Reklamı Kapat

Milli Çocuk 104.Sayı

Milli Çocuk 104.Sayı

Sevgili arkadaşlar;

Okullarınıza alıştınız mı? Sınıfta yeni arkadaşlar edindiniz mi?

Mutlaka yeni yeni arkadaşlıklar kurmuşsunuzdur buna eminim. Çünkü Milli Çocuk okuyucuları canlı ve heyecanlıdır biliyorum.

Bu sayımızda ?Namaz? konusuna değindik. Şimdiden namazın önemini anlarsak, ileride çok daha rahat namaz kılabilir ve bunu bir alışkanlık haline getirebiliriz diye düşünüyorum.

Çünkü ibadetimizi alışkanlık haline getirirsek, şimdiden hayatımızı düzene koyar ve ebedi hayatımızın kurtuluşuna vesile olabiliriz.

Düşünce Dünyamızda ?Uzaydaki yerçekimini? kaleme aldık. Böylelikle hayatın bir düzen içinde nasıl gittiğini tefekkür edebiliriz. Bir kıssa köşemizde sabır ve sebatın bize neler kazandırdıklarını okuyacaksınız. Masal köşemizde ?Minik solucanın dönüşü?nü kaleme aldık.

Çizgi roman kahramanımız Keloğlan bakalım Kaf dağına ulaşabildi mi? Peki ya Nasreddin Hoca?mız? Bakalım o bu hafta bize ne nükte hazırlamış?

Rabia çizgimiz tüm hızıyla devam ederken, foto şaka köşemize fotoğraf göndermeye devam edin diye çağrımızı tekrar ediyorum.

Gözleriniz inci gibi parlasın, Allah?a emanet olun.

(KAPAK)

DİNİMİN DİREĞİ: NAMAZ

Büyüklerim der ki, ?Salih amellerin tacı namazdır.?

Kur?an-ı Kerim?de imandan sonra en çok zikredilen ve hakkında vurgu yapılan ibadet, namazdır.

Zaten İslam?da ibaret denince ilk akla gelen namaz değil midir?

Namaz, Peygamber Efendimiz (asm) tarafından üzerinde hassasiyetle durulmuştur. Bir hadislerinde ?Kulun ilk olarak hesaba çekileceği amel namazdır? diyor.

Kur?an?da Ankebut suresinde der ki:

?Namazı hakkıyla eda et. Muhakkak ki, namaz, insanı ahlak dışı davranışlardan, meşru olmaya işlerden alıkor. Allah?ı (namazla) anmak, elbette en büyük fazilettir. Allah bütün işlediklerinizi bilir.? (29/45)

Annem der ki:

?Namaz insanı miraç gibi Allah huzuruna yükseltmesi ve ona kulluğunu en derin şekilde duyurması yönüyle eşsiz bir ibadettir.?

Babam der ki:

?Kıldığımız namazların her bir rekatinde, ?Allah?ım, yalnız sana ibadet eder ve yalnız Sen?den yardım dileriz? ifadesi bize her gün defalarca Allah katında sonsuz kıymeti olan ihlası ve Allah?a tevekkülü tembih eder.?

Dedem der ki:

?İnsan namaz ile Allah?a itaati öğrendiği gibi psikolojik ve sosyal açıdan da namazın yeri ayrıdır. Onun vesilesiyle toplumlar disiplini ve hayatı düzenler.?

Dayım der ki:

?Vaktinde kılınan beş vakit namaz, zamanın genişleyip bereketlenmesine vesiledir. Namazı vaktinde ve cemaatle kılma alışkanlığını kazanan her bir mü?minin hayatı hep nurlu ve bereketli geçer. Günümüzde pek çok insanın şikayet ettiği vakit darlığı ve zamanı hızla geçip gitmesi onlar için söz konusu değildir.?

Yaa böyle arkadaşlar.

Namazın öylesine çok faydası var ki, ciltler dolusu kitap almazmış.

Direkleri olmayan veya zayıf olanın binanın göçme tehlikesi olduğu gibi namazsız, imanın korunması da zordur.

