Reklamı Kapat

Bölgede orman kanunları var

Bölgede orman kanunları var

Ahmet Açıkay

IŞİD nedir, kimdir, neyi amaçlıyor? NATO operasyonlarının arkasındaki temel neden ve Ortadoğu’nun yeniden dizaynı… Tüm bu yaşananları Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Gözen’e sorduk. Yıllardır bölgeye ilişkin analizler yapan Gözen hoca, çok önemli tespitlerde bulundu ve komplike bir örgüt olarak tanımladığı IŞİD üzerinden bölgesel yeni haritaların çizilmeye çalışıldığını söyledi…

Suriye ve Irak’ta ortaya çıkan IŞİD denen örgüt kimdir, nedir?

Somut olarak Suriye’nin kuzeydoğu bölgesinde 2013 yılında ortaya çıkmıştır. Ancak IŞİD 2013 yılında hemen düşünülmüş, ortaya atılmış, yapılanmış bir şey değil. Aslında oldukça komplike ve çok boyutlu bir fenomen ile karşı karşıyayız. Bu vakıanın değişik boyutları var.

Yeni yüzyılın yeni bir örgütlenme tipi mi?

Yeni demek de doğru değil. Çünkü kökeninde eskiler de var. Bunu birkaç boyutla ve kaynakla açıklamak gerekir.

Peki hocam, bu şekliyle IŞİD’i dini bir örgüt olarak anlayabilir miyiz?

İslam dünyası, yüzyılı aşkın bir süredir büyük işgallerle, büyük sorunlarla karşı karşıya. İslam ülkelerinde yüzyıldır sürekli kan akıyor ve derin sorunlar çözülemiyor. Bu sorunların nedenleri bir yönüyle Batı ülkelerinin İslam ülkelerine dönük politikalarıyla ilişkilidir. Özellikle somut olarak Filistin’de İsrail’in yaptığı katliam ve işgaller ve Batı dünyasının bu katliamlara sessiz kalması, hatta İsrail’e destek vermesi çok önemli bir sorundur. ABD’nin gelip Irak’ı ve Afganistan’ı işgal etmesi de diğer örnekler. Batı’nın bölgede Batı yanlısı devletlere destek vermesi de başka bir örnek. İslam dünyasındaki bu olumsuz gelişmelere tepki olarak da bu tür örgütler çıkıyor. Bir anlamda ‘biz İslam dünyasının sorunlarını çözmek için Batı’ya karşı savaş açmamız lazım. Batı’nın canını acıtmamız lazım. Bunu nasıl yapacağız. İşte bunu silahla yapacağız’ diyorlar.

2003 Irak işgalinin bu örgütün ortaya çıkmasında rolü yok mu? Ya da Suriye’deki iç savaşın?

ABD, Saddam’ı 2003’te devirdi ve Sünnileri sistemden dışladı. Yerine ise, yapılan seçimlerde her ne kadar ABD’nin planı olmasa da, doğal olarak Şii nüfus fazla (Irak’ın yüzde 60’ı) olduğu için Maliki’nin Şii partisi önde çıktı. Maliki, Saddam’ın destekçisi olan Baas Partisi’nin mensuplarını sistemden dışladı. Halbuki Sünniler 1950’lerden beri Irak’ta iktidardaydılar. Baas’ı Sünniler yönetiyordu. Saddam bütün sistemi Sünnilerin eline vermişti. Sünnilerin işi çok iyi, konumları iyi, güçleri yerindeydi. ABD geldi ve Sünnileri dışladı, Şiiler iktidara geldi. Bundan sonra ise Sünni bölgelerde örgütsel yapılanmalar başladı. Bunlar genelde Baas Partisi taraftarlarıydı.

Bölgede Artık Orman Kanunu İşliyor

Bu yapılar ne oldu da; bir anda küçükken büyük bir organizasyona dönüştü?

Burada önemli bir noktaya geldik. Bunlar aslında sürekli vardı. Irak’ta İntihar saldırılarını, bombalamaların çoğunu bu gruplar yapıyordu. Ancak toptan katliam ve öldürme gibi eylemler yapmıyorlardı. Peki nasıl bu örgüt büyüdü? Bunun altında bence Suriye iç savaşı meselesi var. Tepki boyutu, Irak boyutu, ABD karşıtlığı, Maliki’ye karşıtlık var; ama IŞİD’in kurulmasında esas temel neden Suriye’deki iç savaştır. Suriye’de düzenin yıkılması ve güç boşluğunun ortaya çıkmasıdır. Thomas Hobbes’un ifadesiyle “Doğa Durumu” ya da “anarşinin” ortaya çıkmasıdır. Suriye’de öyle bir iç savaş oldu ki, Esad artık Suriye’yi kontrol edemez hale geldi. Aynen Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de IŞİD’in ortaya çıkmasında temel sebep, Suriye’deki karışıklık ve otorite boşluğudur. Thomas Hobbes’un Doğa Durumu kavramı, hiçbir devlet otoritesinin olmadığı, herkesin herkesle savaştığı, kimsenin kimseyi kontrol edemediği bir durum demektir. Yani kısaca, basit anlamıyla “orman kanunudur” Bu boşluğu kim doldurdu, kim girdi? İşte burada IŞİD’in ortaya çıkmasında Selefi-Haricilik anlayışının etkisi vardır, ama aynı zamanda Suriye’de iç savaşı ve kaosu meydana getiren ülkelerin birinci derecede rolü vardır. Bu açıdan bakıldığında IŞİD aslında dinsel ve tepkisel boyutu bir tarafa, Suriye’deki kaosun müsebbibi olan devletlerin ortaya çıkardığı bir sonuçtur.

