İnsanın gelişim süreci

İnsanın gelişim süreci

Gelişim: İnsan, gelişimi periyodik olarak devam ederken, değişime uyum sağlamaya çalışmaktadır. Dolayısıyla, her değişim, bir uyum sürecini ve çatışmaları beraberinde getirmektedir. Değişim şu aşamalarda gelişmektedir:

-Fiziksel değişim.

-Sosyo psikolojik değişim.

Fiziksel değişim: Fiziksel değişimi belirleyen en önemli faktör, yaştır. Yaş geçip giden zamanla orantılı seyreden bir süreçtir ve zamanın akışına bağımlıdır. “Yaş kavramı”nın oluşturduğu karışıklıklar nedeniyle kimi gelişim psikologları evre (stage) kavramını kullanmayı yeğlerler. Bir bağımsız değişken olarak “evre”, “yaş”tan daha kullanışlıdır. Günümüzde, evre kavramı gelişim psikologlarınca iki anlamda kullanılmaktadır.  “Güçlü” anlamda evre kavramı, süreksizliği dile getirir. Örneğin çocuğun, hareket gelişimi, emekleme, ayağa kalkma, yürüme, koşma biçimindedir. Bu evrelerden her biri diğerinden niteliksel olarak farklıdır. Doğal olarak, gelişim evreleri, belli bir düzeneğe tabidirler ve her düzenek kendi çağında ortaya çıkar. Gelişim sürecinde varlığını sürdüren kişi, bir evreyi yaşamadan ötekine geçemez.

Bütün canlılar, gelişim sürecinde kronolojik evrelerden geçerek yaşlanırlar. İnsan türü için bu evreler, birbiriyle yakından ilgilidir ve bir önceki evrenin içeriği sonrakini etkilemektedir.

Her bireyin, ana rahmine düşmesi ve ölümle sonuçlanan, bir yaşamı vardır.

Sosyo psikolojik değişim: İnsanoğlu, yaşadığı coğrafyada her türlü ekonomik imkânlara sahip olsa da, yine kendi türüyle sosyal bir ortamda paylaşmaya ihtiyaç duyar. Bu paylaşma ağı ve sosyal ortamın oluşturulması, kişinin bağlılıklarının türünü de belirmektedir.

İnsan Toprağa Bağlıdır

Maddi anlamda bağlı olduğumuz unsurlar:  insan yapısı gereği hem maddi hem sosyo psikolojik bir varlıktır. Maddi varlığını sürdürebilmesi için, yeme, içme, uyuma gibi gereksinimlerinin giderilmesi gerekir. Kişi bu ihtiyaçlarını sağlayabilmek için, çalışmak ve ayaklarının üzerinde durmak zorundadır. Fiziksel varlığımızın devamını sürdürmek için, gerekli doneler tabiata koyulmuştur. Yüce yaratıcı insanın daha iyi bir hayat yaşayabilmesi için, tabiatı, havayı, suyu onun kullanacağı şekilde yaratmış ve bu varlıkların işleyecek kabiliyetler de vermiştir. İnsan sınırlı olan ömründe, toprağı işlemekte, suya ulaşmakta, yeryüzünde kendisine daha yaşanabilir bir yer oluşturmaktadır. Buradan yola çıkarak insanın, fiziksel varlığını devam ettirebilmesi için, yaşadığı toprağa, havaya, suya ve öteki canlılara da bağlı olduğunu söylemek mümkündür.

Bebek Anneye Bağımlıdır

Çocuklarda benlik az geliştiğinden, bebek adeta anneyle bir bütün olarak yaşamaktadır. Bu bütünlük, onu anneye bağımlı kılar. O anne yanında olduğu zamanlar kendini güvende hisseder. Bu dönem, anne, fiziksel ve duygusal varlığıyla çaresiz olan bebeğin ihtiyaçlarını gidermekte ve ona yardımcı olmaktadır. Ancak çocuk doğal gelişimini sürdürdükçe benliği gelişmektedir ve artık annenin varlığından başka sosyal çevreye de ihtiyaç duymaktadır. Gelişen benlik artık daha geniş çevrelere açılmaya doğru gitmektedir.

Kişinin, bireysel ve toplumsal yaşamında gerekli olan güven duygusunun temeli ilk bebeklik döneminde atılır. İlk bebeklik döneminde, ihtiyaçları yerinde ve zamanında giderilen ve bu noktada düzen ve huzurun sağlanması bebeğin ileriki yaşamını etkilemektedir. Bu görev bebeğin birinci derece yakınları ailesi tarafından yerine getirilmektedir. Zira bebek o dönem alıcı durumundayken, buna karşın anne verici durumundadır.

İnsan Yaşadığı Dünyaya Bağlanır

İnsan yaşadığı mekâna ve topluma bağlanır. Çünkü o duyguları olan bir varlıktır.

İnsan sevdiği kimselere bağlanır. Çünkü maddi ve manevi boyutludur. Sever sevilir, değer verir ve insanlarla bir arada yaşamak ister.

İnsan sevdiği nesnelere bağlanır. İnsan dünya üzerinde ilişkili olduğu varlıklara bağlanır. O yüzden ayrılık ona çok acı verir. Çünkü bağlandığı nesneye bir yatırım yapmıştır.

27 Eyl 2014 - 21:08 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Çin'in bulduğu ve Türkiye'de de uygulanacak olan koronavirüs aşını yaptırır mısınız?