegül Akakuş Akgün.

(EĞLENCELİ TEKERLEMELER)

Bu dünyaya hükmeder

Ne kraldır ne de Çar

Kapalı kapıları

Her şeyden çabuk açar.

(Para)

Karadenizlilere niçin Perşembe günü fıkra anlatılmaz?

(Cuma namazında gülmesinler diye)

Süt verir eve gelmez

Ne yapayım bu malı?

(Bağ)

Babası var büklüm koca

Anası var yayla kadın

Oğlu var yabanda gezer

Kızı var gayetten güzel.

(Asma, üzüm)

Kutuplara giden zenci ne olur?

(Donar)

20 Eylül 2014 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?