Gelelim IŞİD’in amacına. Bu örgütün amacı tam olarak nedir?

IŞİD’in amacına bakarken bu örgütü kimin, hangi devletlerin motive ettiğine ve bunların kim olduğuna bağlı olarak anlaşılabilir. Ben doğrudan söyleyeyim, lafı eğip bükmeden. IŞİD’in ortaya çıkmasında Suriye dedik ya. Bunun aktörleri ilk bakışta Esad yönetimi ve Esat karşıtı silahlı muhalefettir. Ancak bunlar kendi başlarına olayı anlamak için yeterli değildir. Bunları destekleyen bir devletler grubu var. IŞİD’in ortaya çıkmasında rol oynayan 4 devlet vardır. Bunların amaçları neyse aslında IŞİD’in de amacı odur. Siyasi desteğini İngiltere ve diğer batılı ülkeler verdi. İngiliz istihbaratının bu işin başında olduğunu düşünüyorum. Mali desteğini Suudi Arabistan ve Katar verdi. Batıdan gelen mensupların Türkiye üzerinden geçmesi nedeniyle lojistik desteğini ise isteyerek veya istemeyerek Türkiye verdi. Buradan şu sonucu çıkarabiliriz. IŞİD’in 2013’ten itibaren büyümesinde başlıca rol oynayan kişiler, Batılı ülkelerden gelenlerdir. Bu örgütün 10-15 bin militanın Batı’dan geldiği söyleniyor. Sosyolojik anlamda insan kaynağı olarak iki kesimin etkili olduğunu düşünüyorum. Bir kısmı eskiden beri bölgeden yaşayan Sinni gruplar. Bir kısmı da Batı’dan ve diğer ülkelerden geldiğini bildiğimiz cihatçılar.

NATO, Kendine Bağlı Müslüman Devletler İstiyor

Konuşmalarınızdan IŞİD’in arka planında farklı hesaplaşmaların ve başka amaçların olduğunu düşünmeye başladım. Görünmeyen amacı nedir bu örgütün?

Bu örgütün, kısa, orta ve uzun vadeli olmak üzere 3 amacı vardır. Suriye’de Esad’ı yıkmaktır ilk amacı. Çünkü Esad Nusayridir. O yüzden bunlar Suriye’ye savaşmaya geldi. Sünni ülkeler o yüzden destek verdi bu gruplara. Esad’la mücadele ederken daha acil bir sorunla karşılaştılar kendilerince. 30 Mart’ta Irak’ta bir seçim oldu ve Maliki yine önde çıktı. Şimdi Maliki’nin önde çıkması ve yeniden Başbakan olma ihtimali doğurdu. Maliki’yi başbakan yapmamak için birkaç gün içinde Musul’u işgal ettiler. Esad yerine ilk amaçları da böylelikle Irak’a döndü ve Maliki’yi başbakan yaptırmadılar. İkinci ve orta vade amaçları, Şiiliğe karşı savaşmak ve dolayısıyla İran’a karşı savaşmaktır.

NATO’nun Gelmesi İçin Işid Bahane

Burada bir çelişki ortaya çıkmıyor mu Hocam. Bazı devletlerin IŞİD’in ortaya çıkmasında aktif rolü olduğunu söylediniz. Peki son günlerde IŞİD’e karşı başlatılan NATO destekli operasyonlar ve işbirliklerine ne diyeceksiniz?

Örgütleri devletler kurar, ama bu örgütler kontrolden çıkabilir. İstemediğiniz şeyler olabilir. IŞİD mensupları kendi iradeleri ile iş yapmaya başladılar. ABD’li gazetecilerin kafalarını kesmeye başladılar. Öyle eylemler yapmaya başladılar ki, yetiştirdikleri canavar bir anda kendilerine dönmüş oldu.

Yaşanan bu olaylardan sonra da Obama 11 Eylül’ün yıldönümünde çıkıp IŞİD’e karış bir strateji açıkladı. Obama, açıkladığı strateji ile ABD’de iktidara geldiği dönemdeki söylemlerine ters düşmedi mi?

IŞİD’in arka planında İngiltere’nin ve ABD’deki Neo-Con yapılanmanın olduğunu düşünüyorum. Aslında Obama’ya da bir tuzak bu. ABD’de Neo-Conlar var Ortadoğu’da hala aktifler. Bu Neo-Conlar İslami gelişmenin önünü almak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Bunların amacı IŞİD’i devreye sokup, böylece Obama’yı da zorlamak. Obama’nın dış politikasını değiştirmek istiyorlar.

Obama’yı da İstedikleri  Noktaya Çektiler

Neo-Conlar bunu başardı mı yani?

Evet bunu başardılar. ABD vatandaşı gazetecilerin kafa kesme olayları başlayınca Obama kendi kamuoyuna karşı sessiz kalamazdı. Ağustos ayında politikasını değiştirdi ve Irak’ta hava operasyonlarına izin verdi. İktidara geldiğinden beri ilk defa Irak’ta askeri operasyona izin verdi. Obama böylece Neo-Conların terörle mücadele politikasına destek verir hale geldi.  11 Eylül’de ise bir strateji yayınladı. Böylece ABD’nin dünyadaki itibarını düzeltmeye çalışıyor.

Kendi vatandaşlarının kafası kesilirken, Obama’nın bir şey yapmaması, sessiz kalması doğru bir şey mi. Hem içerde hem de dünyada ABD imajını kurtarmak için hava operasyonlarını yapmak zorunda kaldı. Bu ise Obama’nın dış politikasının çöküşü demektir. Hani ABD, Irak’ta asker çekecekti, orada yer almayacaktı?

22 Eylül 2014 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?