İman ve namaz ikiz kardeştir.

Konumuzu İmam Rabbani Hazretlerinin Mektubat?ından namazla ilgili bir beyitle noktalayalım:

?Kıl namazı, çün saadet tacıdır

Namazı öyle bil ki, mü?minin miracıdır.

(DÜŞÜNCE DÜNYASI)

UZAYDAKİ YERÇEKİMİ

Kinattaki her cisim, diğer cisimler üzerine lav çekim tesiri gösterir.

Bu, çekim kuvveti veya çekim olarak adlandırılır.

Fakat bu çekimin gücü iki şeye bağlıdır.

Birinci olarak cisim ne kadar madde taşıyorsa, çok çeşit gücüne sahiptir.

Eğer bir cisim de az madde taşıyorsa o da çok az bir çekim gücüne sahiptir.

Mesela dünya, aydan daha fazla madde taşıdığı için dünyanın yer çekimi aydan daha kuvvetlidir.

Bunlar kainattaki fıtri kanunlar olarak Allah?ın en güzel isimlerinin yansıması olarak adlandırılır.

Peki böylesine düzen içinde kainatı yaratan Allah, hiç mümkün müdür ki, insanın derdine derman bulmasın, onu yok saysın. Haşa!

(BİR KISSA BİN HİSSE)

SABIR VE SEBATIN MÜKAFATI

Arıları beysiz karıncaları reissiz bırakmayan Cenab-ı Hak, insanlara da kitap ve peygamberler gönderdi.

Onlar bunlara uydukları sürece ilerlediler, huzuru buldular.

Yahudilere Tevrat verilmişti. Ama onlar iyi yarı yolda bıraktılar, gevşediler. Ondan sonra her işledikleri iyi iş için bir kırat yani belli ölçüde sevap verildi.

İncil?e inananlar da işi ikindi vaktine kadar götürebildiler. Ondan sonra işledikleri için aynı sevabı aldılar.

Müslümanlar ise, onlardan farklıydı. Peygamberimiz onların akşama kadar Kur?an?la amel ettiklerini bilirdi. Onlar işi yarıda bırakmayacaklardı. Onun için de kendilerin iki kırat verilecekti. Tevrat ve İncil?e inananlar buna dayanamadılar,

?Ey Rabbimiz,? dediler ?Bize birer kırat sevap verdiğin halde, Kur?an?a inananlara iki kırat verdin. Halbuki biz onlarda daha çok çalıştık.?

?Verdiğim ücrette size haksızlık mı yaptım??

?Hayır.?

?O halde bu benim ikramımdır, onu dilediğime veririm.?

Cenab-ı Hak, az bir ömürde işi sonun kadar götüren mü?minlere, böylesine mükafatı layık görmüştü.

Bize de şükretmek düşer.

(NASREDDİN HOCA)

İNEK VE BUZAĞI

Hoca?nın buzağı bir gün

Ahırdan boşalmış nasılsa

Soğan, kabak, fasulya

Bahçede ne varsa

Ezmiş ezmiş yerle mir etmiş,

Oynaya zıplaya.

Hoca, değneği kaptığı gibi

Başlamış ineğe dürtmeye

Karısı demiş ki, ?Hoca,

Girmesene günaha

İnek ne yaptı ki?!?

?İşime karışma Hatun,

Haksız iş yapar mıyım sandın

Anası terbiye eyleseydi

Buzak bahçeyi ezer miydi??

(MASAL)

Asuman Kocaman

MİNİK SOLUCANIN DÖNÜŞÜ

?Tısss, tısss!? diyerek sürünüyordu otların arasında minik yılan. Bir derdi vardı ki, kime anlatacaktı. Çünkü hiç arkadaşı yoktu. Onu görenler gözlerini faltaşı gibi açarak arkasına bakmadan kaçıyordu.

Neden korkuyorlardı ki, onlara hiçbir zararı dokunmamıştı.

Böylesi dertli dertli gezinirken, yine kendisi gibi sürüngen bir yaratık gördü.

Üstelik bu yaratık kaçmıyor, ona doğru geliyordu.

?Merhaba!? dedi.

Minik yılan şaşırdı, o da, ?Merhaba? dedi kekeleyerek ve ekledi:

?Benden korkmuyor musun küçük sürüngen?? dedi minik yılan.

?Hayır. Çünkü ben de senin gibi sürünüyorum, bak!? dedi.

?Sen hangi gillerdensin?? dedi minik yılan.

?Ben solucanım. Annem öyle der. Solucanlar da siz yılanlar gibi sürünerek yaşarlar.?

?O zaman seninle arkadaş olup, oyun oynayabiliriz? dedi.

?Evet!? dedi solucan.

Hoplaya/zıplaya oyun oynadılar akşama kadar. Neler neler oynamadılar ki, yaprakların arasında saklambaç oynadılar, sürünerek birbirlerini ?ebe?lediler. Ağaçların gövdesine tırmanarak en yükseğa çıkma yarışı yaptılar.

Sonunda nefes nefese kalınca yoruldular. Akşam olunca, ertesi sabah buluşmak üzere sözleşip yuvalarına dağıldılar.

Ertesi gün minik yılan buluşacakları yere geldi. Ama minik solucanı göremedi. Biraz daha bekledi. Yok. Minik solucan o gün hiç gelmedi. ?Belki de gelemedi? diye düşündü minik yılan.

Yuvasına doğru üzgün bir şekilde geri döndü minik yılan. Bir sonraki gün de geldi minik yılan. Sonraki günler de? Yok. Anlaşılan bir daha göremeyeceğim onu diye üzüntülü bir şekilde geri dönerken, arkasından bir ses duydu, ?O bir daha hiç gelmeyecek!? diyordu. Geri dönüp baktığında minik solucanın annesi olduğu anlaşılan büyük bir solucan duruyordu. ?Onu balıkçılar yakaladı ve bir daha hiç göremedim minik yavrumu? dedi üzüntülü bir şekilde.

?Neden?? diye sordu minik yılan.

?Çünkü balıkçılar solucanları, balıklara yem yapmak için oltanın ucuna takıyorlar. Yani onları yem olarak kullanıyor ve balıkları öyle avlıyorlar? dedi.

Minik yılan ?Ama bu çok vahşice? diye söylendi. Minik yılan geçmiş olsun dedikten sonra üzüntülü bir şekilde eve dönerken, dostunu düşündü. ?Acaba yaşıyor muydu?? diye söylendi. ?Bir umut. Belki de yaşıyordur. Çıkmadık candan umut kesilmez? diye söylendi.

Bir sonraki gün de yine bir umut diyerek buluşacakları yere gitti. O da ne? Gözlerine inanamadı. Evet, minik solucan oradaydı ve kendisini bekliyordu. Sevinçle sürünerek yanına yaklaştı. Birbirlerine sevinçle sarıldılar.

?Demek insanların elinden kurtuldun?? diye sordu.

?Evet. Bir balıkçı beni oltanın ucuna taktıktan sonra, suyun dibine soktu. Kocaman balık geldiğinde beni yemeye çalıştı. Ama her nasılsa oltanın sivri ucundan kurtuldum. Sürünerek kıyıya ulaştım ve şimdi buradayım.?

?Yaşasın. İyi ki kurtuldun. Şimdi doğru annene gidip müjdeyi verelim? dedi.

İki arkadaş yan yana, minik solucanın yuvasına doğru yol almaya başladılar. İkisi de birbirine kavuştukları için sevinçten havaya uçuyorlardı.

(MİNİ TEST)

(EĞLENCELİ TEKERLEMELER)

Altı saçak

Üstü bacak.

(Ağaç)

Kim ?yeter çektiğim? diye bağırır?

(Fotoğraf makinası)

Gece gündüz yufka açar!

(Deniz)

Şehirden şehre koşarım,

Köyden köye giderim

Fakat

Hiç hareket edemem.

(Yol)

Ağzı vardır konuşmaz,

Yatağı vardır,

Fakat hiç uyumaz.

(Akarsu)

27 Eylül 2014 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?